Sürpriz!!! Bölüm bugün gelmeyecekti ama vkook twitter'a video atınca dayanamadım.... Bir gün oldu sadece ama umarım özlemişsinizdir! ♡
İyi okumalar, lütfen desteğinizi eksik etmeyin😍
Yer: Kim Dairesi, Seul
Tarih: 28.09.2016 07.40
Perdelerimin arasından kaçak olarak giren gün ışığı, kirpiklerimi kaşındırarak gözlerimi açmamı emrederken biraz daha uyumak için kafamı diğer tarafa çevirdim ve uyku sersemi halimle saçlarımın hareket ettiğini anladım. Açık pencereden giren rüzgar, saç tutamlarıma bu kadar naif dokunabilir miydi?
Yarım kalan efsanevi rüyamı -evet, içinde jungkook vardı ama yalnızca bir parkta oturup gün batımını izliyorduk, neden pislik şeyler düşünüyorsunuz(?)- sürdürmek için uyanmaya başlayan bedenimi zorladım ve gözlerimi sıkarak açılmasını engelledim. O sırada hayal mi gerçek mi olduğunu kestiremediğim dokunuşlar; saçlarımdan, enseme, oradan da sırtıma ilerliyordu. Bir adamın parmak uçları, sessizce ve daha fazlasını istemeden tenimi keşfederken kafamı güneşin geldiği yere döndürdüm.
Yanımda uzanan adamın, Jeon Jungkook olduğunu hatırlamayacak kadar aptaldım.
Yatakta bir sarsılma oldu ve dokunuşlarıyla mest olduğum parmak uçları, yanaklarımı okşadı ve bazanın üstündeki ağırlık azaldı. Bacaklarımı rahatlamışçasına yatakta açarken bir öksürük sesi duydum.
Gözlerimi açtığımda Jungkook, tam karşımda, çalışma masamın sandalyesine yaslanmış ve kollarını göğsünde kavuşturmuştu. Eh... Yarı çıplak olmasını dilerdim fakat üzerinde, kendisine dar gelen gri eşofman altım ve fıstık yeşili bir Ed Sheeran tişörtü varken o kadar da çekici değildi.
Yüce Tanrım, yalan söylüyorum.
O benim kıyafetlerimin içinde üç yüz kat daha seksiydi.
Kendimi tokatlamak isterken ona -muhtemelen- dağılmış saçlarım, çapak birikmiş gözlerim ve ağzı burnu bir tarafa kaymış pijamamla baktım. Çocuk benden hoşlandıysa bile bu vakitten sonra birlikte bir gelecek düşünmezdi herhalde. Aish, neden uyandığımda onun gibi bir heykele dönüşemiyordum?
Bana, benim beyin hücrelerimin anlayamayacağı şekilde bakarken kaşlarımı kaldırdım ve transtan çıkmış gibi kafasını sallamasına neden oldu. Bu kadar uzun bakmasının sebebi, bir insan sabah nasıl bu kadar kötü görünebilir diye düşünmesi olabilirdi.
Ama bunu düşünse daha iyi, diyebileceğim başka bir hareket yaptı.
"Video," dedi gözlerini kısıp yatağın dağılmış haliyle iç çekerken. "perşembe günü elimde olsun."
"Ne videosu?" dedim, yutkunarak onu izlemeye devam ettiğimde.
"Partide sana söylediğim..." dedi ve eliyle alt tarafını göstererek ukala bir gülüş attı.
"Çok beklersin," dedim omuz silkerek ve sırtımı yatak başlığına koyup ayaklarımla üstümdeki yorganı dövdüm. "hem seni evimde misafir ettim. Bana borçlusun."
"Sana borçlu değilim," dedi, boynunu kütletirken. Ardından dayandığı yerden ayrılıp yatağın ayak ucuna oturdu. Üstünde okul gömleği olsa bu sinir bozucu konuşma daha anlamlı olurdu ama kollarını sıkan, aşırı dar yeşil bir tişörtle onu ciddiye alamıyordum. "sen salaksın."
Hadi ama, ona pansuman yapmıştım. Üstüne burada kalmasına izim vermiş, uyuması için yatağımı açmıştım! Her şeye rağmen yine salak ben oluyordum? Teşekkür etmesi gerekmiyor muydu? Ne saçmalıyordu bu züppe?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
classroom :: vkook
FanfictionGözlerinizi, size yabancı olan birinin gözlerine değdirdiğinizde o kaçamak bakışların kaç saniye sürdüğünü saydığınız oldu mu? Benim, oldu. Tam tamına on dokuz saniye.
