Bölümün ilhamı, medyadaki şarkıya ait!
Umarım ağlamazsınız, ben yazarken ağladım... Çokça feels geçirten bir güne hiç yakışmadı ama bunun olması gerekiyordu. 😔
Hepinize iyi okumalar!💜
Yer: Seul Sanat Lisesi, kafeterya
Tarih: 07.10.2016 13.05
Gözlerimi kapatacak kadar uzamış kırmızı saçlarım, siyah saç diplerimi belli ederken sıkıntıyla nefesimi üfledim ve görüş açımın açılmasını sağladım. Karşımdaki Jimin, kıtlıktan çıkmış gibi yemeğini yerken parmak patatesi ketçaba batırdım ve akşamdan kalmanın verdiği rahatsız his ile ağzıma soktum. Şaka gibiydi ama gerçekten, hiçbir şey hatırlamıyordum.
Parça parça anılar, film karesi gibi zihnimde dönüyordu ve rüya olma ihtimalinin yüzde yüz olduğu olaylar içten içte beni korkutuyordu. Hadi ama, Jungkook'u yaşadığımız yeryüzünde yatağa atmış olamazdım, değil mi?
Hem öyle bir şey olsaydı, o pislik bu fırsatı kaçırmazdı ki.
Günlerdir ona yüz vermiyordum -en azından ben öyle sanıyordum- ve nefret etmeye çalışmalarım iyi gidiyor gibiydi. Onun peşinde koşan gerizekalı kızlar gibi olmayacaktım. Belki erkekler gibi olurdum fakat tanrım, üzerinde sade bembeyaz bir tişört dahi onun kusursuz gösterirken ondan nasıl nefret edebilirdim?
Ah, doğru. Bu kadar yakışıklı olabildiği için ondan nefret edebilirdim.
Saçlarım kabardığı için iki yana ayırdım ve burnumun üzerine düşen gözlüğümü düzelttip derin bir nefes aldım. Patates kızartması bile diken üstündeki ruh halimi düzeltmiyor, ketçabı çeneme kadar bulamış olsam da eğlenemiyordum.
O sırada masanın altından Jimin'in bacaklarına tekme atmak istedim.
"Siktir!" diye bağırdığında, kaşlarım havalandı ve merakla devamını bekledim. "Ayağın şeyime geldi, aptal."
"Özür dilerim, mochi." dedim, bir patates daha ağzıma tıkarken. Giderek daha çok kilo alacaktım ve daha az seksi olacaktım; böylece Jeon -Mükemmel- Jungkook beni asla sevmeyecekti. "Bugün kafam yerinde değil."
"Yoongi Hyung, bana verdiğin bu darbeden dolayı seni pataklayabilirdi ama şükret, en iyi arkadaşımsın."
Hafif gülümseyişi benim de gülümsememi sağladı ve pis ağzımla kolamdan içerken yağlı parmakları hiçbir yere dokundurmamaya çalışıyordum.
"Sana dokunanlara bile bu kadar sert davranıyorsa, sana nasıl davranıyordur bilemiyorum. Yanlış anlama," diye açıklama yaptığımda, zaten yanlış anlamayacağını düşünüyordum. "ama ilişki konusunda çok zor biri gibi görünüyor, Yoongi Hyung."
"Canımı acıtmıyor," dedi Jimin, utanarak gözlerini kaçırdığında. "hatta üstüme titriyor."
Çorba kaşığını dişleriyle silip yutkunurken konuyu kapamaya çalıştım ve gözlerimin neden birden dolduğunu çözmeye çalıştım. Sanki... Hayallerimde kendimi Jimin'in yerine koyup Yoongi'nin yerine Jungkook'u koyarak birbirimize güzel bir gelecek yaratıyordum.
Onun benden başkasını görmediği.
Gülerek kafamı iki yana salladım ve aklımdaki saçma sapan düşünceleri sildim. Jeon Jungkook, benden başkasını her zaman görürdü. Onun duyguları yoktu, bir kere. Uyku numarası da beni kandırmak içindir kesin. Bunları söylemek bile benim için o kadar zor ki.
Her şeyinizi onun için ortaya koyabileceğiniz birine güvenememek?
Hep ikilimde kalıp feda edeceklerinizin karşılığını bulamayacağınızı bilmek?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
classroom :: vkook
FanfictionGözlerinizi, size yabancı olan birinin gözlerine değdirdiğinizde o kaçamak bakışların kaç saniye sürdüğünü saydığınız oldu mu? Benim, oldu. Tam tamına on dokuz saniye.
