49 • Geçmiş

7.7K 1.1K 239
                                        

Multimedya: Anthony Evans

Keyifli Okumalar...

Askerlere çıkmalarını işaret ettiğimden beri, elimde Tony'nin hücresinin anahtarlarını çevirerek, ona bakıyordum. O sırtını duvara yaslamışken benim sırtım arkamdaki boş hücrenin parmaklarına yaslıydı. İkimizde tek kelime etmiyorduk.

Ardından ağır hareketlerle ayağa kalktım ve hücresinin önünde durdum. Elimdeki anahtarla kapıyı açarken o da sessizce beni izliyordu. Güçlendirilmiş demir parmaklıklı kapıyı açıp içeri girdiğimde ona doğru adımladım ve yanına oturup sırtımı onun gibi duvara verdim.

Uzun süre sessizliği dinlesek de derin bir nefes alıp bir soruyla sessizliği bozdum. "Felix beni yeryüzüne araştırma yapmak için görevlendirdiğinde ne yaptığını hatırlıyor musun?"

Hafif bir nefes aldığını duydum. "Görevi getiren askerin kolunu koparmıştım. Sıra diğer koluna geçmişti ki..."

"Seni duvara fırlattım." diye tamamladım.

"Bir kaç kemiğimi kırmıştın," dedi neşesiz bir gülüşle.

"Sonra zindana kapatıldın ve ben o göreve yine de gitmek zorunda kaldım."

"Bunu neden anlatıyorsun Mel?" dedi sorgularcasına.

Burukça gülümsedim. "Sen beni korumaya çalışırken aslında hep kendini tehlikeye attın Tony."

"Yine olsa aynı şeyi yaparım, biliyorsun."

"Biliyorum." dedim tereddütsüzce. Başımı sonunda ona doğru çevirdim, o da bana bakıyordu. İçimde bir savaş başlatan onlarca sorudan belki de en önemlisini sorarak o konuşma başlangıcını yaptım.

"Bunu anneme neden yaptın Tony?"

Bakışlarını benden kaçırıp tavana çevirdi. Konuştuğunda sesi haddinden fazla kısıktı. "Ölüm getirenleri duydun mu hiç?"

Ölüm getirenler... Sadece kan ve vahşetle besleyen vampirlere verilen isimdi. Yani sadece öyle olduğunu duymuştum. Dünya yok olduktan sonra Sepulcrum'da onlara dair hiçbir ibareye rastlanmamıştı.

Başımı sallayınca devam etti. "Ben bir ölüm getirendim. Vahşetten haz alırdım Mel ama kardeşim Brandon öyle değildi. O hep beni durdurmaya çalıştı. Bana ayak bağı olduğu için ondan nefret ettim ve... sonunda ona bir ders vermek istedim."

"Sevdiği kadını öldürerek..." dedim zorlukla.

Yutkundu. "Anneni seviyordu. Babanla evli olduğunu, hatta hamile olduğunu bilmesine rağmen onu seviyordu. Uzaktan uzağa saf bir aşk. O mutlu oldukça Brandon da mutluydu. Eğer ondan bu aşkı alırsam benden nefret edeceğini ve rahat bırakacağını düşündüm. Ve yaptım. İstediğime kavuşmuştum da. Sonra ise..."

Benim dinlediklerim, onun ise söyledikleri ikimize de ağır gelse de, "Sonra?" diye sordum.

"Pişmanlık Mel." dedi acı bir gülümseyişle. "Sonrası ağır bir pişmanlık... Sadece Brandon'ın baskılarından kurtulmak isterken onu kaybetmenin nasıl ağır olacağını hiç hesaplayamadım. Ve annenin ölümününde böylesine bir vicdan azabı vereceğini... Kadının kocasının beni aradığını duymuştum ama ben istemedikçe beni bulamazdı. Bulamadı da. Onun Darian olduğunu ise hiç düşünmemiştim."

"Bu... sana hiç benzemiyor," dedim bakışlarımı karşımdaki parmaklıklara çevirerek. "Hem de hiç!"

"Çünkü eski beni hiç tanımadın."

MEZARBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin