1.Bölüm. "Dövüş."

74.5K 2.5K 207
                                        

*Bu bölümü giriş bölümündeki güzel yorumu ve tavsiyesi için AslTekin'e ithaf ediyorum*

Medya: Karakterlerin bir kısmı.

İyi okumalar! 

••

Yazar notu: Hikayemi yavaş yavaş düzenleyip güncelliyordum ama üzerinden yıllar geçti ve artık düzenlemenin bana ekstra bir yük olacağını fark ettim. Ortalarda birkaç bölüm biraz... farklı bir dille yazılmış gibi gelebilir, üzgünüm. Hikayeye küçükken başlayıp daha olgun olduğum bir dönemde bitirdiğim için biraz farklılık sezebilirsiniz. Her şeye rağmen kendinizden bir şeyler bulacağınıza eminim.

Derin'in yıkıntısına hoş geldiniz.

|Düzenlendi.|

1.BÖLÜM. "DÖVÜŞ."

Kalbimin göğüs kafesimi parçalayarak attığını hissedebiliyordum. Endişelerimi boğazıma dizdim ve sertçe yutkundum. Sert gözükmeye çalışarak patronun tam gözlerine bakıyordum. Son sözlerimden sonra patronun yanında oturan kişi umursamaz bir tavırla kafasını öne eğmişti ve sigarasını yakmıştı. En nefret ettiğim şeylerden birinin yapılmasına şahit olduğumda, gözlerimi devirmemek için kendimi zor tuttum. Umursamazlık. Küçümseme.

Gözlerim, sadece kısa bir an O'na doğru kaydı. Uzun kahverengi saçları ve buradan siyah gibi gözüken gözleri vardı. Yüzünde en ufak bir iz olmamasına karşın, ciddi bir duruşu vardı. Sigarayı elinde nazikçe tutuyordu. Sanki hayattaki en önemli şeyiymiş gibi. Gözlerim sigarasından düşen külleri takip etti ve daha sonrasına kafamı tekrar patrona çevirdim. Sigara içmeyi bir sanatmışçasına yapıyordu.

"Pekâlâ," diye söylendi duruşunu düzeltirken. "Ama bunun için bana bir şey vermen gerek. Bunu biliyorsun, değil mi?" Bu kadar gergin durması, omuzlarımı dikleştirmeme sebep olmuştu. Yüzüne baktım. Hislerini anlamak imkânsızdı. En ufak bir kas oynamıyordu sanki. Cevap vermem gerektiği aklıma gelince, kafesi sertçe masaya bıraktım ve üzerindeki çarşafı hızla çektim. Akciğerlerimi nefes ile doldurup gözlerimi patrona dikerken, "Adı Dob," dedim. "Küçük olduğunun farkındayım ama o bir polis köpeği. Burnu çok sağlamdır. İzleri takip etmekte üstüne yoktur. Onu kullanabilirsiniz. Bir iz sürücü olarak."

"Köpeklerden haz etmem," Gözlerimi istemsizce devirdim. "Ama öte yandan, bu it torbası işime yarayabilir. Evet, kabul ediyorum. Dövüşlere katıl. Kuralları biliyorsun. Kazan, bin lirayı ve köpeğini al git. Kaybedersen, köpek bizde ve sende şu arkadaki köpeklerle birlikte takılırsın," Omuzlarımdan arkama doğru baktım ve bana doğru bakan iri yarı adamları fark ettim. "Müşterilerimin istekleri benim için her zaman önemli. Ve onlar, seni istiyor."

"İki bin," diye inatlaştım. Patron gülümsedi ve ellerini dizlerine yasladı. "Kim en iyiyse onu çıkarın. Son kararım, iki bin."

Patron beni iyice süzdü. Yanındaki erkek sigarasını söndürdü ve deri koltukta yayılarak oturmaya başladı. Kafasını geriye attı ve öylece durup beni süzmeye başladı. Bakışlarının yoğunluğu, beni rahatsız etmek ile kalmıyor, adeta tenime işliyordu.

"Sana yazık olacak," diye fısıldadı. "Ama sen bilirsin. Git, hazırlan."

Arkamı döndüm ve duraksamadan Ecmel'e doğru ilerlemeye başladım. Ta ki, sırtım duvara yaslanana kadar. Belimin acısıyla kısa bir an gözlerimi yumdum ve açtığımda, karşımda yeşil gözlü biri duruyordu. Kumral saçlarını fark ettiğimde, kim olduğunu hemen anladım. "Benden kaçamayacağını bilmeliydin."

YIKINTIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin