MEDYA: Derin ve Poyraz'ın bölümde geçen halleri.
PLAYLİST: İmagine Dragons-Gold
--
Kalemin ucunu ritmik hareketlerle sıraya vurmaya devam ettim ve etrafımdaki hayvan seslerini duymamaya çalıştım. Evet, okuldaydım.
"Hey," dedi Ecmel omzuma vururken. Dikkatimi tahtadan ayırmayarak ona göz ucuyla baktım. "İyi misin?"
"Evet, niye?"
"Hiç." dedi benim gibi tahtaya bakarken. Artık dip boyası gelmiş olan tarih öğretmenimiz, tahtaya bir şeyler çiziyor ve sadece kendinin duyabileceği şekilde anlatıyordu. Ona daha yüksek sesle ders anlatmasını söylemeliydim.
Mavi ceketimin kollarını iyice çekerek, dövüşten kalan izlerimi kapamaya çalıştım. Ecmel henüz fark etmemişti. Etmesini de istemiyordum. Bir sürü soru soracak ve yine kafamı şişirecekti. Anlatmak istemediğim konular hakkında bana soru sorulmasından nefret ediyordum.
Dövüşün üzerinden iki gün geçmişti. O süre zarfında, okul ile ev arasında mekik dokumuştum. Ayrıca annem ile görüşüp ne zaman geleceğini sormuştum. Daha orada kalmayı düşündüğünü söyledi. Sanırım bu iyi bir şey. En azından birileri düzelmeye çalışıyor. Benim yaptığımın tersi olarak.
"Çocuklar?" Tarih öğretmenimiz Beyza Hanım, bize doğru döndü ve kısık çıkan sesiyle bağırdı. O kadar tiz bir ses duyulmuştu ki, herkes yerine oturdu ve öğretmene bakmaya devam etti. "Bu yıl son seneniz. Bir şeyler öğrenmeye çalışsanız, ha?"
Sınıftan ses çıkmayınca tahtaya tekrardan döndü ve bir şeyler karalamaya devam etti. Sonunda tahtaya son kez baktıktan sonra yerine oturdu ve ellerini çenesinin altında birleştirmeden önce gözlüğünü ittirdi. "Tahtadakileri yazmanız için beş dakikanız var. Sonra sileceğim. Ve emin olun, bu notları hiçbir yerde bulamazsınız. Süreniz..." dedi kolundaki eski saate bakarken. Bu öğretmeni seviyordum ve bu notları bir daha hiçbir yerde bulamayacağımın farkındaydım. "Başladı."
Sınıf aynı anda yazmaya başladığında önceden geçirmeye başladığım için şükrettim. Artık önemseyeceğim bir şey kalmamıştı. Sınav hariç. Şu sınavı da atlatınca bir sorunum kalmayacaktı. Sonra üniversiteye geçecek ve biraz olsun rahatlayacaktım. Kalemimi sıranın üzerine bıraktığımda, sınıfı yarısından çoğu yazıyordu. Geriye doğru yaslandım ve pencereden dışarısını seyretmeye başladım. "Derin?" Beyza hoca adımı seslendiğinde kaşlarımı istemsizce çattım ve oraya doğru baktım. "Evet hocam?"
"Yazdın mı?"
"Evet?" dedim heceleyerek. Kafasını olumlu anlamında salladı. "Tahtaya çıkıp bizim için konuyu özetler misin?"
Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır!
"Tabii." Ecmel gülerken ayağa kalktım ve kalkmasını bekledim. Ecmel hiç vakit kaybetmeyerek ayağa kalktı ve bana doğru bakıp dudağını dişledi. Gözlerimi devirdikten hemen sonra eteğimi düzelttim ve tahtaya doğru ilerlemeye devam ettim.
Okulda en nefret ettiğim şeyler sıralamasında ilk sırayı şüphesiz tahtaya çıkmak alıyordu. Bundan nefret ediyordum. Ne gerek vardı ki? Hiçbir şeyden anlamayan, sınavı takmayan kişilere konu anlatmak istemiyordum.
Ve tam o sırada zil çaldı.
İçimden çığlık atarken tarih hocamıza bakıp acı bir gülümseme yolladım. Geriye dönüp çantamı aldım ve Ecmel'in kolunda tutup sınıftan çıktım. "İyi şans." dedi Ecmel gülerken. Bahçeye çıktığımızda ciğerlerimi temiz hava ile doldurdum ve Ecmel'in kolunu bıraktım. "Gidelim şu cehennemden artık."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YIKINTI
Novela JuvenilYayınlama Tarihi:6 Temmuz 2014 [Tamamlandı, düzenlemede.] •Bu ad ile yayınlanan ilk hikayedir. Taklitleri değil, aslını okuyun.• ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Dizlerini karnına çekmiş, boş gözlerle evine girip çıkanları izleyen küçük bir kız çocuğu. Ağlamaktan ko...
