Ozan Deniz: Ne kadar aptalım değil mi?
(Mesajınız gönderilemedi.)
Ozan Deniz: Hâlâ sana tutunmak için bahaneler arıyorum.
(Mesajınız gönderilemedi.)
YOSUN |Texting adlı hikayenin devamıdır. Konuyu tam olarak anlamanız için ilk önce onu okumanızı ta...
Joseph: Buna verebileceğim bir cevabım yok, bebeğim.
Joseph: Ama inan
Joseph: Seni, kimse gibi sevmiyorum.
Joseph: Sen hepsinden özelsin.
Yağmur yazıyor...
Yağmur çevrimiçi
Yağmur yazıyor...
Yağmur: Hiç ölümü düşündün mü?
Yağmur: Kalbinin durduğunu
Yağmur: Nefes alamadığını
Yağmur: Gözlerini sonsuza dek kapattığını...
Yağmur: O güzel yüzünün çürüdüğünü hiç düşündün mü?
Joseph yazıyor...
Joseph çevrimiçi
Joseph yazıyor...
Joseph: İyi misin?
Joseph: İntihar etmeyi düşünmüyorsun, değil mi?
Yağmur yazıyor...
Yağmur çevrimiçi
Yağmur yazıyor...
Yağmur: Bunu kendine neden yapıyorsun?
Joseph: Seni anlayamıyorum, Yağmur.
Joseph: Neredesin?
Yağmur: Sen neredeysen, ben de oradayım Joseph.
Yağmur: Koskocaman bir hiçlikteyim.
Yağmur: Elimi sana uzatıyorum ama tutabilir misin, bilmiyorum.
Yağmur: Sen benim en iyi dostumdun.
Yağmur: Biz neden bu hâle geldik?
Yağmur: Biz neden bu dostluğu ateşe verdik?
Yağmur: Elimi tut, Joseph.
Yağmur: Elimizi tut. ●Görüldü.
------
Birkaç zaman öncesine kadar gülerek kahvaltımızı ettiğimiz mutfak masasına, ölüm sessizliği yayıldı. Suçlu birer çocuk gibi Yağmur'un karşısına oturmuştuk ve onun gözlerinin içine bakamıyorduk ama o gözlerini bizden ayırmıyordu.
"Sizi suçladığım için özür dilerim," dedi. Beyaz bayrakla bize ilerleyen taraf o olmuştu. Fakat benimle hâlâ savaştığını düşünüyordum. Yağmur, bayrağı bana değil Jessica'ya uzatmıştı.
"Tatlım, biz sadece senin üzülmeni istemiyoruz."
Jessica, sakladığı ellerini Yağmur'un ellerinin üzerine örttü. Bende onun ellerini örtmek isterdim. Fakat bu şansı çoktan kaybetmiştim.
"Alexle konuştum. Bana Joseph'in takıldığı kızların çok tekin olmadığını söyledi. Hap, toz, ot... Sanırım Joseph, o kızlarla beraber denemek istedi."
Yağmur'un dudaklarından bir kıkırtı yükseldi. Neşeden uzaktı ve saf alay barındırıyordu. Gözlerini aynı alayla devirdi ve gözlerime dikti.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Bana hep sorduğun sorunun cevabını almak ister misin?"
Ona bu aralar sorduğum tek soru sürekli cevapsız kalıyordu. Josephle neden görüşüyordu? Bu soruyu kendime sorduğumda bir cevap alamıyordum. Ona sorduğumda ise beni geçiştiriyordu.
"Demek ki sadece bizim sakladığımız sırlar yokmuş, Jess."
Zehirli kelimelerim dudaklarımdan döküldüğünde onları geri almak istedim. Bunun için çok geçti. Onunla aramızdaki savaşı bitirmek için uğraşıyordum ama kelimelerim kendini tutamıyordu. Onları kontrol edemiyordum. Çünkü bu savaşı kazanmak istiyordum.
"Bununla sırlarını bir tutman ne kadar üzücü."
Gözleri gözlerimden ayrılmadı. Dudaklarım yana kıvrıldı. Birbirimizle savaşmaktan birbirimiz için savaşamıyorduk.
"Sır sırdır, öyle değil mi?"
----
Yağmur: Bu yaptığında neydi?
Deniz: Bir şey yapmıyorum.
Yağmur: Yapıyorsun.
Yağmur: Bana neden düşmanınmışım gibi davranıyorsun?
Deniz yazıyor...
Deniz çevrimiçi
Deniz yazıyor...
Deniz: Sen bana neden düşmanınmışım gibi davrandın?