**duyguyu almak için ne yapın edin,medyadaki şarkıyla okuyun.
"S-sen kimsin ?"Dedim kitabı kapatıp masaya koyarken.
Bana doğru ilerlemeye başladı."Ben,"Dedi , yerimden kalkamamıştım ve o tam önüne gelmişti,parfümünün okyanus kokusu burnumu dolduruyordu; Taeyong parfüm sıkmazdı ve kimse onun gibi kokmazdı."Mark Lee."
Mark.
Benim peşimde olan ve onun yüzünden hayatım tehlikede olan kişi.
"Ne istiyorsun benden ?"Dedim ayağa kalkıp,koltuğun arkasına doğru yürüyerek ama ayağa kalktığımda saniyelik de olsa dip dibe gelmiştik ve bu onun çok hoşuna gitmişti."Neden buradasın,Taeyong nerede ?"
"Sevgilin aşağıda ağlaya ağlaya viskisini içiyor."Dedi kahkaha atarak,hareketleri,mimikleri,refleksleri normal değildi."Geri zekalı ,"Dedi kendi kendine konuşarak, bu lafları Taeyong'aydı."Benimle kumara girmemesi gerektiğini öğrenmiş olmalıydı."
"Buradan git."Dedim yüzüne sert bir biçimle bakarak.
"Gidiyorum,"Dedi birden başını havaya kaldırarak.Dediğim gibi,hareketleri sağlıklı bir insanın yapacağı tarzda hareketler değildi,korkuyordum."Ama sende geliyorsun."
Bir adım daha geriye attım, o da bir adım yaklaştı."Ne diyorsun sen, yaklaşma bana !"
"Yura,Yura,Yura."Diye mırıldandı tekerleme söyler gibi."Çok yanlış insanlara güveniyorsun."
Sırtım duvara değdi,"Sana güvenmiyorum."
"Herkes sahte,"Dedi ,burunlarımız neredeyse birbirine değecekti,kahverengi gözlerindeki acı gözlerimi doldurdu."Ama ben gerçeğim."
Başımı olumsuz anlamda salladım.
Bağırmaya yeltendim ,koluma saplanan ince bir şeyle bakışlarım oraya düştü.
Bir iğne.
İçinde kırmızı bir sıvı var.
Kırmızı;düştüğüm çukurlarda bileklerime bağlanmış hayaller, umudumun hep hırsızı.
Hırsız; ruhumu yerinden söküp atıp,sana ayırdığım yeri nasıl incitebildin,hırsız.
Sonra bir anda her şey karardı.
♤
Uyandığımda,çok rahat bir yatakta yatıyordum.Terlemiştim,oda çok sıcaktı ve bembeyaz döşenmişti.
Öksürdüğüm esnada bayılmamdan önce yaşananlar geldi aklıma ve elim istemsizce koluma gitti,iğneyi batırdığı koluma.
Ayağa fırladım.Gözüm hiç bir şey görmemişti ve o esnada hızlıca kapıyı açtım.Yeni uyandığım ve uyanır uyanmaz ayağa fırladığım için başım dönüyordu.
Bir anda gözümün kapanmasıyla ve burnumun acımasıyla inleyerek geri çekildim.Karşımdaki,kollarımdan tutmuştu."Hey,günaydın."
Sesini duyduğum anda ellerinden kurtulmak için sertçe geri çekildim."Taeyong nerede, burası neresi, sen ne istiyorsun benden ?"
Üstünde koyu yeşil renkli bir sweatshirt vardı.Taeyong yeşil giymezdi.Midem bulandı.
"Bunları konuşacağız Yura,ama önce gel yemek yiyelim."Dedi elini uzatarak.
Uzattığı eline bakarak histerik bir kahkaha attım ve elimi saçlarıma daldırarak kısa bir volta attım."Sen iyi misin ya , ne yemeği ne konuşması."Kaşlarımı çattım,gözlerim doldu."Ben Taeyong'a gitmek istiyorum."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
mister j ❦ lee taeyong
Fanfiction❝ Han Nehri kıyılarında cansız bedeni bulunan Kang Seojun'un ,sırtında büyük bir J harfi bulunduğu adli tıptan gelen raporla onaylandı. ❞ ©callmrakiva
