Yazar'ın ağzından:
Şirin erkenden uyanmış ve sonrasında çocuklarını da uyandırmıştı, çocuklar odasında eşyalarını valize katıyordu, Şirin de bir yandan ağlayıp bir yandan da ses yapmamaya çalışarak kıyafetlerini valize yerleştiriyordu...
En son da aile fotoğrafını en üste koymuştu ve valizi kapatmıştı, dolabın yanına koyuyordu. Tıkırtı gelmişti birden, geldiği yöne bakmıştı Şirin. Mirza uyanmış, yataktan fırlamıştı.
- Şirin şaka yapmıştın hani. Gitmeyecektin?
Mirza acınası gözlerle Şirin'ine bakıyordu. Elini tutmuştu Şirin'in.
- Hiç bir zaman şaka yapmadım Mirza, şimdi de yapmıyorum. Gerçek bu alışmalısın bir an önce.
- Anamın gerçek yüzünü görmek için böyle dememiş miydin Şirin?
- Üstünü giyin aşağı gel Mirza, uçağa geç kalacağız.
Bu söz Mirza'yı yıkmıştı. Buna dayanabilir miydi? Böyle olacağını hiç düşünmemişti. Şirin onu seviyor, onu bırakmaz diyordu hep. Ama yanılıyordu...
Şirin tek başına kahvaltı hazırlıyordu. Kendini toparlamış eski haline gelmişti. İşine odaklanıyordu.
Çocuklar ise aşağıya iniyordu teker teker. Annelerinin yanına gidiyorlardı.
- Hazır mısınız?
- Her şey hazır anne. Kahvaltı edip havalimanına gitmek kaldı.
- Hemen hazırlıyorum, Ceren kızım ekmekleri kızart...
Evdekiler yavaş yavaş aşağıya iniyorlardı, kahvaltının büyük bir kısmı hazırlanmıştı. Çocuklar masadaki yerlerine geçmişlerdi. Şirin ve Çiğdem kahvaltıdaki eksikleri tamamlayıp onlarda kahvaltı masasına geçmişlerdi. Tek eksik Mirza'ydı.
Azad:
- Mirza yok mu?
Kimseden çıt yoktu. Şirin hiç seslenmiyor, çocuklar hiç konuşmuyordu. Azad herkese baktı kimse seslenmeyince Devran'a seslendi.
- Devran amcan yukarıda odasında mı bir bak.
Devran başını sallayıp odadan çıktı. Merdivenleri tırmandı ve amcasının yatak odasına çıktı. Kapıyı tıklattı ama amcasından ses yoktu, bir daha tıklattı yine ses yoktu. En son girmeye karar verdi. Kapıyı açtı, amcası karşıya sırtını duvara yaslamış, elini başında ağlıyordu. Sessiz sessiz ağlıyordu. Yanına gitti.
- Amca ne oldu? Yengemle aranızda ne oldu?
- Devran. Yardım et amcana. Yengen gidiyor, elimden kayıp gidiyor. Sen onu durdurursun seni kıramaz o. Bir lafınla kalır. Devran bir şeyler yap! Yengenin gitmesine izin verme!
Mirza. Yıkılmıştı. Şaka yapıyor sanıyordu, annesini deniyor sanıyordu. Ama öyle değildi. Şirin'in şakası yoktu. Kafasına koymuştu gidecekti...
Devran olduğu yerden doğruldu ve aşağıya indi. Babasını yukarı götürecekti. Olsa olsa bu işi babası çözerdi.
Şirin ve çocukları hariç herkes Devran'a bakıyordu. O gelecek yanıtı bekliyorlardı.
- Baba. Amcam dosyada bir sıkıntı görmüş, senin de bakmanı istiyor.
- Amcan kahvaltı yapmıyormuş ya.
- Yapmış amca o seni bekliyor hızlı.
- Geliyorum.
Kimseyi şüphelendirmeden babasını yukarı çıkarmıştı. Azad içeri girdiğinde şaşırmıştı. Mirza'ya ne olmuştu?
- Lan oğlum ne oldu sana? Kalk çabuk! Söyle neyin var!
- Baba yengem gidiyormuş, olsa olsa sen engellersin baba. Amcam fena halde.
- Amcanın yanında kal Devran, konuyu öğrenip geleceğim.
Azad hemen aşağıya inip yerine oturmuştu.
- Hallettunuz mu?
- Hallettik ana.
Bir kaç dakika geçtikten sonra Azad konuyu açma kararı almıştı.
- Şirin kulağıma bir şeyler geldi doğru mudur?
- Hangi bir şeyler abi?
- Buradan gitme gibi.
- Doğru. Ben ve çocuklar kararımızı verdik, birazdan açıklamayı düşünüyordum ama abi sen konuyu duyduğuna göre konuşayım. En doğru karar Mirza'dan boşanıp çocuklarımı tedirgince yaşatabileceğim bir yere gideceğiz. Çocuklarda tarafını seçti ve benimle gelmek istediler.
- Ne gitmesi gelin? Bunca yıldan sonra bu da nedir?
- Sizin istediğinizi yapıyorum Nujin Hanım. Çocuklarımın güvenliği yok. Bu kararı aldım. Uçağımız da 12.00'de kalkacak.
Kimse seslenmemiş ne de olsa Şirin haklıydı. Neler yaşamıştı, onun mutluluğa huzura ihtiyacı vardı...
Son kez Ceren herkese kahve hazırlamıştı. Erkekler kendi aralarında konuşuyorlardı, kadınlar da kendi aralarında.
- Şirin gitme diyeceğim ama biliyorum gideceksin. Haklısın kötü şeyler peşini bırakmadı. Burayı terk etme diyeceğim ama o kadının mutluluğunu izlemeni istemem. Umarım huzurlu mutlu yaşarsın, eğer İstanbul'a gelirsen buluşalım bir gün.
- Umarım. Eğer gelirsem buluşuruz...
Mirza'yı odasından çıkarmayı başarmışlardı. Kendini o da toparlamıştı, yüzü hala kırmızıydı ama olsundu. İçeri de salonda oturuyordu. Kara kara düşünüyordu. Ne yapsam gitmez diye.
- Amca belki gitmesi daha iyi, belki seni özler geri döner. Biraz uzaklaşması iyi gelecektir. Neler yaşadı yengem. Kafasını dinlemesi ona iyi gelecektir.
- Gelmez o! Gelmez! Artık beni istemiyor. Ne yapsam geri gelmeyecek bunu anladım! Şirin kafasına koyduğunu yapar...
Saat 10'u geçiyordu gitme vakti gelmişti. Korumalar valizleri indiriyordu. Kadınlar bahçeden içeri geçmişlerdi.
- Bir şeyinizi unutmadınız değil mi?
Alpaslan:
- Yok anne her şey tamam.
Vedalaşmaya başlanmıştı.
- Hakkını helal et Şirinim.
- Helal olsun Çiğdem abla.
- Benim de helal olsun.
- Azad abi elini öpeyim.
Şirin Azad abinin elini öpmüştü. Çocuklarla da vedalaşmıştı Şirin. Geriye iki kişi kalmıştı. Nujin ve Mirzaydı.
- İnşallah güzel bir hayatın olur Şirin.
- İnşallah Nujin Hanım.
Büyüktür deyip zorla da olsa elini öpmüştü.
Mirza hiç yaklaşmıyordu. Şirin son kez vedalaşmak istedi. Yanına gitti. Şirin'den beklenmeyen bir hareket gelmişti. Sarılmıştı. Mirza şaşırsa da Şirin'inin kokusunu son kez içine çekmişti artık bu konu yoktu ne de olsa. Hiç bırakmak istememişti ama mecburdu. Şirin hemen ayrılmıştı.
- Umarım güzel bir hayat seni bekliyordur Şirin.
- Umarım.
Daha fazla bu ikili diyalog kuramamıştı. Şirin yanından ayrılıp çantasını yerden aldı. Son kez eski aile üyelerine bakmıştı. Sonra önüne dönmüştü. Arabaya bindiler Şirin ve çocukları. Arabanın camından el salladılar...
Havalimanına gelmişlerdi İstanbul- Londra uçağına son 1 saat kalmıştı. Uçağa yakın bir yere geçip oturdular.
1 saat oyalanmışlardı ve uçak bir kaç dakikaya kalkacaktı, yerlerine geçtiler.
Uçak kalkıyordu. Şirin şu sözleri söylemişti.
" Güle Güle İstanbul, bana yaşattıklarını kimseye yaşatmaman dileğiyle..."
GÜZEL BİR BÖLÜM GELDİ.
SİZDEN İSTEĞİM VOTE VE YORUM ATMANIZ. ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUMA
Teen FictionMirza ilk eşiyle yağmurlu bir gece de tanışmıştı. Sanki bu bir kurmaca oyundu. Tanışmasıyla evlenmesi bir olmuştu. Hayatı zorluklarla atlatacaktı. Ama. Ama kuma çıktı. Ailesinin zorla istediği kuma. O kuma hayatları değiştirmişti. O bebeği Aslanb...
