Şirin'in ağzından:
Ceren'e cevabını verememiştim. Oradan ayrılıp odamdaki tuvalete gitmiştim. Gözyaşlarımı silip yüzümü yıkadım, kızarıklık şuan daha çok artmıştı. En son çareyi kapatıcı da bulmuştum, çekmeceden bulup kızarıklığı kapatmıştım. Az sürmeme rağmen kapatmıştı. Demirle Alpaslan şüphelenmesinler diye aşağı yanlarına inmiştim.
Alpaslan:
- Anne sen de yesene.
- Ben tokum bir şeyler atıştırmıştım. Size afiyet olsun...
Çocuklar yemeği yemişlerdi, masayı toplamış, bulaşıkları da yıkamıştım. Onlarla birlikte salonda oturuyorduk. Biri televizyon izliyordu biri de telefonla uğraşıyordu. Geç saatlere kadar salonda oturdular saat 1'i geçiyordu, şimdi de uyumaya gidiyorlardı.
Onlar uyumaya giderken ben de odama çıktım üstüme bir şey almadan balkona çıkmıştım.
Bunlar başıma neden geliyordu? Tam mutluyum derken neden bir sorun çıkıyordu? Kime ne yapmıştım ben? Çocukların ikisi öğrenecek diye ödüm kopuyordu. Onlara anlatamazdım. Saklayacaktım.
Peki Mirza? O da öğrenecekti. Çünkü biz hala evliydik ve gittiğim hastane, ne yaptıysam her şey ona gidiyordu. Bunu nasıl düşünmezdim? Umarım öğrenmemiştir diye umuyordum. Düşündüm, düşündüm en son çareyi boşanmakta buldum. Boşanırsam benim ne yapıp ettiğimi bilemezdi değil mi? Hem evli kalmamı gerektirecek hiç bir şey kalmamıştı. Ayrı yaşıyorduk, farklı hayat yaşıyorduk. Yarın ilk işim boşanma işlemlerini başlatmak olacaktı...
1 Hafta Sonra:
Şirin'in ağzından:
Sabah olmuş kahvaltımızı yapıyorduk. Çocuklarımın mutlu olduklarını görünce bende mutlu oluyordum. Demir komik çocukluk anıları anlatıyordu, kardeşlerine. Gülüşüyorlardı. Cerenin telefonu çalmıştı, masadan kalkmıştı. 5 dakika sonra güler yüzle geliyordu.
Ben:
- Ne oldu yine küçük hanım?
- Asya ablayla Barış geliyormuş buraya.
Demir:
- Çok iyi haber. Alpaslan hadi yine iyisin yanına kuzenin geliyor onlarla takılırsın artık.
Çocuklar gelmelerine sevinmişken benim sevinememem. O da gelecekti. Buna emindim. Beni görmek için gelecekti. Çocukları fırsat bilip gelecekti. Belki de gelmesi işimi kolaylaştırırdı. Boşanmayı tez zamanda halledebilirdim. Şirketine dosyayı gönderecektim ama kendi geliyordu göndermeme gerek yoktu. Ona söyleyecektim.
- Anne? Nerelere daldın?
- Ha. Aklıma bir şey takıldı da onu düşünüyordum.
Söylememi bekliyordu Demir.
- Önemli bir şey değil.
Alpaslan:
- Ne zaman geliyorlarmış abla?
- Biraz sonra uçağa bineceklermiş.
Demir:
- Sabaha burada olurlar. Biz kaçalım anne. İşler yoğun bu aralar.
- İyi işler oğullarım.
Demirle Alpaslanı yolcu etmiş masaya geri dönmüştüm.
- Neden üzüldün anne gelmelerine?
- Onların gelmesine değil, baban da onlarla gelecektir. Canım ona sıkkın.
- Babam da gelir mi ki?
- Sizleri görmek için bu fırsatı kaçırmayacaktır.
Düşüncelerimi bir kenara bırakıp masayı toplamaya başladım. Masayı toplarken göğsündeki ağrı tekrar kendini belli etmişti. Elimde tabağı masaya koyup sandalyeyi çekip oturdum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUMA
Novela JuvenilMirza ilk eşiyle yağmurlu bir gece de tanışmıştı. Sanki bu bir kurmaca oyundu. Tanışmasıyla evlenmesi bir olmuştu. Hayatı zorluklarla atlatacaktı. Ama. Ama kuma çıktı. Ailesinin zorla istediği kuma. O kuma hayatları değiştirmişti. O bebeği Aslanb...
