Mirza'nın ağzından:
Bu kadın neler diyordu. "Kendi yavrunun annesini neden kaçırdın" demişti. Bu da ne demekti?
Bir an aklım durmuş ve kelimenin anlamını arıyordum. Kendi yavrun mu? Benim mi oğlumdu o çocuk? Ama. Ama o evliydi. Nasıl da benim çocuğum olup başkasıyla evlenirdi...
Ben:
- Nesrin hanım ne dediğinizin farkında mısın?
Nesrin hanım:
- Farkındayım. Kızımı ver bana. Oğluna acı Mirza Ağa.
Ailem ve ben şaşkına dönerken ben çardağa yol alırken onlar da arkamdan geliyordu.
Babam:
- Şirin kızımıza ne olmuş?
Annesi hemen konuşmaya başladı.
- Sizin oğlunuz benim kızımı kaçırdı. Kızımı hemen versin.
Annem:
- Nesrin benim oğlum niye kaçırsın kızını? Hem senin kızın evlidir.
- Be. Benim kızım evli değildir. Bu bebek de senin oğlunla benim kızımındır. Kızım millete karşı evli gibi göründü.
Ben:
- Siz benden nasıl saklarsınız? Bunun ne demek olduğunu bilmez misiniz? Hadi kızınız anlamamış ama ya siz? Buralarda büyüyüp yaşıyorsunuz.
- Ne ise cezasını sonra çekeriz. Sen kızımı ver bana.
- Bende olmayan bir şeyi nasıl verebilirim Nesrin hanım?
Sakinliğimi koruyordum. Nefesimi hızlıca koruyup konuşmama devam ettim.
- Kızınız en son neredeydi?
- Senin yanındaydı.
Cevabı gelmişti. Benim yanımda mıydı? Ben mi hatırlamıyordum. Yok yok hayır hiç görüşmemiştik ki düğünden sonra.
- Benim yanıma gelmedi. Emin misiniz?
- Evet eminim. Hatta sizin korumalardan biri gelip söylemişti o da gitmişti ve beklemiş gelmemişsin o da taksi beklerken kaçırmışlar.
- Kim cürret edebilir Mirza? Hem de seni kaçırtmış olarak?
- Bilmiyorum baba. Kim bunu yapacak kadar yürek yemişse artık. Tamam bulacağım.
Oradan kalkıp kimsenin olmadığını yere geçip adamlara talimat verdim. Mardin'i aratacaktım.
Düşündüm. Düşündüm. Kimdi bunu yapacak kadar cesareti olan? Kimdi?
Yoksa. Yoksa Doğan mıydı?
Şirin'in ağzından:
Gözlerimi açtığım da kendimi sandalye de ağzım bantla kapatılmış, ellerim, ayaklarım bağlı bir şekilde bulmuştum.
Burası da neresiydi? En son taksi bekliyordum ve gerisi yoktu hatırlayamamıştım.
Kapı açıldı ve iri yapılı siyah giyimli bir adam gelmişti. Gelirken de bana bakıp sırıtmayı unutmamıştı. Bana bakarken gözleri parıldıyordu.
- Oo prensesimiz de uyanmış? Demek Bey'imizin kalbini çalan kişi sensin.
Ne saçmalıyordu bu adam? Kimdi bu? Bir dakika bu adam. Ah nasıl tanımam.
- GEÇMİŞ -
Hastanede nöbetteydim. Nöbetimin bitmesine yaklaşık 2 saat falan kalmıştı. Oda oda gezip hastaların durumunu kontrol ediyordum. Ta ki kolumdan birinin çekmesi ile duraksamıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUMA
Ficção AdolescenteMirza ilk eşiyle yağmurlu bir gece de tanışmıştı. Sanki bu bir kurmaca oyundu. Tanışmasıyla evlenmesi bir olmuştu. Hayatı zorluklarla atlatacaktı. Ama. Ama kuma çıktı. Ailesinin zorla istediği kuma. O kuma hayatları değiştirmişti. O bebeği Aslanb...
