45. BÖLÜM

3.2K 103 38
                                        

Şirin'in ağzından:

(18 YIL SONRA):

DEMİR: 25 yaşında
CEREN: 23 yaşında
ALPASLAN: 18 yaşında

Koskoca 18 sene geçmişti. Acıyla, mutlulukla derken 43'e merdiven dayamıştım. Çocuklarım büyümüş. Demir'im babamın izinden gideceğim, demişti. Engel olmaya çalışsam da Mirza'nın da bunu desteklemesi ile daha çok hırslanmıştı şimdiden babasının izinden gidiyordu. Alpaslan'ım okuyordu. Mimar olmayı istemişti. Babası onu da kendine çekecekti ama küçük yaşta onu kurtarmıştım. Lise son sınıftaydı. Sınava hazırlanıyordu.

Kızım Ceren'im okuyup hemşire olmuştu. İşiyle uğraşıyordu. 

Mirza ise bir yandan şirket ile ilgilenirken bir yandan da silah işiyle uğraşıyordu. Azad abiyle ikisi bir olmuştular. Vazgeçiremiyorduk. Çiğdem abla ile vazgeçirmeye çalışıyorduk ama olmaz deyip susuyorlardı. Şimdiye kadar da sorun çıkmamıştı. Ama çıkmayacak anlamına da gelmiyordu. 

Mirza babasından farklıydı. Mirza çocukları okusun diye hep çırpınmıştı. İşi olsa bile gelip çocuklara ders çalıştırmıştı. Buralara kolay gelmemiştik. 

Annemi, babamı trafik kazasında kaybetmiştim. Ardından da Boran baba kalp krizi sonucu onu da kaybetmiştik. Zor günler geçirmiştik. Benim için daha zordu hem annemi hem babamı kaybetmiştim. Kendimi zorla toparlamıştım. Mirza da babasını kaybettiği zaman yıkılışa geçmişti en çok onu etkilemişti. Haftalarca ağzı bıçak açmamıştı.

Aylar sonra kendine gelmişti. Eski halinden biraz farklıydı. Otoriter davranıyordu. 

İstanbul'a geçmiştik. Geniş bir evimiz vardı. Azad abiler, Devran, biz, çocuklar ve Nujin anne kalıyorduk. Birbirimizden kopmamış ailecek yaşıyorduk. Çiğdem abla Asya ile Barış'ı okumaya yurt dışına göndermişti. Alpaslan da 1 yıl sonra onu da oraya gönderecektim.

Devran'ı da haftaya evlendirecektik. Gelin geldiğim de ufacıktı. Şimdi de evlenecekti. Benden de vazgeçmezdi yengem de yengem derdi...

Ailecek pazar kahvaltısı yapıyorduk. Bütün aile fertleri toplanmış. Sohbet ede ede kahvaltı yapıyorduk. Mirza ne zaman kalkalım dediği vakit bütün erkekler hep birlikte çıkıyorlardı. Yani evin reisi Mirza'ydı. Her şey onun kontrolündeydi. 

- Size afiyet olsun. Şirin odaya çık geliyorum.

- Ne oldu Mirza?

- Odaya diyorum Şirin.

Mirza önden ben arkasından 3. kata çıktım. Odaya geçtim. Kapıyı örttü yanıma geldi.  Parmağını bana doğru sallayarak;

- Şu oğluna söyle. Kendi kafasına göre işler yapmasın. Yoksa elimde kalacak.

- Kendine benzettin oğlanı. Hep senin yüzünden Mirza. Sen yaptın Demir'i ben karışmıyorum. Ne halin varsa gör.

- Ya siz beni sinir hastalığına mı koyacaksınız?

- Zaten sinir hastasısın Mirza.

- Tamam yapma bir şey. Söyleyen de kabahat.

- Ne söyleyeyim Mirza. Koskoca 25 yaşına geldi. Çocuk gibi azarlayayım mı?

- Tamam bir şey demedim. 

Demişti ve odadan çıkmıştı. Ben de bu sinirli hallerine bayılırdım. 

Ben de aşağı yemek masasına geçtim.

- Hadi kalkıyoruz. İlyas arabayı hazırlasın.

Erkekler de kalkmıştı. Alpaslan gelip yanağımdan öpüvermişti.

KUMAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin