Şirin'in ağzından:
Kahvaltı yapılmıştı şimdi de çocukların ve kendimin kıyafetlerini hazırlıyordum. Annemle babamın yanına gidecektik. Mirza kalma taraftarı değildi. Kararına saygı duymuştum. İşleri de başından aşkındı. Gelmemesi normaldi.
Aklımdaki düşünceleri kenara bıraktım ve valizleri doldurdum. Mirza da beni bekliyordu. Daha fazla vakit kaybetmeyerek valizi kenara bırakıp hemen üstümü değiştirmeye koyuldum.
Hazırlandıktan sonra aşağıya inmiştim. Mirza da valizi almaya gitmişti. Çocukları da bahçeden çağırmış, konağın avlusunda bekliyorduk. Mirza da valizi almış geliyordu. Birlikte Nujin anne'nin yanına gittik.
- Anne Şirin annesigile gidiyor haberiniz olsun.
- Özlemiştir yavrum. Git kızım özlemini gider. Selamımı da iletirsin.
- İletirim Nujin anne. Allaha ısmarladık.
Nujin anne ile de vedalaştıktan sonra çocukları arkaya oturtturup kemerlerini bağladım ve bende öne yerime geçtim.
Yaklaşık yarım saat sürmüştü. Hızlıca gelmiştik. Annem balkonda oturmuş reçel yapıyordu. Kokusu buraya kadar geliyordu. Bizi de farketmemişti. Çocuklar 'anneanne' diye bağırınca hemen bize bakmış. Şaşırmış, eli ayağı dolaşmıştı. Hemen aşağıya inmişti ve kapıyı açmıştı.
Çocuklar hemen koşup sarılmıştı. Ben de çocukların sarılmasını bekledikten sonra anneme uzun uzun sarıldım. Uzun zamandır görmüyordum. Sadece sesini duyuyordum o kadardı.
- Hadi geçin benim yavrularım. Hoşgeldiniz.
Mirza valizi eve bırakıp annemle konuşup işi olduğunu söyleyerek yanımızdan ayrılmıştı. Kulağıma da bol bol arayacağını söylemişti. Elimde telefonla dolanacakmışım. Öyle diyordu.
Aklımdaki düşünceleri kenara bıraktım. Babamla da sarıldık. Konuştuk. Anneme reçel yardımına gittim. Çocuklar da dedeleri ile oynamaya başlamıştı.
- Anlat bakalım kızım İstanbul nasıldı?
Beklemediğim yerden soru gelmişti. Anneme kötü olanları anlatmayacaktım. Kadının yüreğine indirmek istemedim. Ondan günlük olanları anlattım. Berfin olayını anlattım. Başka da söylenecek bir şey kalmamıştı. Sıra da bebeğime gelmişti.
- Aldınız mı kızım torunuma kıyafet?
- Az az almıştım ama yine gideceğim alacağım.
- Aa ne iyi ettin gideriz seninle bu hafta alışverişe. Benim de canım sıkılıyordu.
- Gidelim annem. Ee sizler nasılsınız bir sıkıntı yok değil mi?
- Yok kızım. Çok şükür iyiyiz babanla. Geçinip gidiyoruz. Daha ne olsun. Sizleri özledik şimdi de kavuştuk. Daha ne isteyeyim.
- Çok şükür. Kavuştuk annem. Hep aklımda siz vardınız.
- Sen kendini bak kızım. İki canlısın. Ayy az da kaldı torunuma.
- Ee öyle. Ceren ile Demir gibi o da gelecek.
Sonra akşam yemeğimizi yedik. Çocuklar bugün çok koşturdukları için hemen uykuya dalmışlardı. Annem de yol yorgunum diye o da beni odaya göndermişti. Gözlerim yavaş yavaş kapanıyor uyku kendi bastırıyordu...
Sabah hepimizin sevmediği telefon sesi ile uyandım. Sabahın köründe Mirza neden arıyordu. Daha fazla zil sesine dayanamayıp açtım.
- Mirza.
- Şirin. Günaydın.
- Günaydın. Sabahın köründe de aranmaz ki.
- Ee ne yapalım Şirin Hanım. Dün aramadık. Sen de hemen gel evimize. Rahat rahat uyu.
- Olmaz. Daha buralardayım.
- O zaman yarın daha erken ararım.
- Mirza rahat bırak lütfen.
- Tamam tamam hadi uyu.
- Çok şükür görüşürüz.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUMA
Roman pour AdolescentsMirza ilk eşiyle yağmurlu bir gece de tanışmıştı. Sanki bu bir kurmaca oyundu. Tanışmasıyla evlenmesi bir olmuştu. Hayatı zorluklarla atlatacaktı. Ama. Ama kuma çıktı. Ailesinin zorla istediği kuma. O kuma hayatları değiştirmişti. O bebeği Aslanb...
