(Lütfen önceki final bölümü ile karşılaştırmayalım.)
Yazar'ın ağzından:
2 yıl sonra:
Haftalar, aylar, yıllar geçmişti her şeyin üzerinden. Herkes kendi derdine düşmüştü. Kimileri mutlu kimileri üzgün. Günler hızlıca geçiyordu.
Şirin.
En mutlu oydu idi. En çok istediği şey aylar sonra gerçekleşmişti. İyileşmişti. İyileşmeye başladığı zamanlar eski hayatını hatırlar kahrolurdu. Hep keşke böyle olmasaydı diye geçirmişti. Çabucak iyileşmek istemişti. Allah duasını duymuş kabul etmişti. O eski Şirin'den fark yoktu açıkçası sadece kalbinde pil ile yaşıyordu. Başka sorunu yoktu. Çocukları bu haberi duyunca havalara uçmuşlardı. Çocuklarının gözleri parlıyordu annesi dediklerinde. O ışıltı görünüyordu hepsinde.
İyileşir iyileşmez hemen evine Londra'ya dönmüştü. Eski düzenini tekrar kurmuştu. Demir annesi için eve çalışanlar tutmuştu. Ceren de çalışmak istediğini beyan etmişti ailesine. Ailesi Ceren'i kırmayıp kabul etmişti. Londra'da özel bir hastaneye girmişti Ceren. Artık hemşireliğine burada devam edecekti. Alpaslan da artık bir mühendis sayılırdı okulu bitmiş staj görüyordu. Zaman ne kadar çabuk geçiyordu.
Demir'i onun ilk göz bebeğiydi. Oğlu yakın zaman da evleniyordu. Artık o da yuva kuracaktı. Koskoca Demir Aslanbey kademe kademe nerelere yükselmişti. Şimdi ise ortaklıktan patronluğa çıkmıştı. Kendi işinin patronu olmuştu. Şimdi de evlenecekti. Çok sevdiği biriyle evlenecekti. Ama Şirin korkuyordu. Oğlum evliliğinde hata yapmasın, hep mutlu olsun diyordu. Oğlum babası gibi olmasın diyordu. O genç kız bunları yaşamasın diyordu. Aldatılmasın her zaman sevilsin istiyordu. Demir annesinin yüzünü kara çıkartmazdı. O kimseye benzemezdi. Ağır başlı, efendi, terbiyeli bir gençti...
Şirin düğün hazırlıkları için bir yandan bir yana koşturuyordu. Bu hafta evde tatlı bir telaş vardı. Nil'in (Demir'in nişanlısı) ailesi ile birlikte alışverişe çıkmıştı Şirin. Bir kaç eşya kalmıştı. Onları da son kez alışverişe çıkıp tamamlayacaklardı.
Şirin alışverişi bitirmiş eve geçmişti. Bütün çocukları evdeydi. Akşam yemeği yiyorlardı. Şirin de elini yüzünü yıkayıp onlara katılmıştı.
- Hoş geldin anne.
- Hoş buldum çocuklar.
Demir:
- Bitirdiniz mi anne alışverişi?
- Bitirdik oğlum. Yarın biz de eksiklerimizi tamamlayalım.
Başını salladı Demir.
Ceren:
- Yarın mı gidiyoruz anne kıyafetlerin son provasına.
- Evet yarın son provaya gidiyoruz. Düğünün şurasında ne kaldı son 1 hafta.
Ailecek akşam yemeği yenmişti. Herkes salona geçip bir köşeye geçmişlerdi...
Mirza.
Her şeyden ümidini kesmiş öylece ölmeyi bekliyordu. İş, güç hiç bir şey ona keyif vermiyordu. Aşkıyla yanıp tutuşuyordu. Şirinden aylarca haber beklemişti. Ama o haber gelmemişti. İyileştiğini duymuştu ama onu göremediği için mutlu olamamıştı. Karşısına zaten çıkamıyordu. Aldığı haberler doğrultusunda Şirin mutluydu eskisi gibiydi. Ancak Şirin'in mutlu oluşuyla kendini avutuyordu. Demir'in düğünü olacağını duymuştu. Kendi gidemese de ailesinden birileri gidecekti. Ailesi döndüğünde Mirza'ya anlatacaklarını heyecanla bekliyordu. Her gün Şirin'ini fotoğrafla görse bile ona yetmiyordu. Devran'ı yengesiyle uzun uzun dertleşecekti biliyordu, Şirin'i acaba neler anlatacaktı çok merak ediyordu.
Artık hayattan sıkılmıştı. İşe bile gönülsüz gidiyordu. Genellikle işlerine büyük çoğunlukla Devran bakıyor bazen de Baran bakıyordu. Evden bazen hiç çıkmıyordu. Odasında saatlerce oturuyordu. Arkadaşlarıyla da pek buluşmuyorlardı. Bazen canı istediğinde otelinde kalıyor bazen de arabasını kıyıya çekip denize karşı arabada kalıyordu. Hiç bir zaman ümidini Şirin'ine karşı kesmemişti. Dönecekti bekliyordu. Ama belki de yanılıyordu Şirin'in aklından bile geçmiyordu artık.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUMA
Novela JuvenilMirza ilk eşiyle yağmurlu bir gece de tanışmıştı. Sanki bu bir kurmaca oyundu. Tanışmasıyla evlenmesi bir olmuştu. Hayatı zorluklarla atlatacaktı. Ama. Ama kuma çıktı. Ailesinin zorla istediği kuma. O kuma hayatları değiştirmişti. O bebeği Aslanb...
