31. Bölüm

6.4K 510 29
                                        

Havalar yeni yeni soğumaya başlarken işten geldiğim ve yorgun düştüğüm bir günün ardından ne de çok söylenirdim. Yine umutsuzdum. Yine mutsuzdum. Tabii kendimce. O zamanlar tek derdim yoğun geçen günümün ardından yorgun düşen bedenimin ağrısıydı. Bunu da çoğu zaman büyükannemin masajları ve bitki çayıyla atlatırdım.

Çok uzun bir süre değil hayatımı darmadağın eden zamanın varlığı. Yalnızca üç ay. Resmen üç ayda bambaşka bir insana dönüştüm. Ve neredeyse bu üç ayda tahmin bile edemeyeceğim bir hayat yaşadım.

Anne oldum.

Benim için yalnızca hayal olan bu eylemi kısmen de olsa gerçeğe dönüştürdüm.

Aşık oldum.

Bakışlarına, hissettirdiklerine, varlığına, bana karşı olan tutumlarına hayran kaldığım bir adamla tanıştım. Çok saçma bir şekilde hayatıma yalancı bir adam aldım ve ben onun yalanlarına aşık oldum.

Bebeğimden oldum.

Ona sahip çıkamadım. Bilmiyorum belki de anne olmayı bu kadar isterken bana sunulan bu hediyeyi değerlendiremedim. Sanki Tanrı elime bir fırsat verdi ve ben bunu değerlendiremeyince de geri aldı.

İki büyük etken girdi hayatıma bu kısacık zamanda. Ama geriye elimde avucumda ikisi de kalmadı. İkisine de sahip çıkamadım.

Karanlığa doğru bakıyorum. Karşımda ne olduğunu, nerede olduğumu bilmeden öylece dalıyorum uçsuz bucaksız boşluğa. Elimin altındaki sıcaklık artarken başka bir sıcaklık dalgasıda yanaklarımdan süzülüyor.

Düşündüğüm ve hissettiğim tek şey bacak aramdan süzülen kan.

Çok büyük bir ihtimalle vücudumun dengesi bozulmuştu ve erken regl olmuştum. Ya da öyle olmayı umuyordum. Fakat zaman geçtikçe bedenimdeki ağrı dayanılmaz bir hal alıyordu. 

Ağlıyordum. Canım yanıyordu. Canım yandıkça daha çok ağlıyordum.

Bu üç ayın kabus olmasını diledim. Yatağımda uyuyor olmayı, birazdan gözlerimi açarak buna bir son vermeyi diledim.

Yine sadece dilemekle kaldım.

Odanın soğukluğunu bile düşünemeyecek kadar bitkin ve dalgındı bedenim. Yalnızca acı hissediyordum. Hemde her bir zerremde. Kırpmadığım gözlerimden sabaha kadar yaşlar süzüldü. Gücümün tükendiğini hissediyordum. Gözlerimi artık açık tutmakta zorlanıyordum. Kuruyan boğazımı anlatamıyorum bile...

Derin ve sakin bir nefes aldım. Odanın içi yavaş yavaş aydınlanmaya başlamıştı. Kafamı biraz aşağıya indirerek kurumakta olan ıslaklığa baktım. Kandı. Bedenimi hareket ettiremiyordum. Yalnızca felç geçiren bir hasta gibi bacaklarımı öne doğru uzatmış, bir kolum karnımın üzerinde diğeri hemen yan tarafımdan yatağın üzerine uzanmış, bakışları doğrudan boş duvarı izleyen bir hastaydım. Sırtım yatağın soğuk ve demir başlığına yaslanmış olduğundan yarı oturur bir haldeydim.

Daha fazla dayanamayarak yavaşça sızlayan gözlerimi kapattım.

Bir kez daha ölmek istedim.

Son kez gözlerimi kapatmış olmak istedim. Hem bedenim hemde ruhum bu olanlara dayanamıyordu artık. Yaşadığım hiç bir şeye şimdiye kadar isyan etmemiş ve yaradana 'neden ben?' diye sormamıştım. Büyükannem hep Tanrı'nın çok sevdiği kullarını sınadığını ve bütün bu kötü olayları onların başına verdiğini söylerdi. Eğer Tanrım beni bu kadar seviyorsan ya yanına al ya da lütfen artık bu yaşadıklarımın son bulmasına yardım et. Çünkü benim tüm bu olanlara karşı dayanacak gücüm kalmadı. Anne olmayı, aşık olmayı beceremedim. Söz bir daha ikisi içinde senden yardım istemeyeceğim. Ne anne olmak istiyorum ne de aşık...Yalnızca eski hayatıma, umutsuz Maysa'ya dönmek istiyorum. Söz bir daha dert yakınmayacağım. İşten ne kadar yorgun gelsemde 'of'lamayacağım. Büyükannem beni duştan çıktıktan sonra su damlayan saçlarımla gördüğünde ve uyardığında ona göz devirmeyeceğim. Sürekli topladığım, bir kitabın bile tozlu olmadığı odamı umursamayacağım. Dağınık olacağım. Yapmaktan zevk aldığım şeyleri değiştireceğim. Koşmaktan nefret ederim. Ama saatlerce nefesim kesilene kadar koşacağım. Kıyafetlerime özen gösteririm. Kirlenmesinden hoşlanmam. Ama uzun bir süre çamurun ortasına yatacağım. Saçlarımın kirlenmesini, tonlarca para döktüğüm kıyafetlerimin zarar görmesini umursamayacağım. Her ne kadar korksamda köpek seveceğim. Beni ıstırmasını düşünmeyeceğim. Varsın ıstırsın. Lütfen Tanrım, bana bir şans daha ver. Elimdekilerle, bu hayatımla yetinmeyi bileceğim. Söz, senden daha fazlası için isteklerde bulunmayacağım. Sadece eski Maysa'yı istiyorum...

MAYSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin