32. Bölüm

6.5K 494 25
                                        

"Hasta kendine geldiğinde sizi taburcu edebiliriz. Ayrıca bundan sonraki tedavi sürecinde de uzman destek alması şart. Biliyorsunuz Maysa hanım..."

Kafamın içinde uğuldayan seslerin varlığıyla birlikte yüzümü buruşturdum. Kulağımda ki uğultu bana yalnız olmadığımı hissettiriyordu. Derin bir nefes alırken bunca zamandır duyduğum sesin kesildiğini hissettim. Konuşan her kimse susmuştu. Ardından da bir kapı kapanma sesi duydum.

"Su."

Kuruyan dudaklarımı araladığımda bu tek kelime kendiliğinden dökülmüştü. İstediğim tek şey bir yudum suydu.

Kirpik uçlarımdan içeri sızan ışıkla birlikte zaten süregelen baş ağrım kendini belli ederken gözlerim tekrar kapandı. Karanlık az da olsa beni rahatlatıyordu. Burnumdan sakin bir nefes aldığımda bir el sırtımdan destek vererek yattığım yerden doğrulmamı sağladı. Gözlerim hâlâ kapalıyken dudaklarıma temas eden kağıt parçasından sonra sonunda istediğim ıslaklıkla buluştum.

Ağzımda yayılan ve boğazıma doğru yol alan ıslaklığı öyle bir yudumladım ki az kalsın boğuluyordum.

"Sakin ol."

Duyduğum sesle birlikte gözlerim tamamen açıldığında öksürdüğüm için düzensizleşen nefesimi düzene sokmaya çalıştım. Fakat karşımda üzerime doğru eğilen adamı gördüğümde düzene sokmaya çalıştığım bir tek nefesim değil aynı zamanda da kalbimin ritmiydi.

"Bir bardak daha ister misin?"

Olumsuz anlamda kafamı sağa sola salladım. Dudaklarım hafif aralık, gözlerim biraz kısık ve kaşlarım çatılmış bir halde bakıyordum ona. Ne diyeceğimi ya da ne yapacağımı zerre bilmiyordum.

Önce sırtımda olan elinden kurtulmak için rahatsız olmuşum gibi hareket ettim. Anlamıştı. Mahçup bir bakışla uzaklaştı benden ve yattığım yatağın ayak ucuna geçti. O bana doğrudan bakmaya başladığında ben ise ne yapacağımı nereye bakacağımı bilemedim.

Sanki ağzımı bir açsam hiç susmayacak, yorulana, nefesim kesilene kadar konuşacaktım. Ona söylemek istediğim o kadar çok şey vardı ki...

O benden ikinci kez gidememişti.

Ezgi'yi ameliyathanede kanlar içinde bırakıp çıktığımda çaresizce ağlarken onun omuzunda teselli ararken bulmuştum kendimi. Ben bırakıp gitti sanmıştım ama gitmemişti. Şimdi de gidemedim diyordu. Hayatımın içine koca bir yalanla dahil olan adam yalan mı yoksa doğru mu olduğunu bilmediğim bir kelime kullanıyordu. Hemde ikinci kez.

"Bu sefer niye geldin?" diye sorarken sesim beklediğimin aksine iyi ve alaylı çıkmıştı. Burnum sızlıyordu. Büyük bir ihtimalle ağlamam yakındı.
Derin bir nefes sesi duydum. Eş zamanlı olarak gözlerim her tarafı beyaz olan bu hastane odasının baş ağrıtıcı görüntüsüne kapanmıştı.

"Hiç gitmedim."

Dudaklarım yine alayla kıvrıldı. Utanmasam ve baş ağrımı hiçe saysam kesinlikle bu dediğine gülerdim.

"Konuşmamız lazım Maysa."

Melodik sesi ve sakin tınısı...bu değil miydi zaten beni kendine çeken?

"Sana anlatmam gereken şeyler var."

"Hangi yalanının üzerini örtmek için bir diğerini söyleyeceksin?" dediğimde daha fazla sessiz kalamadım.

Derin bir nefes daha verdi. Ama bu sefer ki of dermiş gibiydi.

"Ortaya çıkan her yalanımın aslını söylemek için konuşmamız lazım."

MAYSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin