40. Bölüm

5.8K 477 22
                                        

"Dün buraya bir beyefendi geldi ve bizden bir şey istediğini söyledi. Uzun boylu hafif kumral bir adamdı. Bize sizden bahsetti. Sanırım siz onun eşi oluyormuşsunuz."

"Hayır!" diyerek anlatan kadının sözünü kestim. Ya da en azından şimdilik diye de ekledim içimden.

"Bize eşiniz olduğunu ve hamile olduğunuzu söyledi ama." diyen kadının kafası karışmışa benziyordu.

"Her neyse devam edin lütfen."

"Buraya geleceğinizden o kadar emindi ki dün bize koca bir liste yaptı. Sizin en sevdiğiniz yemekleri yazdırarak ta sabahtan bunları hazırlamamızı söyledi."

Böyle bir şey yapacağı aklımın ucuna bile gelmezdi.

"Bir de size iletmemizi istediği bir şey var."

Kadın oturduğu yerden kalkarak gözden kayboldu.

Vücudumdaki tüm kan yanaklarımda toplanmıştı sanki. Ellerim buz gibi yanaklarım sıcacıktı.

Ne düşüneceğimi bilemiyorum, buraya geleceğimi daha dünden tahmin etmesi beni korkutuyordu. Dahası iki gündür varlığını en iyi şekilde belli eden adam beni geriyordu. Oysa ben onun için daha kötü bir şey planlıyordum ve bu planıma sayılı günler kalmıştı.

"Dün bunu size vermemiz için bize bıraktı."

Kadının uzattığı siyah karton çantayı elime aldım. Elbette içinde ne olduğuna burada bakmayacaktım.

Teşekkür ettiğim kadınla mekandan çıkmaya hazırlanırken o arkamdan sadece çorbasını içtiğim masayı gösteriyor, yemeğe devam etmem için ısrar ediyordu.

Kesinlikle yiyecek halim kalmamıştı. İçim bi tuhaf olmuştu.

Nazikçe reddettiğim kadını arkamda bırakarak bu güzel mekandan ayrıldım.

Karşımdaki marketle kısa bir bakışma yaşadım. Süt ve peynir hatta birazda sebze almam gerekiyordu ama ben çoktan eve doğru yola çıkmıştım.

Cebimde titreyen telefona aldırış etmedim.

Sıcaktan soğuğa çıkınca bir ürperme gelmişti bana. Ah keşke mekana ilk girdiğimde ceketimi çıkarsaydım!

Telefonum ardı ardına titrerken çıkarıp sadece göz ucuyla baktım. Gökçe bir çok kez aramış ben açmayınca mesaj atmıştı.

Acil beni ara! Hemennn!!!

Telefonun ekranını kilitleyerek tekrar cebime attım ve hızlı adımlarla yürümeye devam ettim. Bacaklarım çoktan kaşınmaya başlamıştı. Resmen koşar adımlarla kaç dakika yürüdüm bilmiyorum ama dolu zihnimle çabucak eve ulaşmıştım.

Büyük demir kapıyı açarak çiçekli bahçeme adım attım ve sadece o an soluklanmak için durdum.

"Neyden kaçıyorum ki?!" diye söylendiğimde bu kez daha sakin adımlar attım.

Evin önüne geldiğimde kapının önüne bırakılan market poşetlerini gördüm.

İşte o an gerçekten güldüm. Hatta öyle sesli güldüm ki en sonunda yüzümde bir hıh gülümsemesi kaldı.

MAYSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin