25. Bölüm

7.7K 642 27
                                        

Kulaklarımın duyduğu tek ses, büyük bir çığlıkla atan kalbimin ritmik sesiydi. Bartu karşımda konuşuyor olsa da çınlayan kulaklarım yalnızca kalbimin ritmine odaklıydı.

Bu andan kurtulmak adına derin bir nefes verdim. Karşımda oturmuş bana oldukça yakından bakan kara gözlere uzunca bir süredir bakıyorum. Az önce söylediği her şey bir bir beynimin içinde dönüp duruyor ve ben bu söylenenlerin gerçek olup olmadığı hakkında kesinlikle emin değilim.

"Senden bir şeyler söylemeni bekliyorum."

Gözlerimin içine büyük bir beklentiyle bakan adama ne diyeceğimi bilemedim. Resmen açık açık beni kaybetmek istemediğini ve bu sahte evliliğin gerçeğe dönüşmesini istediğini söylüyordu. Dahası beni istiyordu.

Gözlerimi ondan kaçırarak kucağımda birleştirdiğim ellerime çevirdim. Derin bir nefes verdim ağır ağır. Hâlâ sorusuna verecek bir yanıt bulamıyordum. Kalkıpta, evet bende seni istiyorum, diyemezdim. Ya da ben onun yaptığı gibi duygularımı ona açık açık söyleyemezdim. Ama bunu ona tek bir kelimeyle anlatabilirdim.

"Yanımda olmana ihtiyacım var."

Gözlerinin içine bakarak söylediğim bu cümlenin hemen ardından kara gözleri ışıltıyla parladı. Dudakları yay gibi kıvrıldığında ani bir hareketle bana doğru daha çok eğildi ve elini ensemden tutarak hızla kendine çekti.

Dudaklarımız öyle bir hızla birbirine yapışmıştı ki canım bile acımıştı. Ama bu acı şuan hissettiğim hiç bir duygunun önüne geçemezdi. Dudaklarımın üzerine kapanan kalın dudakları hareket etmiyordu, yalnızca olduğu yerde duruyordu. Onunda benim gibi derin derin soluduğunu bilmek heyecanlandığını gösteriyordu ve bunu bilmek nedensizce beni daha çok heyecanlandırıyordu.

Daha gözlerimi kapatmaya fırsatım olmadan dudaklarımın üzerinde ki varlığı geri çekildi. Benden uzaklaşmadan alnını alnıma yasladığında hâlâ sırıtıyordu.

"Neyse." dedi sessizce ve derince soludu. "Sonrasını iki gün sonraya saklayalım."

Ardından kafasını biraz kaldırarak alnıma minik bir öpücük bıraktı. Kendini geri çektiğinde ben şaşkın bakışlarla onu izliyordum. Yanaklarım alev alevdi yine. Ve kalbim...sanırım ritim bozukluğundan ölecektim.

Boğazımı yalandan temizleyerek ellerimi iki yanıma koydum ve kalkmak için yeltendim. Tam bu sırada koltuğun üzerinde oturmuş bana bakan kediyle göz göze geldim. Kafasını yana eğmiş kocaman açtığı gözleri ile izliyordu beni. Ne yapacağını merak ederek olduğum yerde durdum ve onu izlemeye devam ettim. Azman turuncuya yakın açık renkli gözlerini yavaşça kapatarak açtığında Bartu'da benimle birlikte ayağa kalkmış yanımda dikiliyordu.

"Bunun anlamını biliyor musun?" diye sordu Azman'ı işaret ederek.

"Hayır." dedim sadece.

Bartu ufak bir tebessümle bana baktıktan sonra ilerleyerek koltuğun üzerinde oturan kediyi kucakladı. Onu aldığı yere tekrar oturduğunda doğruca bana bakıyordu.

"Eğer bir kedi sana bakarak yavaşça gözlerini kapatıp açıyorsa, bu sana güvendiği anlamına geliyor."

Duyduğum cümleyle birlikte bende hafifçe tebessüm ettim. Demek Azman beyimiz bana güveniyordu. Bir iki adım atarak onların yanına gittim ve kediyi sevmek için elimi uzattım. Fakat Azman yine Azman'lığını yapmış patisini uzatarak elime atılmıştı. Ben sinirle kaşlarımı çatarak uzaklaştığımda Bartu gülüyordu.

"Ne?!" diye sordum sinirle.

Bartu gülerek "Hiç." dedi. "Sadece sana güveniyor dedim. Bu sevebileceğin anlamına gelmiyor." derken üst dudağıyla ukala bir şekilde gülüyordu. Ben Azman'a kötü kötü bakmaya bir son verdiğimde ikisine birden gözlerimi devirdim.

MAYSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin