"Büyükanne..."
"Duydun beni Maysa. Öyle bir adamdan çocuğun olmayacak!"
"Ama-"
Bir havaya kaldırdığı eliyle susmak zorunda kaldım. Çattığı kaşlarıyla etrafa bakışlar atıyorken benimle göz göze gelmiyordu.
Büyük bir hayal kırıklığıyla önüme döndüğümde büyükannemde yanımdan kalktı ve odadan çıktı. Şimdi Banu ve Gökçe oturuyordu yanımda. Biri elimi avuçları arasına almış teselli veriyor diğeri sırtımı geçti dercesine sıvazlıyordu.
"Ben böyle hayal etmemiştim." dedim süzülen göz yaşlarımın arasından. "Ben sanmıştım ki..."
"Ben çok sevindim bu habere Maysa."
"İnan bana bende çok mutlu oldum senin adına."
Derin bir nefes verirken oturduğum yerde öne doğru eğildim ve dirseklerimi bacaklarıma yasladım. Başıma inanılmaz derecede bir ağrı girdi.
"Senin bu bebeği ne kadar çok istediğini hepimiz biliyoruz." diyen Gökçe'ydi. "Eminim zamanla bunu büyükannende kabul edecek."
"Buraya hiç gelmemeliydim." diye fısıldadım. Belki de tamamen çekip gitmeliydim.
"Saçmalama!"
Beni doğrultan Banu gözlerimin içine baktı. "Sen hiç muayene oldun mu?" diye sorarken bir anda konu değiştirdiği için Gökçe memnundu.
Olumsuz anlamda kafamı salladım. Sanırım gözlerimi hastanede açtığımda öncesinde bir muayene olmamıştım.
"Hadi gidip bebeğin ne durumda bir bakalım."
Gökçe sevinçle ciyakladığında ellerini birbirine vurdu.
Oldukça istekliydi.
Aslında buna hayır diyemezdim. Bende merak ediyordum. Kazadan sonra ağır bir hasar almıştım ve kanamam vardı. Bebeğin iyi olduğundan emin olmak istiyordum.
Dakikalar içinde hazırlanıp iki kadınla birlikte evden ayrıldım. Büyükannem odasından hiç çıkmamıştı. Muhtemelen bizi duymuştu ve onun söylediklerinin aksine bir iş yaptığım için bana oldukça tavırlıydı. Belki de bunca yıllık hayatımda ilk defa onun sözünü dinlemeyecektim. İlk defa kendim nasıl istiyorsam öyle yapacaktım ve bu yüzden onun tavrına üzülmek yerine içimde tuhaf bir heyecan vardı.
Hastaneye vardığımızda doğruca Banu'nun odasına geçtik. Ben hazırlanıp sedyeye uzanırken Gökçe'de tam yanıma oturdu. Banu gerekli işlemleri yaptığında şimdi soğuk metalin ucu göbeğimde geziniyordu.
"E-veeett..." diyen Banu dikkatle ekranı izliyordu. "Bebeğimiz gayet iyi."
Derin bir oh çektiğimde rahatlamıştım. İşinde tecrübeli arkadaşım benim içimi rahatlatarak bebeğin sağlık durumunu tıp dilinde kapsamlı anlattı. Korkulacak bir şey yoktu.
Banu göbeğimi temizleyip geri kapatmam için bana yardım ettiğinde şimdi üç kadın onun odasında sessiz sakin oturuyorduk.
Doğrusu sessizdik ama hepimizin içinde farklı fırtınalar kopuyordu. Hepimiz içimizde uzun uzadıya derin bir telaşın içindeydik.
"Bu gece bende kalmaya ne dersiniz?"
Banu'nun sorusundan sonra Gökçe'yle göz göze geldik.
"Aslında çok iyi olur. Mert malum yine şehir dışına çıkacaktı ama benim yalnız kalmamam için bunu erteliyordu."
Gökçe'nin kocası Mert araba alım satım işiyle uğraşıyordu ve en az haftada bir kere şehir dışına çıkması gerekiyordu.
Şimdi tüm gözler bana döndüğünde ne diyeceğimi bilemiyordum. Bir yanım büyükannemin yanına gitmemi söylüyordu. Onunla konuşmam hatta belki de bu bebeği kabul ettirmem gerekiyordu. Diğer yanım ise buradan bir an önce uzaklaşmam gerektiğini söylüyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAYSA
Fiksyen UmumUmutsuz bir kadın ve hırsız bir adamın hikayesi. Kitap en başından değiştirilerek yeniden yazılıyor...
