21. Bölüm

8.8K 675 41
                                        

"Bartu?" diyerek korkuyla ona doğru bir adım attım. Kucağında ki kedisi hemen harekete geçerek bana doğru miyavladığında ellerimi uzatıp onu Bartu'nun kollarından almak için yeltendim.

Bu hareketimden sonra Bartu kediyi benim kucağıma verirken bir adım geri gittim ve onun içeri geçmesi için yer açtım.

Kucağımda ki huysuz kediyle birlikte Bartu'nun arkasından hep birlikte salona girdik. O doğruca Umut'un uyumakta olduğu koltuğa kendini bırakırken bende huysuz kediyi kucağımdan yere bıraktım. Bu hareketimle birlikte koşarak Bartu'nun olduğu yere gitti ve bacaklarından tırmanarak onun kucağına yattı.

Mert yanımdan geçerek koltuklardan birine oturduğunda Gökçe'de onun yanına vardı. Hepimizin tek odak noktası şuan yarı baygın halde oturan Bartu'ydu.

Derin bir nefes aldım. Ortada anlamlandıramadığım bir şeyler dönüyordu ve bu her neyle ilgiliyse beni tedirgin ediyordu. Şuan bugün ne yaşadıysam hepsini unutmuştum. Yeni korkum Bartu'ydu.

Bir adım atarak onun olduğu tarafa yürüdüm. Bana yer kaldığınca küçük bir alana sıkışırken bakışlarım gözleri kapalı Bartu'nun üzerindeydi.

"Bartu?" diye sordum çatallı sesimle.

Kapalı gözlerini yavaşça açarak başını ağır ağır benden tarafa dönderdi. Kapkara gözlerini çevreleyen berrak beyazları kan kızılına boyanmıştı. Ve yüzü...

"Neler oluyor Bartu?" dedim burnumu çekerek. "Korkuyorum." diye de fısıltıyla ekledim.

Bakışlarını benden alarak tavana çıkardı ve derince bir nefes aldı. Kuru dudaklarını dilini dışarı çıkararak yaladığında yutkunduğu için adem elması aşağı yukarı hareket etmişti. Dudakları tekrar aralandığında "Yüzümü temizlememe yardımcı olur musun?" dedi.

İstemsiz bakışlarım Gökçe ve Mert'i bulduğunda ikisinin de yüzlerinde hem korkuyu hem de endişeyi çok net görebiliyordum. Gökçe gözlerini yavaşça kapatıp açtığında tekrar Bartu'dan tarafa döndüm.

"Tamam ama Azman gelmesin."  derken ortamın gerginliğine inat yüzümü kıskançlıkla buruşturdum. Bartu'nun dudakları yay gibi kıvrıldığında bende gülümsüyordum. Yattığı yerden doğrulurken kucağında uyumuş olan kedinin kafasını okşadı. Ardından da onu kucaklayarak Umut'tan biraz uzağa yatırdı. Ayağa kalktığında bende peşinden kalktım. Bakışlarım tekrar Gökçe'yi bulduğunda bir kolunu Mert'e sarmış, başını da göğsüne yaslayarak bana baktığını gördüm.

"Sorun değil, biz buradayız güzelim." dedi gülümseyerek. Bende ona aynı şekilde karşılık verdiğimde Bartu'nun peşinden salondan çıktım.

Onun odasına girene kadar ikimizde konuşmadık. O yatağının üzerine oturduğunda bende banyoya girerek ufak bir kabı ılık su ile doldurdum ve yumuşak bir kumaş parçası alarak Bartu'nun yanına döndüm. Üzerinde ki kazağını çıkarmış yarı çıplak yatağın üzerinde oturan Bartu'ya çok bakmamaya gayret ederek yatağın bir kısmına oturdum. Elimde ki kuru bezi ılık suda ıslatarak Bartu'nun kanlı yüzüne bastırdım. İlk olarak çenesine kadar yol alan kanı temizledim. Yavaş yavaş yukarı çıktıkça yüzümü buruşturmaya başlamıştım. Ve bu yüz buruşturmayı yalnızca yapan ben değildim. Anladığım kadarıyla Bartu'nun canı yanıyordu.

"Neler oluyor Bartu?" diye sordum sonunda dayanamayarak. Yıkadığım ,artık yer yer kan olmuş, bezin suyunu aldığımda cevap bekleyen gözlerle Bartu'ya baktım. Kanın kaynağı olan yere, yani Bartu'nun kaşına, bezi bastırdığımda sıkıca gözlerini kapatarak dişlerini sıktı. Gerilen çenesi yavaşça düzeldiğinde gözlerini açarak bana baktı.

"Anlatacağım." dedi yalnızca.

"Dinliyorum." derken Bartu'nun temizlenen yüzü ile kanlı bezi su dolu kabın içine bıraktım.

MAYSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin