23. Bölüm

7.5K 686 34
                                        

Her insanın içine oturan, dile her gelişinde göğsünü sıkıştıran ve muhakkak yerine gelmeyen bir isteği olmuştur. Hani sen ne kadar istersen iste olmamaya yemin etmiş kötü sonlar vardı ya, tıpkı onun gibi. Bunlar bir yana en kötüsü de insanın bu kötü sonu, ya da artık bu şeyi istemekten vazgeçmesi ve kabullenmesiydi. Tıpkı benim gibi.

Ortam Gökçe'nin sözleriyle birlikte derin bir sessizliğe gömüldüğünde o hâlâ içli içli bana bakarak ağlıyordu. Yavaşça yutkundum ve ardından Bartu'dan tarafa bakmamaya özen göstererek oturduğum yerden kalkarak Umut'un yanına gittim. Mavi gözlerini dikmiş meraklı bakışlarla etrafını inceleyen bebeği kucağıma alarak onu kaldırdığım yere oturdum. Bakış açıma doğru kaldırdım Umut'u ve uzanıp yanaklarını koklayarak öptüm.

Gözlerim dolu dolu gülümsedim ve Gökçe'ye dönerek "Benim zaten bir bebeğim var." dedim. Bunun üzerine onun yaşları artarken ben sinirle kaşlarımı çattım. "Hadi ama Gökçe! Sen daha ilk günden böyle ağlarsan biz seninle dokuz ay ne yapacağız?"

Mert göğsünde ağlayan kadını biraz kendinden uzaklaştırdı ve "Maysa haklı güzelim. Hadi kalk." dedi kolundan tutarak. Gökçe kocasının dediğini yaparken ikisi birlikte salondan ayrıldılar.

Kucağımda ki bebeği yüz üstü göğsüme doğru yatırdığımda pekala beni izleyen gözlerinin farkındaydım. Oysa bir türlü cesaret bulamıyordum o gözlere bakacak. Arkama doğru yaslanarak kafamı koltuk başlığına bıraktım ve yavaşça gözlerimi kapattım. En iyisi dinleniyor gibi yapmaktı. Kısa bir süre sonra derin bir nefes sesi duydum, yine de gözlerimi açıp bakmadım. Gözlerimi yalnızca odaya geri dönen çiftle birlikte açtım.

Gökçe'nin ıslak yüzünden yıkadığı anlaşılırken saçlarını rastgele toplamıştı. Onlar salona girdiğinde Gökçe yanıma gelerek sıkışmaya çalıştı. Nihayet oturduğunda Mert'in bakışları Bartu'nun üzerindeydi.

"Akşam yemeği bize kaldı." dedi ellerini iki yana açarak. Gözlerim istemsiz Bartu'yu bulduğunda gülümsediğini gördüm. Benim de dudaklarım yay gibi kıvrıldığında onun aniden bana dönen bakışları ile kafamı hızla Umut'a çevirdim. Neden kaçıyordum ki onun bakışlarından? Az önce olanlardan sonra onunla göz göze gelmek istemiyordum. Sanki onun gözlerimin içine her bakışı ile sakladığım sırrımı öğreneceğini düşünüyordum.

"Özel bir isteğiniz var mı efendim?"

Bartu'nun Gökçe'ye sorduğu soru ile kısa çaplı girdiğim iç dünyamdan sıyrıldım. Gökçe'nin Bartu'ya bir şeyler dediğini duyuyorum, gülme seslerini de ama sıyrıldığım iç dünyamın etkisi hâlâ üzerimde ve ben dış dünyaya adapte olmakta zorlanıyorum.

"Neden adamın yüzüne bakmadın?"

Gökçe'nin yakından duyduğum sesi ile başımı kaldırarak ona baktım.

"Resmen sen ona bak diye bekledi."

Omuzlarımı silktim sadece.

"Maysa..."

Cümlesinin devamını getirmesini bekledim. Böyle uzattığına göre kesin bir şey diyecekti.

"Sence de vakti gelmedi mi artık?"

"Neyin?" diye sordum hemen.

"Bartu'yu seviyorsun. O da artık seni sevme yolunda ilerliyor, bence şimdi tam zamanı. Anlat ona herşeyi."

Gökçe'nin dediklerini zaten günlerdir hatta belki de haftalardır düşünüyordum. Ama benim olayım...çok farklıydı.

Bir ayın dolmasına çok az bir süre kalmıştı, aynı zamanda benim anne olmam için verilen zamanın bitmesine de... Ben şimdi çıkıpta Bartu'ya bunu nasıl anlatacaktım? Bu adam bana hiç mi sormayacaktı, böyle bir şeyi ondan neden sakladığımı? Hepsi bir yana en büyük korkum onun beni reddetmesi olurdu. Ya o böyle bir şeyi kabul etmezse? O zaman ne yapacaktım? Daha doğru düzgün aramızda ki ilişkiye bir ad bile vermemiştik. Bakışlarımızla konuşuyorduk ama bu bana artık yetmiyordu. Süregelen bu oyunun sonunda onun gidip gitmeyeceğini bilmiyordum. Onun yanındayım demesine ihtiyacım vardı. Önce ondan emin olmalıydım, sonra belki...

MAYSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin