43. Bölüm

5.2K 388 23
                                        

Kızlarla o akşam uzun uzun konuştum. İkisine de içimdeki korkulardan bahsettim. Endişelerimden ve ondan gelecek herhangi bir tepkiye nasıl karşılık vereceğimi konuştuk. Doğrusu ben çoktan karşıma çıkar diye bekliyordum. Ama tahmin ettiğim gibi olmamıştı. Ya bu sahte bebek olayı onu sandığımdan daha çok sarsmıştı ya da şu an başka şeyler planlıyordu. Emin değildim.

Kızlarla birlikte koca bir tencere makarna yapıp yedik. Sonrasında yanında çikolatayla sade birer Türk kahvesi içtik. O gece kilo hiç birimizin umrunda olmadı.

Ve evet gün sonunu benim yatağımda bitirdik. Zor olmuştu ama üçümüzde sığmıştık.

Ertesi sabah güne daha enerjik ve mutlu uyandım. Bu kızların varlığı, onlarla konuşmak bana hep huzur veriyordu. Hava geçtiğimiz haftaya nazaran güneşli ve ılıktı. Bunu fırsat bilerek kahvaltıyı bahçeye hazırladık. Tabii benim derme çatma yaptığım sandalyem dışında başka bahçe mobilyam olmadığı için çimlerin üzerine örtü sererek piknik tarzında hazırladık. İtiraf etmek gerekirse böyle çok daha iyi olmuştu.

Mutluydum.

Kızlarla kahvaltı boyunca gülüp eğlenmiştim. Çok kısa bir an olsa da kimse o konuları açmıyordu.

"Sen hâlâ kararlı mısın bebeğinin cinsiyetini öğrenmemeye?"

Banu'nun sorusundan sonra ilgi odağım Gökçe oldu.

Omuzlarını silken arkadaşım gayet rahat bir şekilde, "Evet." dedi.

"E bu senin için zor olmuyor mu? Odasını hazırlarken, kıyafet alırken falan?"

Banu bu konu hakkında Gökçe'nin üzerinde gitmekte kararlıydı anlaşılan.

"Neden zor olsun ki?" dedikten sonra üzerine çikolata sürdüğü ve son anda da üzerine muz koyduğu pankekini ağzına tıkıştırdı. "Her şeyi renksiz aldım bile."

Banu anlamayan gözlerle bakıyordu karşısında iştahla kahvaltısını yapan kıza.

Gökçe'nin bebeği dördüncü ayını bitirmiş beşinci ayından gün alıyordu ve çoktan cinsiyeti belli olmuştu. Ama arkadaşım eşiyle aldığı ortak kararda bebeğin cinsiyetini doğumda öğrenmek istiyordu. Onlara göre şaşalı cinsiyet partileri, kız ya da erkeğe göre pembe-mavi renkler çok saçma geliyordu.

Onlar şimdiden her şeyi cinsiyetsiz renklerle halletmişlerdi. Beyaz ve ahşap çocuk odası, yine beyazın ve kahverenginin hakim olduğu kıyafet ve benzeri diğer temel eşyaları almışlardı.

Ben ise tam tersi düşünüyordum.

Sanki ne düşündüğümü anlamış olacaklar ki kızlar bana bakıyordu şimdi.

"Senin bu konuda fikrin ne Maysa?"

"Ben Gökçe'nin aksini düşünüyorum." diye yanıtladım Banu'yu. "Ben bebeğimin cinsiyetini öğrenmek isterim. Ve odasına gelince..." dediğimde çekinerek Gökçe'ye baktım. "Ben renkli olsun isterim."

"Kesinlikle."

Banu'da beni desteklediğinde Gökçe bize gözlerini devirdi. Biz onun bu haline sessizce gülerken canım arkadaşım hâlâ daha karnını doyurmanın derdindeydi.

MAYSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin