49. Bölüm

4.7K 337 20
                                        

Bir ağaç hep kırıldığı yerden yeşerir, tomurcuk verir ve iyileşir. Eğer o ağaç kırıldığında öleceğini düşünseydi nasıl iyileşirdi?

Elbette iyileşemezdi.

Bir çok kere kırıldım, daha hiç yeşermeden yapraklarım soldu, dallarım kırıldı. Ben daha iyileşmeden bir yanım çürüdü, yok oldu. Sabrettim elbette. Yok olan her dallarımın yeşermesini bekledim. Biliyordum, ne olursa olsun bende çiçek açacaktım.

"Buraya gelmene çok sevindim."

Onun cümlesiyle beraber kafamı tamamen kaldırarak yüzüne baktım. Kurduğu o uzun cümlelerden sonra ilk kez konuşmuştu.

Duvarın bir köşesinde o ıslanırken ben onun oluşturduğu kuru alandaydım.

Boğazımı temizlediğim de ellerimi göğsüne bastırdım ve üzerimden biraz da olsa uzaklaşmasını sağladım.

"Büyükannenle tekrar konuşacağım. Beni affetmesi için ona tekrar yalvaracağım."

Tabii Arsel'in büyükannemin beni affettiğinden haberi yoktu. Büyük bir ihtimalle de burada onu seçtiğim için olduğumu düşünüyordu.

Ah Allahım! Ben neler yaşıyordum böyle!

Daha bir hafta öncesinde ikisinden de olmuştum. Ama sadece bir gün içinde yine ikisi de benim olmuştu. Bu mutluluğumun tarifi yoktu.

"İçeri geçelim."

Ondan uzaklaşmak için bir adım attığımda yine elini belime atarak beni durdurdu.

"Büyükannenin karşısına böyle çıkamam." dedi ıslandığı için tel tel olan saçlarını ve üzerini işaret ederek. "Evine gizli girdiğimi bilsin istemem."

Büyükannemin ona son söyledikleri çok canını yakmıştı. Bu çok belli oluyordu.

"Ben her şeyi halledeceğim." derken onu biraz da olsa rahatlatabilmeyi umdum.

"Nasıl?"

"Gel hadi."

Bu kez kolundan tutarak kendime daha çok çektim ve ikimiz birlikte iki adımda mutfak kapısından içeri girdik.

Neredeyse sabah olmak üzereydi ve tahminimce büyükannemde birazdan uyanırdı.

İlk olarak su ısıtıcısının düğmesine bastım ve iki adet kupa aldım. Arsel'de bu sırada ne yapacağını bilememiş öylece ortada duruyordu. Bu haline gülmek istesemde kendimi durdurdum.

İkimize birer kahve yaparak yemek masasına oturdum. Neyse ki Arsel'de bana uymuş tam karşıma oturmuştu.

"Öncelikle burada büyükannemi seçtiğim için bulunmuyorum." dedim tam kara gözlerine bakarak. Onu o kadar çok özlemiştim ki...az önceki yakınlığında sürekli içimden ona sarılmak geçmişti.

"Buradayım çünkü..." derin bir nefes verdim. "Çünkü büyükannem bana hak verdi. Yani affetti gibi bir şey."

"Sen ciddi misin?"

Yüzüne samimi bir gülümseme yerleştiren adamın gözlerinin içi parladı. Daha ilk andan büyükannemle aramın bozulmasını istemediğini biliyordum. Sırf arada kalmayım diye aradan çekildiğini de...

İstemsiz dişlerimi sıktığımı fark ettim. Ama eninde sonunda ikisinde de bunların hesabını soracaktım. Bu kez hınzırca sırıttım. İkisininde benden çekeceği vardı doğrusu.

"Evet." dedim omuzlarımı silkerek.

"Seni affettiyse beni de affeder o zaman değil mi?"

MAYSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin