O günden sonra aradan tam üç gün geçti.
Banu'nun evinde Gökçe ile birlikte kaldığımız geceden sonra ertesi gün büyükannemin yanına bir zamanlar evim olan yere gittim ama gittiğime de pişman oldum. Büyükannem bana hiç ummadığım kadar tavırlıydı. Hiç yüzüme bakmıyor benimle kesinlikle konuşmuyordu. Elbette bu canımı çok sıkmıştı. Orada sadece bir gece kaldım. Doğrusu büyükannemin bu tavrına sadece bir gün katlanabilmiştim.
Dün ise haftalar önce aldığım kararımı uygulamış herkesle vedalaşarak uzaklaşmıştım. Belki kendimden belki de büyükannemden...ya da ardımda bıraktığım herkesten.
Ve evet Arsel'den üç gündür haber yok. Bana ulaşmaya çalıştığına dair hiç bir ipucu yok, ortalarda onu gören yok...
Üzerimdeki battaniyeye biraz daha sıkı sarıldım. Bir buçuk katlı müstakil bir evdeyim. Hep hayalim olan orta büyüklükte bir bahçem ve etrafımı saran bir sürü çam ağaçlarının içindeyim. Dışarıda hafif rüzgarla karışık sakin bir yağmur yağıyor.
Normalde olsa yalnız kalmaktan korkardım. Oysa şimdi bomboş daldığım boşlukla ve dolu zihnimle bana en iyi gelecek şeyin yalnızlık olduğunun farkındayım.
Düşünmek için, kendi kararlarımı almak için oldukça uygun bir yerdeyim.
Nisan aynının ilk haftasındayız. Kış erken gelmiş olsa da erken gitti ve havalar ta geçen aydan ısınmaya başladı. Yağmurda ıslanmaktan hep çok hoşlandım. Şimdi de bir yanım bas bas dışarı çıkıp ıslan diyordu ama hasta olmaktan karnımdaki bebeğe zarar vermekten korkuyordum.
"Abartma Maysa!"
Kendi kendime hayıflandığımda üzerimdeki battaniyeyi bir kenara çektim.
"Eski halime dönmem gerekiyor."
Evet kendi kendime konuşmak huyum değildi ama bazı vurucu cümleleri dışımdan söylemek bana cesaret veriyordu.
Eskiden nasılsa bundan sonra da öyle olacaktı hayatım. Gökçe ve Banu her zaman her kararımda benim yanımdaydı. Onlara ne zaman ihtiyacım olursa olsun hemen çıkıp geleceklerine emindim. Bir tek büyükannem tarafını belli etmişti. Ben bu bebeği doğurana kadar hatta belki de sonrasında bile bana olan tavrı değişmeyecek gibiydi.
Haksız mıydı?
Kendince haklıydı elbette.
Hangi anne olsa evladının hayatını bu denli alt üst eden bir adamın çocuğunu istemezdi. Ya da ben öyle düşünüyordum. Ama onun da bana hak vermesini istiyordum. Konunun Arsel'den bağımsız tamamen benim anne olmamla alakası olduğunu bilmesini istiyordum. Ve itiraf etmek gerekirse büyükanneme hem çok sinirli hemde kırılmıştım.
Eski hayatıma kaldığım yerden bu sessiz sakin yerde devam edecektim. İki büyük eksikle...
Portmantodan kalın hırkamı ve ayakkabılarımı aldım. Giyerek hazırlandığımda kapının üzerinden anahtarları alarak dışarı çıktım.
Akşam üzeriydi hem bu yüzden hemde hava yağmurun etkisiyle koyu griyimsi bir haldeydi. Ama soğuk değildi. Hatta tam tersine ılık bir sıcaklık vardı havada.
Bir iki adım atarak tamamen bahçeye çıktım. Evin sağından ve solundan başlayan sıralı çam ağaçları büyük siyah demir kapıya kadar uzanıyordu. Tıpkı bu ev gibi çevrem de tamamen evlerle doluydu ama bir tek benimki en uzak köşede kalıyordu. Bir de onlarda kalan insanlar var mıydı bilmiyorum.
Tamamen gerçek çimlerle kaplı bir zemin ve yaz gelince ekmek için planlar yaptığım büyük porselen saksılarla süslüydü bahçe. Demir kapının hemen yanından başlayan sağlı sollu aydınlatmalar benim bulunduğum yere kadardı. Hoş bir bahçeydi. İnternetten bu evi araştırırken de beni en çok cezbeden bu bahçe olmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAYSA
General FictionUmutsuz bir kadın ve hırsız bir adamın hikayesi. Kitap en başından değiştirilerek yeniden yazılıyor...
