"Rahim kanseri olduğumu öğrendiğimde on sekiz yaşımdaydım." İlk kelimelerimin kısık ve çatallı çıkışından sonra sonlara doğru sesim düzelmişti.
Neyden bahsedeceğimi anlayan adam tüm ilgisini bana verirken sessizce beni dinlemeye başladı.
"Düzensiz regl oluşlarım, fazla kanamalarım... bunlar beni hiç bir zaman korkutmadı ama büyükannemin hep telaş yapmasına sebep oluyordu." dedikten sonra o anlar aklımda canlanırken tebessüm ettim. Kollarımı iki yana açarak omuzlarımı silktim ve "Biliyorsun işte ailemi kanserden kaybettim ben ve bu bir tür genetik. Tıpkı aylar önce kaybettiğimiz bebeğimizin genetiği gibi."
Umut ikimiz içinde kapanmayacak bir yaraydı. Göz yaşlarımı savuşturup anlatmaya devam ettim.
"On sekiz yaşında ilk defa gittim oraya. Tabii daha sonra hem işim hemde sonum olacağını bilmiyordum oranın." derin bir nefes aldım aramızda yalnızca iki karış mesafe olan adama karşı.
"İlk testlerimde sonuçlarım net çıktı. Daha ilk testlerimden ve muayenelerimden sonra sen kansersin dediler bana. O yaşlarda tam olarak bilmiyordum hastalığımın sonuçlarını. Büyüdükçe öğrendim."
Durdum. Gözlerim dolu dolu bir nefes daha aldım içime.
"O zamanlar üniversite sınavına hazırlanıyordum. Tercih yaptığım bölümle ilgili en büyük etken hastalığım olmuştu. Rahim kanseri olduğumu öğrendiğim günden sonraki her gecem bu hastalığı araştırmakla geçti. Eğer girilen ameliyatlar ve başlanan tedaviler olumlu sonuçlar verirse bu hastalığı atlatmak kolaydı. Ama benim hayatım hiç bir zaman kolay olmadı. Hiç bir ameliyatım tedavim olumlu sonuç vermedi. Gün geçtikçe, yaşım büyüdükçe ve anne olacak yaşa geldikçe işin ciddiyetini daha çok kavradım. Üniversite zamanlarımda hep ana sınıfı öğretmeni olmak istemiştim. Madem ilerde benim çocuğum olmayacak bende bir sürü çocukla vakit geçiririm, diye düşünüyordum. Ama daha birinci sınıfta bu kararımdan vazgeçtim. Benim istediğim bu değildi. Benim istediğim anne ve bebeklerinin ilk anlarına şahit olmaktı. Tadamayacağım bu duyguyu görmeyi çok istiyordum ve istediğimi başararak belki de hayatımda ki tek olumlu sonuçlanan hayalimi yaşamaya başladım."
Bana uzanmaya çalışan adamı bir elimi öne doğru uzatarak durdurdum. Şu an son isteyeceğim şey onun bana sarılmasıydı. Böyle bir şeye çok ihtiyacım olduğu gerçekti ama anlatacaklarım bitmemişti.
"Sen şimdiye kadar hiç sormadın ama Gökçe'yle üniversiteden tanıştık. Benim aksime onun çok geniş bir ailesi var. Annesi babası kardeşleri..." buruk bir nefes çektim ciğerlerime. "Mutlu bir aileler. Gökçe ailesi için çok kıymetli bir kız. Benim için de iyi bir arkadaş. Okul bittikten sonra çalışmaya başladığımız hastane ile bu arkadaşlığımız zaman geçtikçe dostluğa dönüştü. Hastene dışında sürekli birlikte vakit geçirdik. Bu sırada hâlâ daha tedavilerime devam ediyordum ve Banu'da çalıştığımız hastenedeki en başarılı doktorlardan biri olduğu için ona gidiyordum. Tuhaf bir üçlüyüz. Birimiz evli, birimiz deli dolu ve ben... umutsuz bir kadındım. Sayısız ameliyat geçirdim. Sayısız tedavi gördüm. Ama hiç biri işe yaramadı."
Gözünü dahi kırpmadan beni dinleyen adam baktı ki sarılmayacağım bir elini uzatarak benim ellerimi avuçları arasına aldı. Yanındayım diyordu güya.
"Bana son çare olarak anneliği önerdiler. Ya hamile kalacaktım ya da hep hayalini kurduğum annelikten vazgeçecektim."
Boşta kalan elim otomatik olarak varlığını hissettiğim canlının üzerine kapandı. Çıplak karnımda hareket ettirdiğim elimle birlikte karşımda ki adamın bakışları da orayı bulduğunda gözümden birer damla yaş süzüldü.
"Yalandan da olsa hayat seni karşıma çıkardı. Yalan da olsa acı da olsa senin sayende anneliği tattım. En az benim sahip çıktığım kadar oğlumuza sende sahip çıktın. Benim için unutulmaz bir deneyim yaşattın."
Cümlelerimle birlikte karnımda olan bakışları yine gözlerimi buldu.
"Sonu acı bitti, bebeğimizi kaybettik. Ben Bartu Kara'yı kaybettim. Kendimi kaybettim."
Derin bir nefes çektim içime.
"Aylarca tanımadığım bir adamla aynı evin içinde yaşadım. Kim olduğunu bilmiyorum, bana yaşattığı duyguların tarifini veremiyorum. Zamanla asıl Maysa'yı unutuyorum..."
Burnumdan sesli bir nefes çektim içime.
"Bana unutturduklarının arasında yalnızca tek bir şeyi biliyorum ben."
Artık sesim bir fısıltıdan ibaretti. Sessizce konuşacaktım bundan sonraki söyleyeceklerimi.
"Göz göre göre ateşe koşmak nedir öğrettin bana. O ateşin yakacağını bile bile kana kana içmek nedir gösterdin bana. Aşkın kendimi değiştirebileceğini öğrettiğin gibi intikamın da beni ben olmaktan uzaklaştırdığını gördüm ben. Seni seven Maysa kimse, senden intikam almak için nefret eden Maysa'da o."
Tepkisiz ve gözünü dahi kırpmadan beni izleyen adam son cümlemden sonra derin bir nefes aldı.
"Maysa..." dediğinde devamını getirmedi ve sustu.
Ben ise ilk defa bu kadar rahatladığımı hissediyordum. Ona her şeyi anlatarak üzerimden koca bir yükü kaldırmıştım.
"Bu kadar işte." dedim yine sessizce. "Ben bu kadarım."
Uzun uzun birbirimize baktık. Bu sırada çoktan sabah oldu ve yağan yağmur cama vurmaya başladı. Biraz üşüdüm ama tek elimi tutan sıcak ve iri eli tüm bedenime sıcak bir hava dalgası gönderiyordu.
"Bunu ilk öğrendiğimde nasıl hissedeceğimi bilemedim."
Neyden bahsettiğini biliyordum.
"Sadece senin de benden bir şeyler gizliyor olman bizi tamamen yok edecek diye düşünmüştüm."
"Yalanlarla ve sırlarla dolu bir evlilikti bizim ki." dediğimde aklım açtığım boşanma davasındaydı.
"Gerçekten boşanmak istiyor musun?"
Düşüncelerimi duymuş gibi sorduğu soru şaşırmama sebep olmuştu. Belki de ona karşı tam anlamıyla dürüst olacaktım bugün.
"Ben Bartu Kara'dan boşanmak istedim." dedim yalnızca. Bu cümleyle her şeyi açıklamış olabilirdim.
Başını olumlu anlamda sallayan adam bakışlarını kısa bir anlığına benden çekti.
"Bundan sonra ne yapacağız?" diye sordum ona. Sahi bundan sonrası nasıl olacaktı?
Bakışları tekrar beni bulan adam "Önce büyükannenle aranı düzelteceğiz." dedi.
"Bu o kadar kolay olmayacak ama."
"Bizim tekrar bir araya gelmemiz için önce onun rızasını almamız lazım. Hem bundan sonra hiç bir şey kolay olmayacak bizim için." dediğinde gözlerini yine kaçırdı benden.
"Sana ne Bartu Kara'yı unutturabileceğim ne de geçmişi. Aklının bir köşesinde hep o anlar kalacak."
Bu kadar olumsuz konuşmasını beklemiyordum açıkçası. Biraz şaşırmıştım.
"O günleri silemem hafızandan ama sana yaşatacağım yeni anılarla hepsinin üzerinden yeniden geçebilirim."
"Sonra?"
"Sonrası...sonrasında sadece birbirimizi seveceğiz."
.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAYSA
General FictionUmutsuz bir kadın ve hırsız bir adamın hikayesi. Kitap en başından değiştirilerek yeniden yazılıyor...
