44. Bölüm

4.7K 377 28
                                        

Geceyi yine benim yatağımda sarmaş dolaş geçirdiğim kızlarla ertesi gün hava yağmurlu olduğu için evde kahvaltı yaptık.

Ne yalan söyleyim gitmelerini istemiyordum. Gökçe arayıpta gelmek istediklerini söylediğinde onları reddetmeyi düşündüğüm için şu an kendimden utanıyordum.

İki gün dolu dolu geçmişti onlarla. Oldukça ciddi kararlar almama yardımcı olmuşlardı bir kere.

Ayrılık vakti gelip çattığında ise çoktan gözlerim dolmuştu.

"Haftaya da sen gel."

"Hatta hep beraber toplanıp büyükannenin yanına gidelim."

İşte Banu'nun bu söylediği tüylerimin diken diken olmasına sebep oldu.

"Çocuğunu taşıdığım için yüzüme bakmayan kadın, ona bir şans verdiğimi öğrenirse beni eve bile almaz." dedim yalandan sırıtarak.

İkisi de sıkıntıyla beni onayladığında Gökçe hâlâ daha yapabileceğini düşünüyordu.

"Sen bana bırak. Ben o işi bu hafta halledeceğim. Sen sadece Arsel'e odaklan."

Umarım halledebilirsin, diye içimden geçirdiğimde uzanıp sırasıyla ikisine de sarıldım.

Son bir kaç telkin edici cümlelerden sonra araca binerek yavaş yavaş gözden kayboldular.

Uzun süre demir kapının önünde onların arkasından baktım. İşte şimdi tarifsiz bir yalnızlığa düşmüştüm. Gitmeleri beni gerçekten çok etkilemişti.

Derin bir nefes verirken çiseleyen yağmurun altında bahçe kapısını kapattım ve eve doğru yürüdüm.

Bir yandan da bakışların çevrede onu arıyordu.

"Karşıma çıkmasını istiyorum ya çıkmaz artık!"

Söylene söylene eve girdiğimde tüm gün boyunca yalnız ne yapacağımı düşündüm. En iyisi biraz temizlik yapmaktı. Televizyondan yüksek sesli bir müzik açtım önce. Banyoda gördüğüm orta boy bir kovanın içine yarısına kadar su doldurdum ve kokusunu güzel bulduğum yüzey temizleyiciden biraz damlattım içine. İki adette temizlik bezi alarak temizliğe oturma odasından başladım.

İnsanın kafası doluyken ya da canı sıkılıyorken yapabileceği en iyi aktiviteydi, yüksek sesle temizlik.

Bu süreç boyunca hiç bir şey düşünmedim. Sadece çalan şarkıya eşlik ettim ve temizliğimi yaptım.

Kaç saat sürdü bu emin değildim ama bittiğinde yorulduğumu bile hissetmiyordum.

Ellerimi temiz suyla yıkadıktan sonra kızların biz geldik mesajlarına nihayet yanıt verdim. Oturmadan önce mutfağa girdim ve kendim için akşam yemeği hazırladım. Ve tabii bir de tatlı yaptım.

Okuduğum makalelerde, hamilelik boyunca regl olmuyorduk ama her ay sanki regl oluyormuşuz gibi o döngüyü yaşadığımıza dair bilgiler görmüştüm. Hamile olduğumu öğrendiğimden bu yana reglimi takip etmiyordum elbette ama sanırım zamanlarım gelmişti. Kasıklarımda ince bir sızı vardı ve canım çikolata istiyordu.

Yemeğim hazır olduğunda bir tepsiye hazırladım ve ışıkları kapatarak oturma odasına geçtim.

İlk işim perdeleri kapatmak olurken müziği de değiştirerek komedi kategorisinden bir film seçtim. Şu sıralar gülmeye çokça ihtiyacım vardı.

Eğlenceli bir filmle birlikte akşam yemeğimi ağır ağır yedim. Arada bir kızların gruptan yazdığı mesajlara cevap verdim.

- Geldikten sonra yine gittim yaşlı pofuduğunun yanına.

Yaşlı pofuduğum...sahi ne kadar olmuştu ona böyle seslenmeyeli?

- Sonuç? , diye sordum cevabını bile bile.

- Bu kez tepkisiz ve düşünceliydi. Biraz da üzgün. Sanırım seni özlüyor.

- Bende onu çok özlüyorum.

Hemde çok özlüyordum. Bir yanım bas bas yanına gitmemi söylüyordu. Diğer yanım ise buna karşı çıkıyordu.

- Merak etme büyükannenin buna daha fazla direneceğini sanmıyorum ben. Eninde sonunda yelkenleri suya indirecektir.

- Umarım.

Dedikten sonra ekranı kilitleyerek telefonu orta sehpanın üzerine bıraktım.

Sıra sana da gelecek büyükanne. Ne yapacağıma bir karar vereyim, sonra senin de karşına çıkacağım.

İzlediğim filmi durdurdum ve yemek tepsimi alarak mutfağa geçtim. Ağır hareketlerle topladım bulaşığımı. Sonrasında kendime yumuşak bol sütlü bir kahve yaptım. Nasıl olsa uyumayacaktım.

Tekrar oturma odasına döndüğümde filmi başlattım ve saatlerce aynı pozisyonda kaldım.

Yarı güldüğüm yarı düşündüğüm bir filmdi ama beğenmiştim. Hiç değilde bir buçuk saat zihnimi sakinleştirmişti.

Film bittiğinde saat çoktan gece yarısı on ikiyi geçmişti. Benim yine uykum yoktu. Sanırım bir film daha izleyecektim. Ama biraz üşümüştüm. Üzerime bir battaniye almak için oturduğum yerden kalkarak önce mutfağa geçtim. Elimdeki bardağı makineye yerleştirdim ve yatak odasına doğru ikinci katın merdivenlerini tırmandım.

Rengini çok severek aldığım gül kurusu puf puf battaniyemi aldım ve aşağıya inmeden önce de üzerimi değiştirdim. Üşümüş olsam da bu battaniyenin altında kesin terleyecektim. O yüzden altıma mini bir şort giydim ve üzerimde sadece koyu renk büstiyerimle kaldım.

Alt kata indiğimde koltuğa yerleştim. Üzerime bu battaniyeyi alarak uzandım ve yeni bir film açtım.

Filmi aralıksız bir saate yakın izledim ama sonrası yoktu. Bir ara bakış açım karardığında uykuya daldığımı anlamıştım. Buna direnmedim. Uyumak istiyordum hatta. Ama ne olduysa birden bire yattığım yerden sıçradım.

Tam bu sırada filmin bir sahnesinde alkış sesi kopmuştu. Büyük bir ihtimalle beni uyandıran da bu olmuştu.

İlk başta gözlerimi tam açmadım. Geri uyumak istiyordum. Ama bir dürtü buna engel oluyordu.

Burnum hep hassastı benim. En ufak bir kokuyu bile anında alabiliyordum ve şu an bu odada farklı bir koku vardı.

Üzerimdeki battaniyeyi kenara çekerek iyice ayık olduğuma emin olduktan sonra yattığım yerden doğruldum.

Nefes alış veriş sesleri...

Koku...

Kalbim çoktan korkuyla atmaya başlamıştı.

Şu. An. Arkamda. Kalan. Koltukta. Biri. Vardı!!!

Bir dakika...ışıklar neden kapalıydı?

İçerde sadece filmin ışığı vardı.

Derin bir nefes verirken ne göreceğimden korkarak yavaşça arkamı döndüm.

Bulunduğum koltuğun tam karşısında kalan tekli koltukta bir karanlık vardı.

Belki hayal görüyordum. Belki de hâlâ uyuyordum.

Ama kokusu, nefes alıp verme sesleri?

Oturduğu yerde bana doğru eğilen karanlığa artık gözlerim alışmış ve onu net görebilmiştim Sonrası ise...sağır edici bir çığlık.







.

MAYSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin