Benim asil köylüm... 46

164 14 6
                                    


Fatma-Bölüm46


Fatma artık evden sadece Hasan'la ve annesi ile bahçeye gidip çalışıyor, sonra beraber eve dönüyorlardı. Ama gidip gelirken köydekilerin bakışlarının üzerinde olduğunu hissediyordu. Leyla ile bile görüşmüyordu. Leyla da çocukla uğraşıyor olsa gerek, Fatma'yı hiç ziyaret etmiyordu. Bu arada Nurten, yazdığı mektupta daha önce içerde söylediklerini yineliyor; isminin çıkması durumunda orada kalmasının hem kendisi, hem de ailesi açısından kötü olacağını söylüyordu. Bu nedenle biran önce iş bulması ya da evlenmesi gerektiğini söylüyordu. Tabii, Nurten bunları yazarken işi sabıkalı olduğu için alamadığını ve İsa'nın tecavüzünden habersizdi. Nurten, Fatma'ya her ihtimale karşı İstanbul'da çok sevip güvendiği otel sahibi Adnan adlı birinin adresini de yaz mıştı mektupta.

Fatma için karanlık günler daha yeni başlıyordu. Hasan'ın tarla işinde çalıştığı bir gün pazarda satılacak sebzeleri annesine yardım için kasabaya götüren Fatma, minibüse giderken, yolun tenha olduğu bir anda arabayla yanaşıp, kendisini silahla tehdit eden İsa tarafından kaçırılıp yayla evinde yeniden tecavüze uğradı. Ailesine bir zarar gelmesinden korktuğu için, özellikle kardeşinin gururunun kırılıp kötü bir şey yapmama- sı için kimseye bir şey söylemedi. Bundan cesaret alan İsa bu iğrenç eylemini defalarca tekrar etti. Küçük yerde görünme olasılığı yüksek olur tezi burada da işledi ve çiftlik evine gidip, gelirlerken başka gençler tarafından tespit edildiler. İştahları kabaran gençlerden ikisi birkaç hafta sonra Fatma'yı zorla bir minibüse bindirerek, dağ yoluna çıkartıp defalarca tecavüz ettiler. Artık iş zıvanadan çıkmış, Fatma orta malı olmak üzereydi. Kardeşi hemen hemen hiç konuşmuyor ve ona yemek bile bırak mıyordu. Babası esip gürlüyordu. Annesi ne yapacağını bilmeden ona destek olmaya çalışıyordu. Fatma evdençıkamaz hale gelmişti. Zira evden çıktığı her an tecavüze uğrama ihtimali yüksekti.

Bir gün, ne yapması gerektiği konusunda Leyla ile konuşmak için evine gittiğinde onu gören Leyla'nın ba- bası hemen dükkânın arkasına giderek bir şeyler yaparmış gibi davrandı. Leyla'yı pencerede gördüğü halde biricik arkadaşı zilini çaldığı kapıyı açmadı. Fatma yıkıldı, artık burada kalamazdı. Akşam yatağa yattıktan sonra neredeyse sabaha kadar düşündü. Her an kaçırılarak tecavüze uğrayacağı korkusuyla yaşayacağına, büyük bir kente gider, şansını orada denerdi. Zaten kirlenmiş olarak gördüğü vücudunu el âlem burada bedava kullanıyordu, hiç olmazsa şehirde para karşılığı bu işi yapar hayatını öyle kazanırdı. Hem de annesine bakardı, bu pislik adamdan kurtarırdı.

Ertesi gün, İstanbul'a gitme düşüncesini annesine açtı:

"Anacığım, benim burada kalmam mümkün değil. Olanları görüyorsun, artık Leyla bile benimle görüşmek istemiyor. O nedenle derhal köyü terk edeceğim. Yoksa sana ve kardeşime zarar vereceğim." dedi.

Annesi olanları kabullenmiş gibiydi:

"Nereye gidip, ne yapacaksın benim güzel kızım? Tahsilin yok, mesleğin yok torpilini yok üstelik sabıkalısın." dedi.

"Anne, halı sertifikam var ya! İstanbul'a gidip şansımı orada deneyeceğim, yoksa bu köyde kötü yola düşürecekler beni."

Bunu duyunca annesinin yüzü kıpkırmızı kesildi lanet edercesine:

 "Benim dünya güzeli, namuslu kızım Fatma'nın dediğine bak Allah'ım, bunlar nasıl insanlar ki kızımı böyle konuşmak zorunda bıraktılar. Bunlar nasıl Müslüman? Nasıl Türk. Allah hepsinin belasını versin inşallah."

Sonra devam etti:

"Peki İstanbul'da nerede kalacaksın Fatma'm?"

"Nurten ablamın bir arkadaşının yanında, gidince sana yazacağım anacığım." dedi Fatma.

Annesi çaresizce:

"Sen nasıl istersen benim güzel kızım, benim artık hiçbir şeye inancım ve güvenim kalmadı. Allah yolunu ve şansını açık etsin." dedi inanmayarak.

Sonra hiç bir şey söylemeden, sessiz gözyaşları dökerek kadersiz kızına baktı. Zavallı yavrusunun hiçbir günahı yoktu. İyi kalpli ve yardımsever yavrusunun istediği tek şey, evlenip kocası ile mutlu bir yaşam sürmekti.



170


Hayatı Iskalayanlar-1 FATMAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin