İsteklerim olmamasına rağmen atıyorum, benden sonra tüm bölümü atan 'emek hırsızlarına' karşın beni okumanız çok sevindirdi. Ondan hemen atıyorum yeni bölümü.
Danger hayranlarına bundan sonra Little Danger diyeceğim. :D
Çok yorum ve oy istiyorumm <3
Yazım hataları olabiliir, iyi okumalar..
---------------
Karar verme aşamasındayken artık hiçbir seçeneğim olmadığı sonucu ortaya çıkıyordu, Justin kapıyı açtı ve çıkmam için dışarıda beni bekledi. Dışarı doğru adım atıp ona doğru yürümeden önce kapımı kapadım. Tam bir şey söylemek için ağzımı açacakken o benden önce davrandı.
“Takip et,” dedi karşıdaki depoya doğru başını sallayarak.
Başka bir kelime etmeden başımı salladım ve onun arkasından yürümeye başladım. Justin kapıyı açtı, içeri girdi, ben içeri girene kadar kapıyı bana doğru açtı ve arkamızdan yavaşça kapadı.
Kapıyı kapatıp önümde dolanmaya başladığında, kasılmış çenesinin gevşediğini ve buraya gelmemizle sakinleştiğini fark ettim.
Kaşlarımı çattım. Bir insan nasıl olur da bir saat içinde iyiyken sinirli, sinirliyken birden sakin olabiliyordu?
“Geliyormusun, gelmiyomusun?” Düşüncelerimden uzaklaştığımda Justin’in deponun diğer ucunda olduğunu gördüm.
Etrafa baktım ve hiçbir şey söylemeden yavaşça ilerlemeye başladım. Duvarlar çatlaktı, deponun çatı katından aşağı doğru sarkan şeyler ise burada daha önce neler olduğunu merak etmemi sağlıyordu.
“Burada ne oldu?”
Justin dönmedi. Onun yerine yürümeye devam etti.
Bir an için beni yok saydığını düşündüm ve deponun hemen dışında durduğunda tekrar sormaya yeltendim. Gökyüzüne doğru bakarken pantolonun ceplerini karıştırdı.
Ona doğru yürüdüm ve yanında durduğumda gözlerimi ondan çektim ve şu anda baktığı şeye doğru kafamı kaldırmamla gözlerimin anında genişlemesi ve soluğumun kesilmesi bir oldu.
Bir tepenin altında duruyorduk, gökyüzü pembe, turuncu, sarı ve mor renklerine boyanmıştı. Bulutlar üzerimizde nazikçe sallanıyor, güneş üstümüzden batıyordu. Şehrin yarısı buradan görülebilirdi. Kesinlikle muhteşem bir görüntüydü.
“Çok hoş değil mi?” diye sordu sessizce.
Gözümü bu muhteşem manzaradan çekmeye cesaret edemedim. “Evet,” diye cevapladım nefesim kesilmiş bir halde. “Fazlasıyla çarpıcı.” Derin bir nefes aldım ve bu doğal mucizevi güzelliğe bakarak geri verdim. “Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim.”
Dediğime katıldığını belli ederek kafasını salladı.
“Burayı nasıl buldun? Sormamın sakıncası yoksa…” Sonunda ona bakmak için gözlerimi çevirebildim.
Durduğu pozisyon mükemmel görünüyordu. “Burası yanıp kül olmadan önce— ”
Evet, bu cevap merakımı gidermişti.
“Galiba, kontrol etmek için buraya gelmiştim ve bunu gördüm—” Manzaraya doğru başını salladı. “Ve anında aşık oldum.” Kafasını bana doğru çevirdi, yüzünde ciddi bir ifade vardı.
Saçımın bir tutamını kulağımın arkasına sıkıştırdım. “Çok hoş. Keşke böyle bir yerim olsaydı.” Diye itiraf ettim bir kez daha gökyüzüne bakarak.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Danger (Tehlike)
Hayran Kurgu© Dünyada belieber'ların okuduğu en ünlü hikaye Okuyucu sayısı ABD'de üç milyonu geçti. Çeviri bana ait. Hikayenin hakkı; hipstastyle'e çeviri hakkı; ben sahibimdir.
