Benden olmayan sebepler yüzünden yine geç attım biliyorum:(( Neyse daha fazla konuşmayayım, iyi okumalar^^
Justin’in Gözünden:
"Gerginken çok tatlısın." diye cırladı telefonda Kelsey ve bunu söyledikten sonraki sırıtmasını gözümün önüne getirebildim.
"Gergin değilim bebeğim." diye inledim. Elimdeki topu havaya atıp tutarken telefonumu omzumla kulağım arasında tutuyordum.
"Bana yalan söylemek zorunda değilsin; ailemin oldukça korkutucu olabildiğini biliyorum. Gergin olman normal."
"Onuncu kez söylüyorum bebeğim, gergin değilim." diye tısladım sabırsızlıkla.
Kelsey hafifçe kıkırdadı. "Ne dersen de, sadece kendin ol ve uygun görünmeye çalış."
Alaycı bir tavırla gözlerimi devirdim. "Kendim olayım? Silahımı getirmemi mi istiyorsun?" Kendimi kıkırdamaya zorladım. "Ayrıca giydiklerimin nesi varmış?"
"Hayır," diye vurguladı iç çekerek. "Silahını getirmeni istemiyorum." Bir sessizlik olduğunda bu tür durumlar hakkında konuşurken yaptığı gibi büyük ihtimal saçının bir parçasını kulağının arkasına sıkıştırdı. "Ve bir hırsız gibi giyiniyorsun, Justin."
Neredeyse tükürüğüm içinde boğulacaktım. "Hırsız mı?"
"Evet," dedi sondaki t'ye vurgu yaparak. "Yani bu tarzını çekici bulmuyorum diyemem ama eğer bir kot pantolon, bir tişört ve deri ceketle gelirsen ailem bundan hoşlanmayacaktır. Yemeğe çıkıyoruz; herkes gibi olduğunu onlara göster."
"Ama ben herkes gibi değilim."
"Kesinlikle," diye vurguladı Kelsey. "Olmadığını biliyorum ama en azından denemek zorundasın ve herkes gibi bir genç gibi görünmelisin. Onlara endişelenecek hiçbir şey olmadığını göster."
İç çekerek sıkıca gözlerimi yumdum. "Bunu gerçekten çok zorlaştırıyorsun bebeğim."
"Hayır, zorlaştırmıyorum, sen sadece giyinmek için çok tembelsin."
Haklı olduğunu bilerek güldüm.
"Sana bir takım elbise giymek zorundasın demiyorum, Justin. Sadece prezentabl görün yeter." (Justin mi asdfg)
Cevap olarak kafamı salladım ama beni görmediğini fark ettikten sonra hemen cevap verdim. "Pekala."
"Teşekkür ederim."
"Senin için her şeyi yaparım bebeğim."
Çocuklar oturma odasına doğru yürüdüğünde onlara doğru baktım. Ayağa kalkıp topu bir kenara attım ve telefonu sol elime alarak sağ elimle tüm çocuklarla selamlaşıp tekrar dikkatimi Kelsey'ye verdim.
"Tamam, iyi, ne yazık ki şimdi ödevlerimi yapmak zorundayım. Sonra görüşürüz."
"Evet, görüşürüz." diye iç çektim.
"Seni seviyorum."
"Ben de seni seviyorum." Telefonu kulağımdan çekerek kapattım.
"Kelsey mi?" diye sordu Bruce, kaşlarıyla telefonumu işaret ederken.
Başımı sallayarak derin bir nefes verdim.
Marcus güldü. "Neyin var Bieber? Seninle seks yapmak istemiyor mu?"
Kafamı ona doğru hızlıca çevirerek dik dik baktım. "Hayır, aptal." diye çıkıştım. "Bu akşam anne babasıyla tanışmak zorundayım."
"Ahh," diye tısladı Bruce, acımı hissetmiş gibi. "Ailesiyle tanışmak zorundasın, ha? İyi şanslar. Buna ihtiyacın olacak."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Danger (Tehlike)
Fanfiction© Dünyada belieber'ların okuduğu en ünlü hikaye Okuyucu sayısı ABD'de üç milyonu geçti. Çeviri bana ait. Hikayenin hakkı; hipstastyle'e çeviri hakkı; ben sahibimdir.
