Sürpriz yapayım dedim, ablam Ankara’da stajda bende tek başıma azıcık Translate yardımı ile çevirdim- sadece sözcük- :D Bu bölümümüz kısa yine :D Her bölüme şarkı koymayı düşünüyorum, Danger ile resimli bir çalışmanız varsa yayınlayabilirim.
“Ow, ow, ow !” diye beni tersledi Justin bu gece üçüncü defa. “Dikkatli olacak mısın? Daha fazla bastırmanı göz ardı edemeyeceğim.”
Gözlerimi devirdim. “Lanet olasıca bir şekilde sabırsız, inatçı ve can sıkıcı –çocuk gibi davranman sebebiyle—olmasaydın çoktan bitirmiştim!” diye tısladım öfke tüm bedenimi ele geçirirken.
“Bebeğim sakinleşmeye ihtiyacın var.” Diye ukala sesiyle öttü Justin, dudaklarında sırıtma ifadesi vardı.
Tek kaşımı kaldırdım. “Bana bebeğim deme göt deliği.” Diye mırıldandım. “Şimdi otur ve hareket etme.” Gidip dezenfektifli (nasıl yazılıyor bilmiyorum:D) alkol bezi alıp geri döndüm ve kesik tenine bastırdım.
Sadece kıkırdadı ve sonunda bir kez olsun beni dinleyip hiç hareket etmeden kaskatı yerinde durdu.
Bunların hepsi başımı ağrıtıyordu, lanet aklımı kaçırmak üzereydim.
Bunların hepsi bir göt deliğinin gelip yatağıma uzanıp kendi yeriymiş gibi davranarak kollarını başının arkasında birleştirip hayranlıkla televizyonumu izlemesiyle başlamıştı.
Kollarımı göğsümün üzerinde birleştirdim, dudaklarımı büzerken gözlerimi yüzüne diktim.
“Fotoğraf çek, böylece daha uzun ömürlü bir anın olur bebeğim.” Diye sırıttı gözü hala televizyondayken.
Ben, diğer taraftan, bunu sırıtmaya laik olacak kadar komik bulmamıştım. Hayır, hatta bunu aptalca bulmuştum.“Sen geri zekalı mısın?”
Sonunda gözlerini televizyondan ayırdı. “Ne?”
“Geri zekalı mısın dedim?” (Burada said diyor söyleyince Sait gibi olmuyor mu? :D )
Justin karışık bir yüz ifadesiyle yüzünü buruşturdu. “Bu hileli bir soru mu?” diye sordu başını yan tarafa eğerken.
Ulu Tanrım, neden bu gece böyle bir salakla bu odaya sıkıştım?
“Bunu evet olarak kabul ediyorum.” Gözlerimi devirip kumandayı elime aldım ve televizyonu kapadım.
“Hey, onu izliyordum ben!” dedi televizyona doğru ellerini uzatırken.
Omuz silktim. “ evim, odam, televizyonum.” Ellerimi istemsizce kaldırmıştım. “ kumandam.” Diyerek sırıttım.
“Yani? Ben yaralıyım. Bana biraz şans!”
“Bıçaklanman benim suçum değil. Seni “Tehlike” olarak çağırmaları ve senden nefret bir sürü insan olması da benim suçum değil.”
“Süreli düşmanlar demeyi tercih ediyorum.” Diye acı içinde terslendi.
Gözlerimi devirmemek için yine kendimi zor tuttum. “Bu gerçekten önemli mi?” Kahverengi gözlerimle ona bakarken yatağın diğer tarafına ağırlık uyguladım.
Parmaklarıyla saçlarını karıştırdı, sallamadan önce çekiştirdi ve tekrar bana döndü. “Çok sinir bozucu olduğunu biliyor musun?”
Güldüm. Sessiz durmak için tereddüt bile etmemiştim. Bu sürtük bunu söylerken ciddi oluyor olamazdı. “Ben sinir bozucuyum?” dedim kendimi göstererek. “Ben sinir bozucuyum?” diye büyük bir vurguyla tekrarladım. “Ben?”
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Danger (Tehlike)
Fanfiction© Dünyada belieber'ların okuduğu en ünlü hikaye Okuyucu sayısı ABD'de üç milyonu geçti. Çeviri bana ait. Hikayenin hakkı; hipstastyle'e çeviri hakkı; ben sahibimdir.
