Umarım hala yaşıyorsunuzdur –uyarılarımı dikkate almalısınız :P- Bu güzel yepyeni bölümü heyecanlı ve hızlı okuyabilirsiniz. Bu bölümde cinsellikli bir şey yok :* İyi okumalar..
--
Az önce pratik olarak Justin Bieber’la seks mi yapmıştım?
Bence yapmıştım ve kendimle ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Belki de Gossip Girl’deki gibi Blair Waldorf Chuck tarafından bekaretini kaybettiğinde -yaptığı gibi kilisede bir papazı ziyaret etmeli ve günahlarımı itiraf etmeliyim.
Düşünüldüğünde işe yarayacak gibi durmuyordu çünkü ailem kilisedeki tüm papazları tanıyordu ve eğer Justin’le aramızdakileri öğrenirlerse hayatım biterdi. Cezalı olmayı geçtim, dünyadan soyutlanır ve bir hayvan gibi odama kitlenirdim.
Belki Carly’ye anlatabilirdim…
Ha, evet peki. Büyük ihtimal altına işer ve kalp krizi geçirirdi. Ve isteyeceğim en son şey onu hastaneye götürüp neden bayıldığını insanlara açıklamak olurdu.
Sanırım yapmam gereken en sağlıklı şey çenemi kapalı tutmak ve bunu elimden geldiğince sakin karşılamaktı.
Şimdiye kadar çok işe yaramamıştı.
Belki de üzerime biraz kutsal su atarsam her şey uçup gidebilirdi.
…İyiliğim için çok fazla televizyon izlememeliydim…
Justin’in arabasında bacak bacak üstüne atmış ellerim karnımda otururken yumuşak lastiklerin yoldaki taşların üstünden şiddetlice geçmesi beni gerçek hayata döndürdü.
Justin gözlerini yoldan ayırmadan konsantre olmuş bir şekilde kendi ıslığıyla tempo tutuyordu.
Lanet olası nasıl bu kadar sakin olabiliyordu?
Ben burada zihinsen olarak bir çöküntü yaşarken o aramızda hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu.
Erkekler. Dudak büzdüm. Onları asla anlamayacaktım. İstesem de.
“Neyin var?” diyerek Justin beni düşüncelerimden uzaklaştırdığında kafamı ona doğru çevirdim.
Gerçekten bunu soruyor muydu? Daha ne kadar aptal olabilirdi? “Hiçbir şey.” Diye fısıldadım.
Keyifsizce gülümsedi. “Belli ki bir şey var, neden saçmalığı kesip direk sadede gelmiyorsun?” dedi ve gözlerini yoldan çekip bana çevirdi. Bakışları beni rahatsız etmeye başlamış ve bu koltukta ilk oturduğum zamanları hatırlatmıştı.
“Sadece bir şeyler düşünüyorum, galiba.” Omuz silkerek dışarı baktım. Belirsiz davranıyordum evet, ama şu an içimi kemiren konuyu dışa vurmak istemiyordum. Eğer yaparsam aramızdaki her şey daha da tuhaf bir hal alırmış gibi hissediyordum ve isteyeceğim en son şey Justin’i sessiz moda almaktı.
Sonra tekrar düşündüğümde, çok da kötü olmayabilirdi…
“Ne gibi?” Tekrar yola döndü. Sol dizini direksiyonun altına sıkıştırıp o şekilde yönlendirirken deri ceketini karıştırmaya başladı ve cebinden sigara paketiyle çakmak çıkardı. Sigarayı yakarak dudaklarını arasına yerleştirdikten sonra dizini direksiyondan çekerek ellerini geri kodu.
Sigaradan bir nefes aldıktan sonra dumanın çıkması için temiz havanın içeri girmesini sağlayarak camı indirdi.
“Bilmiyorum…” diye mırıldandım. “Sadece.. bir şeyler sanırım.” Omuz silktim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Danger (Tehlike)
Fanfiction© Dünyada belieber'ların okuduğu en ünlü hikaye Okuyucu sayısı ABD'de üç milyonu geçti. Çeviri bana ait. Hikayenin hakkı; hipstastyle'e çeviri hakkı; ben sahibimdir.
