Yaşasın Kar tatili! Yaşasın Mikail!
Biraz daha önce yazmıştım ama azıcık oyalandım kusura bakmayın. :( Söz vermek istemiyorum çünkü bir şey olup atamıyorum ama cumartesi bölüm atabilirim. Sizi seviyorum <3 Oylarınız ve yorumlarınızdan mahrum bırakmayın. Bölüm parçası var :D
-41-
Kelsey’nin Gözünden:
İsa, Meryem ve Joseph… (Yusuf Hristiyan din büyüğüymüş) bu sefer kendimi nasıl bir şeyin içine soktum?
“Burada ne yapıyorsun?” diye sordum Carly’ye endişeyle, ailemin sert bakışları resmen beni yakıyor ve ruhumu delip geçiyordu.
“Gelip neler yaptığını görmeyi düşünmüştüm ama görünüşe bakılırsa İtalyanca ödevi yapmak için benim evime gitmişsin?” İnanamayarak bana baktı. (Böyle arkadaş olmaz olsun ‘_’)
“Evet…” Beceriksize ayaklarım üzerinde sallandım. “Gittim ama evde yoktun…”
“Neredeyse iki saat oldu Kelsey.” Babam sertçe çıkıştı, dudaklarını birbirine sıkıca bastırmıştı. “Sözde ödev yapmak yerine iki saat boyunca ne yaptığını anlatmak ister misin?”
Midemin acı içinde çalkalandığını hissettim, boğazımda yanma hissi vardı ve sanki biri beni ayaklarımla yere yapıştırmıştı. “Ben--”
“Ve bize yalan söyleme.” Bu sefer kalın sesiyle beni keserek annem konuştu.
Gözlerim orada öylece duran Carly’ye doğru kaydı. Şaşkınlık içinde kaşlarımı çattım.
Burada yolunda olmayan bir şeyler vardı.
“Neler oluyor?” Tüm olayı yavaş yavaş anlarken düşüncelerimi dışa vurdum.
Carly dudaklarını yalayarak bakışlarını kaçırdı, ailemse inanamayarak bana bakmaya devam ediyordu.
“Bize gerçeği söyle Kelsey.” Babam tekrar konuştu. “Ve konuyu değiştirmeye çalışmaktan vazgeç.” (En az babamın hikayeyi okuması kadar kötü bir şey ya :( Yazık Kelsey’e)
“Değiştirmiyorum. Şu anda gerçekten kafam karıştı…” diye mırıldandım, ağırlığımı diğer bacağıma verirken tüm odayı gözden geçirdim. Sonradan merdivenlerin başında duran ve bana samimiyetle bakan Dennis’i fark ettim.
Yüzümü buruşturdum ve Dennis’in yüzündeki duygu ifadesinden bana ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalıştım. İşini kolaylaştırmak için, Dennis Justin ve Carly kelimeleriyle sessizce ağzını oynattı ve ne demek istediğini anında anladım.
Çenemi kilitleyerek Dennis’e doğru başımı salladım, bakışlarımı Carly’ye çevirdim ve ona doğru yüzümde toplayabileceğim en tiksinç ifadelerden birini takındım.
“Kelsey… bekliyoruz…” Babam sabırsızlıkla ayağını zemine vurdu ve zeminden çıkan ses yankı yaptı.
“Neden size bir şey söyleyeyim ki?” Ona baktım. “Eminim Carly bilmeniz gereken her şeyi size anlatmıştır.”
Dennis’in verdiği mesajla anladığım şeyler ağzımdan kelimelere dönüşünce Carly kafasını kaldırdı.
“Kelsey --”
“Nasıl yapabildin?” diye çıkıştım. “Sen benim en iyi arkadaşımdın!”
“Senin en iyi arkadaşınım!” diye ağlamaya başladı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Danger (Tehlike)
Fiksi Penggemar© Dünyada belieber'ların okuduğu en ünlü hikaye Okuyucu sayısı ABD'de üç milyonu geçti. Çeviri bana ait. Hikayenin hakkı; hipstastyle'e çeviri hakkı; ben sahibimdir.
