Bölüm 44

23K 523 413
                                        

Merhaba..

Normalde bunu bu akşam bitirmeme rağmen atmayacaktım fakat yarın veya ertesi günler atamam ama oy ve yorumlar son iki bölümdür büyük oranda düştü. Umarım bunu gözünüzden kaçırmaz ve oy yorumları ihmal etmezsiniz. Bir işi de zevk içinde yapıyorum o da gitmesin. Sizi seviyorum ve umarım isteklerime uyarsınız. Öptüm <3

NOT: BU BÖLÜM HARİKA HARİKA HARİKA, BÖLÜM PARÇASI VAR.

-44-

Justin’in Gözünden:

“Senin neyin var?” Kelsey arabamdan dışarı adım attığım ve ona doğru yürüdüğüm an sordu.

 Hakkımdaki en küçük şeyi bile anlamasına içimden lanet ettim. Mesela, ruh halim değiştiğinde, hemen hissediyordu.

 Omuz silkerek bir kolumu gevşekçe onun omzuna attım. “Hiçbir şey.”

 O mükemmel kalp şeklinde dudaklarından ağır bir nefes verme sesi duyuldu. Kendi dudaklarımı yalayarak onunkileri kendiminkine bastırma arzusundan uzaklaşmaya çalıştım.

 “Ne zaman bunu sorsam daima aynı şeyi söylüyorsun.” Diye mırıldandı.

 “Madem cevabımı biliyorsun neden hala sormaya devam ediyorsun?” Gülerek omzunu sıkıp kendime yaklaştırdım.

 Gözlerini devirdi. “Çünkü bazen, keşke yalan söylemek yerine bana açık olsan diye düşünüyorum.”

 Kaşlarımı çatarak ondan uzaklaştım. “Orada dur bebeğim, sana asla yalan söylemedim.”

 “Evet, söyledin ve hala söylüyorsun.” Önemli bir şeyi belirtir gibi suratıma bakmaya başladı. “Ne zaman sana neyin var diye sorsam, iyiliğin için, bir şeylerin seni boğduğunu biliyorum, ama sen her zaman ortada bir şeyler varken bana hiçbir şey olmadığını söylüyorsun. Tam olarak ne zaman dürüst olduğunu anlayabilecek kadar seninle beraber takıldım.”

 “Öyle mi?” Bir kez daha güldüm. “Şu an sana yalan söylediğimi düşündüren ne?” Eğlenceyle ona bakmaya başladım.

 “Eh, yeni başlayanlar için, arabadan çıkarken arabanın kapısını hızlı çarptın ve eğer yanılmıyorsam, ben bunu yaptığımda beni neredeyse öldürecektin. Arabalarına sanki bir ödülmüş gibi davranıyorsun ve ikincisi,” İkinci parmağını kaldırdı. “Birinin üstüne atlamak istediğinde bu yüz ifadesini takınıyorsun.”

 Başımı sallayarak tüm bu analojilerden etkilendiğimi belli ettim. “Fena değil,” diye gülümsedim. “Hiç fena değil.”

 Başarıyla gülümsedi.

 “Ama,” diyerek bir parmağımı kaldırdığımda bana kaşlarını çatarak şaşkınlık içinde bakmaya başladı. “Dümdüz bir suratım varken hiç yalan söylemediğimi nereden biliyorsun? Yani, dürüst olalım bebeğim, sen benim yaşadığım hayat tarzını yaşarken, yalancılık senin göbek adın oluyor.” Ona doğru sırıttım. “Ayrıca, sabah daha erken. Gerçekten bunun hakkında mutlu olmamı mı bekliyorsun?”

 “Ben sadece…” Dudaklarını büzerek ağırlığını diğer tarafına verdi. “yalan söylemediğini biliyorum.”

 Onunla biraz daha oynamaya karar verdim. “Eh, belki, sana bazı şeyler söylediğimde, yalan söylüyorumdur. Yani, söylemediğimi nereden bileceksin ki?”

 Onu yendiğimi söyleyebilirdim çünkü ayakları üzerinde hareketlenmeye ve bana verecek bir cevap aramaya başlamıştı. “Belki de seksi olduğunu söylediğimde sana yalan söylüyorumdur.” Diye sırıttım.

Danger (Tehlike)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin