Bölüm 57

12.7K 419 119
                                        

Bölüm atma günümüz Pazar günü olmaya başladı gibi, gerçekten elimde olmayan sebeplerden böyle. Kısa kesmek istiyorum, duygusal bir bölüm. Finale çok yaklaştık ve belki de yolumuz bir noktadan sonra ayrılacak. Sizi sevdiğimi bilin, şimdi iyi okumalar..

 Kelsey’nin Gözünden:

Hepimiz sabırla -ya da sabırsızlıkla mı desem polislerin görünmesini  bekledik. Olaylar olalı yarım saat bile geçmemişti ve hiçbirimizin yerimizden kıpırdamaya izni yoktu.

Kel kafalı bir adam gelip masalara doğru bizi yürütürken dudağımı ısırdım ve ailemin yanında duran tıkış tıkış insanların yanına geçtik.

Luke Tanrı bilir şu an neredeydi ama büyük ihtimal Justin ona vurduğunda kırılan burnu yüzünden yüzüne dağılmış kanı temizlemeye gitmişti.

Justin birden yanımda kasılmaya başladı ve bu üniformalı adamı tanıdığını söyleyebilirdim.

"Evet, evet, evet... neden şaşırmadım acaba?" Dudaklarına kötü bir gülümseme yaydı. "Bütün bu dağınıklığın arkasında Bieber var." Başını sallayarak bir not kağıdı ve kalem çıkardı. "Bu iyi yerin sahibi kim?"

Justin acı bir tavırla uzaklara baktı, çenesi seğiriyordu ve gözleri bir kaya gibi sertti. Kızgının da ötesinde görünüyordu.

"Benim efendim," Takim elbiseli bir adam, Dennis olarak da bilinir, kalkıp bizim yanımıza geldi.

Eğilerek polis memuruyla el sıkıştı.

"Bu akşam ne olduğunu tam olarak anlatabilir misiniz?" Not defterine bir şeyler karaladıktan sonra yoğun bakışlarını Dennis'e yöneltti ve Dennis'in diyeceklerini dikkatle dinlemeye başladı.

Dennis dudaklarını yalayarak onayladı. "Ben alanın sol tarafında birkaç müşteriyi ağarlıyordum, yemeklerini beğenip beğenmediklerine dair basit bir konuşma yapıyordum ve o sırada alandan kargaşa sesleri duymaya başladım." Etrafını işaret etti.

"Mhm," Kel kafalı adam ona bakmadan not defterine bir şeyler yazdı ve sonra tekrar kafasını kaldırdı. "Kargaşa ne hakkındaydı?"

"Bu genç  bayan, Kelsey Jones," Omzuma elini koydu. "bir adam tarafından silah zoruyla tutuldu." Luke'un son görüldüğü yeri işaret ederek hepimizin o boş alana bakmasını sağladı.

Kaşlarını çattı, karışıklık yüzünden okunabiliyordu. Alnını kaşıyarak etrafına bakındı. "Birkaç dakika önce buradaydı."

"Peki, şimdi nerede?" Memur etrafına bakınarak olağan dışı bir şey görmeyi amaçladı.

Midem acı içinde burkulurken Luke'un yüzünü yıkamak için gitmediğini fark ettim. Onun yerine, kaçmıştı.

Justin bu korkunç habere rağmen yerinden bir mil bile hareket etmeden sertçe durdu.

"O piç burada değil de ne demek?" diye tısladı babam. "Az önce buradaydı! Hangi cehenneme gitmiş olabilir?"

"Sakin ol, Paul." diye mırıldandı annem, babamın polis karşısında öfkesini belli etmesini istemiyordu.

"Bayan Jones'u silah zoruyla tutan adam kimdi? Saldırganı bulmak için adamlarımızı yollayacağız. Endişelenmenize gerek yok..."

"Bay Jones." diye alaycı bir tavırla cevap verdi babam.

"Bay Jones." Başını sallayarak not defterine bir şeyler daha karaladı. "Adı neydi--"

"Luke." diye çıkıştı Justin. "Onun lanet adı Luke Delgado."

Danger (Tehlike)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin