Bölüm 56

12.2K 431 71
                                        

Final ile birlikte son sekiz bölümümüz kaldı dım dım dım dım. Aksiyon geçen bölümde zili çalmıştı bu bölümde kapıdan içeri girecek gibi. Ah be Adriana umarım şu son altı bölümü güzel yazmışsındır. Neyse yeni bölüm geldi yine, neler istediğimi bilmeyen kalmamıştır herhalde. Beni bu noktaya getirdiğiniz için çok teşekkürler, sizi seviyorum^^

Kelsey’nin Gözünden:

Midem dehşet içinde burkulmaya başladı. Tüm bunlar şu anda oluyor olamazdı.

Justin yanımda birden donup kaldığında bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım ama bunun nedeninin Luke'un burada olması olacağı aklımın ucundan bile geçmemişti.

Tüm lanet günler dururken buraya gelmek için bugünü bulmuştu.

"Kelsey, tatlım, iyi misin?" dedi annem, tam yakınımda olmasına rağmen şu an çok uzak görünüyordu.

Yutkunarak, Luke'un flörtöz iğrenç -ya da benim persfektifimle-  bir tavırla lokanta sahibine sırıtmasını ve kadının kıkırdayıp bir elini Luke'un omzuna koyarak yerleri olduğunu tahmin ettiğim masayı işaret etmesini izledim.

Tam lokanta sahibini takip etmek için dönmüşken, Luke'un yabancı bir arkadaşı Luke'un göğsünü dürttü ve bir tarafa doğru işaret ettiği an Luke'un bakış açışı birden bana yöneldi.

Başımı hemen aileme doğru çevirerek onun da dikkatini çekmek için Justin'in elini çimcikledim.

"Kelsey, sen iyi misin?" Annemin yüzünde endişeli bir ifade belirdi.

"Ah, şey, evet, iyiyim." Başımı sallayarak içeceğimden bir yudum aldım.

"Titriyorsun canım." Sözcüklerindeki endişe duygusunu hissettiğimde kendime doğru baktım ve titrediğimi fark ettim. (Düşmanımın başına gelmesin.asdf)

"Kelsey..." dedi bu sefer babam, kaşlarını çatmıştı. "İyi olduğuna emin misin?"

Justin'in bakışları yüzümün yan tarafını deliyordu, bakışları çok yoğundu, resmen etimi yaktığını hissediyordum. Bir şeyler söylemek istediğini biliyordum ama eğer söylerse tüm planları yıkmış olacaktı.

Dudaklarımı yalayarak boğazımı temizledim. "Ben iyiyim; bir böcek falan gördüm sandım..." Elimi umursamazca sallayarak konuyu değiştirmeye çalıştım.

"Böcek mi?" Dennis bana bakarak geldiğimizden beri ilk kez konuştu.

"Evet." diye tısladım. "Böcek." Dennis'in yüzündeki şaşkınlığı görünce suçluluk hissettim. "Pardon, sana çıkışmak istemedim." İç çekerek ayağa kalktım. "Müsade eder misiniz lütfen?"

"Nereye gidiyorsun?" diye sordu babam olanları anlamaya çalışarak.

"Lavabo."

Annem başını sallayarak gitmem için eliyle işaret etti. "Döndüğünde burada olacağız."

Ona sempatik bir gülümseme verdikten sonra sessizce teşekkür ettim, Justin'e doğru gergin ve endişeli olduğum mesajını veren bir bakış attım.

Yerimden kalkmam için önce onun kalkması gerekiyordu, ayağa kalktı ve ben yana kayarken bana doğru ciddi bir ifadeyle baktı. Avucunun içiyle yanağımı tuttu, yavaşça okşadı, gözlerini benimkilere dikti. Eğilerek dudaklarını alnıma bastırdı. "Her şey iyi olacak." diye mırıldandı.

"Biliyorum." diye fısıldayıp hafifçe gülümsedim ve ayağa kalkıp yanından geçerek tuvalete yürüdüm, girene kadar Justin'in gözlerinin üzerimde olduğunu biliyordum.

Danger (Tehlike)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin