Bonjour!
Haftada bir bölüm gerçekten çok koyuyor ama boş vaktim yok denecek kadar az. Ayrıca kaç haftadır bölüm atmadığım için beni asacak okuyucularım var –okuma listelerini bölüm beklemekten yosun tuttu falan yapanlar var o derece.- Ve hastayım bir kurtulamadım şu amaçsız mikroplardan. L Yani bu bölümü zar zor tüm engellere rağmen çevirdim ve yorumlarınızı çok beklediğimi söylemeliyim beni merakta ve heyecanda bırakmayın. Danger eski ününe kavuşmalı ve emek hırsızları kazanmamalı. 30. Bölümdeyiz ve neler istediğimi çok iyi biliyorsunuz- ah birde hikayeyi yarıladık gibi. İyi okumalar..
VOTE VE YORUMLARINIZA İHTİYACIM VAR!!
Justin’in Gözünden:
Duş aldıktan sonra, daha rahatlamış hissediyordum.
Tabi, Kelsey ve benim ağır sevişme seansımızdan sonrada sinirlerim biraz sakinleşmişti (bu cümle böyle mi bilmiyorum biraz atmak zorunda kaldım) ama sıcak suyun verdiği his tüm kaslarımı ve duygularımı rahatlatmıştı.
Belden aşağıma bir havlu sararak banyonun kapısını açtım, odama doğru girerek dikkatlice dolabıma doğru yürüdüm, Kelsey’yi uyandırmak istemiyordum.
Sessizce ilerledikten sonra çekmeceyi açıp pijamalarımı çıkarttım, Kelsey’e verdiklerime benzeyen bir eşofmanla tişörtü kapıp havluyu yere attım ve giyinmeye başladım. (Oha! Kelsey kızım gözünü aç kaçırma bu manzarayı!!)
Parmaklarımı saçımın arasından geçirip son kez Kelsey’ye baktım ve sessizce yürüyüp odadan çıktım ve kapıyı usulca arkamdan kapadım.
Merdivenlerden aşağı doğru inerken birden kanepede oturan tüm çocuklarla yüz yüze geldim, Bruce da onlardan biriydi. İç çektim. Çok ilginç olacaktı…
Dudaklarımı yaladım. “Hey,” Dudağımı yalayarak herkesin tepkisin merak ederken tek aldığım cevap sessizlik olmuştu, tabi Bruce konuşana kadar.
“Nasıl gidiyor?” Gözlerime doğrudan bakarken ben de onunkilere baktım, tek gördüğüm samimiyetti.
Omuz silktim. “İyi, sanırım.” İkili koltuklardan birine oturarak etrafımdaki çocuklara döndüm.
“O nasıl?” diye sordu Bruce birkaç saniye sonra. Kafamı uyarı modunda yukarıya doğru oynattım.
“John bize neler olduğunu anlattı,” Boğazını temizleyerek sandalyeden kaydı.
Başımı sallayarak onay vermek için John’a döndüm. Basit bir bakışla cevap verdikten sonra tekrar Bruce’a döndüm. “O birazcık sarsıldı ama çoğunlukla iyi gibi…” Duraksayıp banyodaki ağlayışını anımsadım. “Daha iyi olabilirdi.” Koltukta geriye yaslandım.
Başını salladı. “Gerçekten üzgünüm.” (Bruce. Üzgün. Bu iki kelimeyi yanyana düşünemiyorum.)
Şaşkınlık içinde kaşlarımı çattım. “Ne için? Sen hiçbir şey yapmadın—”
“Evet, yaptım.” Bruce başını salladı. “Sana ve sanırım odanda olan üst kattaki kıza biraz kaba davrandım. Onun senin için ne kadar önemli olduğunu bilmiyordum ama bu gece, gözlerim açıldı.”
Koltuğumda hareketlenmeye başladım. Çok duygusal değildim, özellikle tartışmalar konusunda o yüzden sadece başımı bir kez daha salladım.
“Ona ne yaptığını duydum…” dedi Bruce başını sallayarak. “Bizi araman gerekirdi. Saniyeler içinde orada olurduk ve eminim yaptığı pisliğin karşılığını alırdı.”
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Danger (Tehlike)
Fanfiction© Dünyada belieber'ların okuduğu en ünlü hikaye Okuyucu sayısı ABD'de üç milyonu geçti. Çeviri bana ait. Hikayenin hakkı; hipstastyle'e çeviri hakkı; ben sahibimdir.
