Öhöm öhöm, İyi tatiller! Ama çoğumuz için tatil olmayacak gibi değil mi? Ben gibi mesela ama çeviri hakkında hiçbir sorununuz olmasın hiç aksatmayı düşünmüyorum bu hafta bölümler az olsada öbür hafta baya bölümlere doyacaksınız. Şu on beş tatilde finale baya baya yaklaşmayı düşünüyorum son 17 bölüm bu arada. Önümde okul baskısı olmasa da aile baskısı var ve onlar şey ımm wattpad hakkında biraz önyargılılar. Bu arada yorumlar beni çeviri için daha büyük isteğe itiyor, oylardan bahsetmiyorum bile harika! Kısa keselim, umarım karneler iyidir. Umarım tatiliniz yavaş ama eğlenceli geçer. Şu karşı ekrandaki sizi seven çevirmeni en güzel yorumlarla sevindirin. Mutlu tatiller!
-46-
Kelsey’nin Gözünden:
“Jeremy…” diye başladı Pattie ama çok geçmeden Jeremy onu kesti.
“Sana bu eve girmenin yasaklandığını söylememiş miydim?” Jeremy, Justin’e nefretle bakarken kalbimin kırıldığını hissettim.
Justin bu noktada aşırı suskun duruyordu çünkü tek bir kelime etmemişti. Onun yerine babasına tamamen şok olmuş bir biçimde bakıyordu.
“Baba…” diye mırıldandı Jaxon aramızda büyüyen gerginliği hissederek.
Jeremy, ancak , bizi aldırmadı. “Bu evde ne yaptığını sanıyorsun?”
Justin dudaklarını yaladı. “Ailemi ziyaret ediyorum. Sen ne düşünüyorsun?”
“Aile?” Jeremy güldü. “Ne ailesi?” Kollarını açarak etrafını işaret etti. “Senin aileni burada görmüyorum.” Kafasını sallayarak Jeremy kaşlarını çattı. “Bildiğim kadarıyla bizim için hiçbir şeysin.”
“Jeremy!” diye bağırdı Pattie, sesi katı çıkmıştı. “Sakın bizden bu şekilde bahsetmeye kalkma. O benim oğlum -bizim oğlumuz!”
“Bana göre, değil! Bir katil olduğundan beri ona olan saygım pencereden uçup gitti.” Diye bağırdı Jeremy. “Ve kız kardeşinin ölümü son nokta oldu.” Parmağıyla Justin’in göğsüne vurmaya başladı.
“Bu işi Jazzy’yi karıştırma!” diye ataştı Justin.
“Neden? Bunu durdurmak için o şu an burada değil!” Jeremy de ona geri bağırdı. “Onun ölüm nedeni sensin!”
“Jeremy, yeter!” diye ağlamaya başladı Pattie.
“Sana gidip bir daha geri dönmemeni söylemiştim, bu sonsuza dek geçerliydi. Asla yıllar sonra tekrar gelmeni ve yüzünü görmek istediğimi söylememiştim.” (Jeremy’i severim ama hikayede biraz atarlı ha?)
Justin’in göğsü sinirle yükselip alçalırken yüzü kızardı, yanda duran elleri yumruk halini aldı. “Buraya gelmenin hata olduğunu biliyordum.” Justin elimden tutarak beni çekiştirmeye başladı. “Hadi Kelsey, gidiyoruz.” Jeremy’yi iterek kapıya doğru ilerlemeye başladı.
“Ne yaptığını görüyor musun?” diye tısladı Pattie. “O bizim oğlumuz, Jeremy!”
Justin aniden durdu, annesinin kulakları dolduran çığlıklarını duyduktan sonra onu geride bırakmak istemiyordu. “Biliyor musun?” Justin gözlerini kıstı. “Gitmiyorum.” Başını salladı. “Beni dinlemeden olmaz.”
Elimi bırakarak Jeremy’nin yanına yürümeye başladı, ben de arkasından onu takip ettim.
“Benden nefret ettiğini biliyorum…” Justin başını salladı. “Güven bana, ben de kendimden nefret ediyorum… ama bu benim hatam değildi.”
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Danger (Tehlike)
Fanfiction© Dünyada belieber'ların okuduğu en ünlü hikaye Okuyucu sayısı ABD'de üç milyonu geçti. Çeviri bana ait. Hikayenin hakkı; hipstastyle'e çeviri hakkı; ben sahibimdir.
