Multimedyadaki güzelimiz yeni karakterimiz <3 Levonun başını çok ağrıtacak çokkkk :D
Bölümün bu kadar gecikmesi için özür dilerim. Ailemle beraber olduğum için bilgisayara geçip bölüm yazmam pek mümkün olmadı. Yurduma döndüğüm için bir aksilik çıkmadığı sürece bölümler hızla gelmeye devam edecek.
Ve bolll sürprizli, bol tatlı bir bölüm sizleri bekliyorum. Yazdığım en uzun bölüm oldu bu hikayede. Bu yüzden de sizden daha bol vote ve yorum bekliyorum. Umarım diğer bölümlerin okunma, yorum ve vote sayısını geçebiliriz :)
Ve kontrol etmeden, biter bitmez bölümü yayınladığım için hatalarım olabilirim, kusura bakmayın :))
Keyifli okumalar dilerimm ^_^
10. Bölüm
Melek yaşadığı şaşkınlıkla cevap veremezken taksicinin sorusuyla kendisine geldi. Bakışlarını taksiye davetsizce binen genç kıza çevirdiğinde onun kendisine umutla baktığını gördü.
''Hanımefendi ile işimize daha fazla geç kalmadan ilerleyin isterseniz.'' Diyerek taksiciye istediği cevabı verince kendisini saran kollarla ürkerken yeni biten şaşkınlığına bir yenisi daha eklendi.
''Ay sen ne kadar iyisin ya. Başka biri olsa ki o kesin ya cadalozun teki ya hödüğün teki olurdu anında kovardı beni taksiden. Güzelliğin yüreğinden gelme anlaşılan. Ay biliyor musun bu arada sesin de yumuşacık böyle. Ninni söylesen anında uyurum. Zaten çok uykum da var. O başhekim yüzünden uyku muyku uğramaz oldu bana. Zaten onun yüzünden çıktım işten. Hem sapık hemde benim çeneme takmış vaziyette. Ne varmış konuşmayı seviyorsam? Zaten konuşlunca duramam ki ben. Hiç yani...''
Taksinin ani freni ile iki kızda sarsılırken taksicinin ''Kusura bakmayın hanım ablalar. Abla benim hanımdan daha fazla konuşunca bir an şaşırdım,'' sözü ile iki kız birbirine şaşkınlıkla bakarken ortamı saran sessizlik ise saniyeler sonra genç kızların gülmesi ile bozulmuştu.
Taksici arabasını hızla çalıştırırken sessiz bir şekilde, ''Allah seni alana yardımcı olsun,'' diye mırıldanarak yoluna devam ederken Melek de karşısındaki kızı inceliyordu. Uzun, turuncu saçları genç kızın beyaz teninin üzerinde dağınık bir şekilde dururken gülen ela gözleri ile onun oldukça pozitif bir kişiliğe sahip olduğunu fark etti.
''Beni incelemen bittiyse bende seni inceleyebilir miyim? Hoş sen beni incelerken bende seni izliyordum ama olsun.''
Melek, duyduğu sözler ile utanırken genç kızın bir de çok açık sözü olduğunu kaydetti. Kızdaki özellikler kendisinin tam zıttıydı.
''Ama bunu sen utan diye demedim ki. Ben biraz boş boğazım kusura bakma. İçimden ne geçiyorsa anında söylerim. Zaten o yüzden işten çıktım ya... Ne güzel çocuklarımla, bebeklerimle mutluydum ben. Ne vardı ki işime karışıp beni deli edecek. Biliyor musun büyükler çocuklar kadar olamıyor. Beş yaşındaki çocuk bile ne yapacağını bilirken koca koca insanlar kibirle her şeye karışıyor. Ah o başhekimin tek tük kalan boyattığı saçları ben yolacaktım ki... Zaten yaşlı bunak bir de saçlarını boyatmış egosunu da hepten zirveye çıkardı. Gören de sanır ki çok iyi bir doktor. İşte adalet yine yüzünü gösteriyor.''
Genç kız konuşmasına devam edecekti ki Melek'in sorusu ile durakladı.
''Sen çocuk doktoru musun?''
''Evet.''
Melek, karşısındaki kızın taksiye bindiğinden beri ilk kez bu kadar kısa konuşmasıyla güldü. Oysa o yine soluksuz birkaç cümleyi daha peş peşe bekliyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Meleğin Ateşi
Ficção GeralMelek ve Ateş... Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa? Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
