Özel Bölüm / 1

17.9K 461 45
                                        

Hayırlı akşamlar <3 Sizleri çok özledimmmm^^

Peki sizler Meleğin Ateşi'ni ve beni özlediniz mi? Uzun bir aradan sonra Özel Bölümlere başladım. Toplam 3 ya da 4 tane özel bölüm yazmayı düşünüyorum. Şimdilik ilki olan Levent ve Gonca ile sizlerleyim. Benim için oldukça keyifli ve farklı bir bölüm oldu. Umarım yorum ve votelerinizi eksik etmezsiniz. 

+250 vote sınırını koyuyorum ki istekli okurlarım kendilerini saklamadın. Sınır geçince Ateş ve Melek sizlerle olacak..

Bu arada bu bölümün keyfini çıkarın. Çünkü tam da sohbet havasın bölüm oldu...

Keyifli okumalar <3 


LEVENT & GONCA


Kamerayı kendisine doğru ayarlayan Levent makinenin düğmesine basarak videoyu başlattı. Heyecanlı bir şekilde koltuğa otururken rahat bir nefes aldı. Artık kendisini okurlarla tanışma, dahası dertleşme vakti gelmişti..

''Merhaba arkadaşlar... Neredeyse iki yıldır beni, bizi okudunuz ve ben sizlerle konuşmak için ancak fırsat bulabildim. Beni ne kadar hödük olarak tanısanız da ben sizin çok da iyi tanıdığınız Levent Gürbüz'üm... Ara ara hödüklükler yapsam da muzipliğim, rahatlığım ve sizin ponçik diye tabir ettiğiniz farklı bir havam var. İşte siz ve özellikle Gonca'm beni bunun için seviyorsunuz. Ben tam ara sıcağım. Ne çok romantik ne de çok sakin... Çünkü ben bir Gürbüz erkeğim ve en çok da Levent'im... Kendimim.. Hep aynı çizgide olmak kasar, boğar beni. İşte bu yüzden benden daha da deli dolu birine gönlümü kaptırdım ve evlendim. Söz sözü açtığı gibi ben de asıl konudan biraz uzaklaştım sanki... İşte dediğim gibi duramıyorum ki yerimde..''

Levent gülümsemesi ile okurlarının bir kez daha kalbine girecekken kameraya doğru göz kırparak ''En başa döneyim tekrardan

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Levent gülümsemesi ile okurlarının bir kez daha kalbine girecekken kameraya doğru göz kırparak ''En başa döneyim tekrardan. Yazarımız Hatice sayesinde bizi yakından tanıdınız. Bazı anlar oldu ki benim hallerime güldünüz, benimle eğlendiniz. Beni böyle bir sevesiniz geldi. Bazı anlar oldu ki benimle üzüldünüz, kahroldunuz... Bazı anlar da oldu ki bana sinir olup, hödük anlarıma kızdınız. Yani benimle her duyguyu tattınız, yaşadınız.. En çok da benim duygularıma kapılıp gittiniz ve kendi hayatınızı bir anlığına olsun durdunuz. Bazen insanın en çok da bu durmalara ihtiyacı vardır. Ben ve yazarım elinden geldiğince bunu yapmaya çalıştık. Umarım sizi biraz da olsa rahatlatıp mutlu olmanızı sağlayabilmişizdir. Ben bu hikayede abiliğimi sevdim. Kardeşime, canıma sıkı sıkı sarılıp ona her anında destek olmayı sevdim. Onu sevdiğim, onunla eğlendiğim kadar onun için üzüldüm, ondan daha çok kahroldum fakat abiliğimi en dibine kadar yaşadım. Abi olmak bir aile olmak da bu değil midir? Sadece düz bir karakter olmadığıma inanıyorum. Ben renkli bir kişiliğim ve beni okurken düz okumanızı da pek tercih etmem. İsterim ki beni okurken keyif alın ve eksik hissettiğiniz yönleri benimle giderin.. Gülmek, ağlamak gibi duyguları unutmayın. Bir abinin bu hayatta nelerle karşılaşacağını, nasıl mücadele vereceğini ve bir erkek olarak kendisiyle nasıl baş ettiğini görün istedim. Abiliğimi dolu dolu yaşarken bir de aşkı tattım. Bence her insan taşıdığı bir sorumluluğun yanı sıra bambaşka bir insan da olabilir. İşte bu yan aşkı yaşayınca ortaya çıkıyor. Her ne kadar düz biri olmasam da iş hayatımda ve günlük hayatımda biraz daha dikkatli bir duruş sergilemeye çalışıyordum. Fakat aşık olunca anladım ki aslında aşk kişiyi tüm tutsaklıklarından çıkaran duvarlarını kırabilen eşsiz bir güce çıkarabiliyor. Anladım ki aşkı yaşamak bilmediğiniz yönlerinizi bile keşfetmekmiş. İlk olarak aşkı onunla yaşayacağımı hiç mi hiç düşünmezken bir de baktım ki onsuzluğu düşünemez hale gelmişim. Gonca ile nasıl tanıştığımı, ilk zamanlardaki o sinir harbini sizler de yakından biliyorsunuz. Ah bir de yaşayana sorun derler, ya cidden öyle. Bir yanım sinirliyken bir yanım ise istemsizce gülüyor, hoşuna gidiyordu. Tuhaflıklarım gittikçe artarken Meleğin Ateşi'nde kendi hayatıma da bir kapı aralandı. Ben de kapıdan girince ortaya hiç beklenmeyen hesapsızca bir aşk çıktı. Deli dolu, çatlak, anı anına tutmayan ve de olmazsa olmaz... Kabul edin Melek ve Ateş aşkını okurken arada beni ve dilli düdüğümü aramadan yapamıyordunuz değil mi? İşte ne kadar içinize, yüreklerinize sinmişiz ki biz olmayınca kendinizi de bir eksik hissediyordunuz. Sakın beni ego manyağı biri olarak görmeyin. Bazı gerçekler vardır ki kabullenmek ya da dile getirmek egodan değil gerçek olduğundandır. Ah Melek ve Ateş çifti dedim de kardeşimi o adama teslim etmek inanın benim için okuduğunuzdan da zor oldu. Bir yanım yanarken bir yanımı ise yanmaktan kurtarmaya çalışıyordum. Canım dediğiniz kardeşinizi kolay kolay öylesi bir adama vermek çok güç. Fakat arada gerçek hisler, gerçek bir aşk olunca o güç olan şey daha da kolaylaşıyor. Zaten benim içimi rahatlatan da buydu. Yoksa Ateş'i ne olursa olsun kardeşimin yakınlarında tutmazdım. Tabii tek derdim aşk da değildi. Ben Ateş'in gerçekten pişman olduğunu, kahrolduğunu da gördüm. Onun görev bile olsa suçsuz bir insanın canını yakacağını sanmıyorum. İşte bu yüzden kaza ne kadar kötü şeylere yol açsa da bazı olayların önüne geçemiyoruz maalesef. Ben Ateş'teki tüm hislerin gerçekliğini gördüm, bizzat şahit oldum. Onun Meleksiz ne hale geldiğine ise sizlerden çok şahit oldum. Bir an Gonca'yı kaybettiğimi düşündüm de nefesim kesildi. Bir an kendimi kaybettim. Aklımı yitirecek oldum. Çünkü aşk her şeyden önce alışkanlığa yol açıyordu ve bu alışkanlık öyle farklı ki onsuz cidden de hayatın anlamını kaybedebiliyorsunuz. Ben sadece düşünmekle öyle bir hale gelirken Ateş'in Melek olmadan geçirdiği iki yılda onun aşkına daha çok inandım. Onun çektiği cezaya sevinemedim, bir an bile olsun 'hak etti' diyemedim. Çünkü o aldığı her nefesi içine çekti. Geçirdiği her günü karanlık saydı. Melek olmadan, sevdiğini kadını kötü bir şekilde kaybettiğinden bir anda hiçliğe saplanırken adım adım da karanlığa hapsoldu. Seven bir adam için bundan daha kötüsü olamaz. Öyle ki Melek'in bize veda edişi hala yüreğimde bir yumrudur. Ben hayatımda öyle kötü bir an yaşamamıştım. Ölüm gibiydi sanki.. Bir anda hayatım karardı. Ben bir abi olarak koca bir darbe yemişken - ki ne kadar darbe desem de asıl darbeyi kardeşim yaşamıştı ve bu yüzden de ona çok fazla kızamıyordum - Ateş tam da düğün günü bu ayrılığı yaşaması ona çok koymuştu. Biz böyle kendimizi düşünürken aklım hep Melek'te aslında. O kim bilir neler çekmiş neler hissetmişti. Aşk, öylesine karmaşık ki bir an mutlu olduğunuzda bir an mutsuzluğun dibine de çökebilirsiniz. İşte aslında bu hikaye de bu vardı. Melek ve Ateş'in aşkları inişli çıkışlı bir romantik bir hüzünlü olurken her duygu yoğun bir şekilde vardı. Biz de inişli çıkışlı bir aşk vardı fakat bizim aşkımız daha rahat ve sorunsuz. En çok sıkıntıyı Gonca'nın benden sakladığı şeyleri öğrendiğimde yaşamıştım ki cidden o anı unutamam. Güvendiğiniz birinin arkanızdan bir şeyler çevirmesi sizi bitiren vuruş olabiliyordu. Düşünsenize bu vuruş bir sevdiğinizden birinden geliyor? Düşünmeyin bence... Düşüncesi bile felaket çünkü... Neyse sinir harbimden sonra gördüğüm pişmanlıkla ve gerçekten sevdiğine inandığımdan Gonca'mı kollarıma geri çektim. Çünkü yaptığı şey bir nebze de affedilebilir bir şeydi. Ve ben ona şans vermeseydim en büyük hatayı kendime yapardım. Onsuz kendimi, geleceğimi düşünemeyecek bir noktaya gelmiştim..''

Meleğin AteşiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin