Hayırlı Günler ^_^ 2. Part ile karşınızdayım. Umarım keyifle okursunuz :))
Vote ve yorumlarınızı bekliyorum <3
***
Arabadan inen ikili eve yaklaşarak kapıya vurduklarında duydukları ''Geliyoyumm!'' sesiyle gülümserken Cansu'nun ilk kez kapıyı bu kadar geç açtığını da fark etmişlerdi. Normalde Cansu, Ateş varken kapının çalınmasına dahi izin vermeden kapının önünde durarak kurbağa prensini beklerdi.
İki adam da minik kızın neden bu kadar geç kaldığını merak ederken Cansu'nun neşeyle kapıyı açmasıyla minik kızın unla ve yer yer çikolata sosuyla kaplanan yüzü de ortaya çıkmıştı. Ateş ve Aykut aynı anda tepki verirken birinin tepkisi şaşkınlık dolu birinin tepkisi ise neşe doluydu.
''Kızım ne bu hal?'' Aykut, kızının boyuna göre eğilirken onun unla kaplanan yüzünü silmeye çalıştı. Cansu ise duyduğu soruyla kaşlarını çatarak ''Ne vaymış halimde babacım?'' diye sorarken bakışları da Ateş'e dönmüştü. ''Beni hey halimle beyenirsin. Deyil mi kuybaya pyensim?''
Ateş, Cansu'nun masum haliyle gülümserken Aykut gibi o da minik kızın boyuna göre eğildi. Cansu'nun kirlenen yüzünü silmek yerine burnunun ucuna bir öpücük kondurarak, ''Beğenirim tabi prensesim.. Sen her halin güzelsin hem..'' dedi.
Cansu, Ateş'in öpücüğü ve sözleriyle mutlu olurken neşeyle ellerini çırpıyordu. Aykut ise kızının bu mutlu halini kıskanarak arkadaşının omzuna sertçe vurarak kızını kucağına aldı.
''Benim prensesimi ele geçiremezsin hain kurbağa prens! O benim prensesim..''
Ateş, Aykut'un kıskanç baba tavrına gülerken dostuna karşılık vermeyi ise en zevkli uğraşlardan biri sayıyordu.
''Boşuna uğraşma babacık. Prenses benim prensesim.''
Aykut, Ateş'in sözleriyle daha da gıcık olurken kızını korurcasına daha sıkı sardı. Cansu babası ve Ateş arasında geçen tartışmayı kıkırdayarak izlerken daha fazla dayanamayarak duruma müdahale etti. Babasının tam konuşacağı anda minik parmaklarıyla babasının ağzını kapatarak, ''Ateşim haklı babacıym. Ben senin pyensesinim ama senin kyaliçen var. Oysa benim biy pyense ihtiyacım vay. O da kuybaya pyensim. Deyil mi kuybaya pyensim?'' diyerek tatlı tatlı konuştu.
Ateş ve Cansel, Cansu'nun konuşmasıyla kahkahalarını tutamazken Aykut ise sinirli bir şekilde gülen ikiliye bakıyordu.. Cansel ise sonunda kocasının bu haline daha fazla dayanamayarak ''Üzülme babacık. Senin kraliçen burada. Sende onu bol bol seversin.'' dedi.
Aykut, karısının sözleriyle rahatlamış bir ifadeyle gülümserken ''Sonunda benim sevgimi isteyen biri çıktı. Ben seni hep seviyorum hayatım ama bu minik prensesi Ateş'e kaptırmak çok sinir ediyor beni.'' diyerek itirafta bulundu.
Aykut'un itirafı ile Ateş ve Cansel muzipçe birbirlerine bakarken Cansu'da minik elleriyle babasının yanaklarından tutarak ''Ama babacım Ateş hep benimdi ki.. Bizi kıskanma hiç. Hem ben seni annemden kıskanıyoy muyum?'' dedi.
Cansu'nun sözleriyle kaşlarını çatan Aykut karısına ve dostuna doğru bakarak ''Bu duruma hiç alışamayacağım sanırım..'' diyerek söylendi. Ardından bakışlarını kucağındaki kızına döndürerek, ''Ben seni her türlü ve her zaman kıskanacağım ama.. Bir daha babanın yanında böyle yapmak yok. Önceliğin ben olacağım. Tamam mı prensesim?'' diyerek sordu.
Genç adamın beklenti dolu bakışları, minik kızın ''Tamam babacığım..'' sözüyle parlarken Cansu'nun son sözleri ise Aykut'u tekrardan sinir etmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Meleğin Ateşi
Algemene fictieMelek ve Ateş... Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa? Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
