33. Bölüm

16K 759 94
                                        

Multimadya : O sahneye gelince anlayacaksınız :D Şimdiden spoi vermeyeyim :p

Ve yeni bölümle herkese Merhaba <3 Dolu dolu bir bölüm sizi bekliyor. Aman okurken ağzınızı kapatmayı unutmayın :D Zira aşk havası bizlere fazla gelebilir ;)

Vote ve yorumlarınızı bekliyorum <3 Lütfen bu iki şeyi gerçekleştirmeden buradan çıkmayın.  İlhamlarım kaçıyor sonra :/

Bu arada yeni açılan ''Hatice Kurtaran Okurları'' facebook grubuna tüm okuyucularımı bekliyorum ^^

Keyifli Okumalar <3

33. Bölüm

''İlk karşılaşmamızdan beri önce çenenle aklımı işgal ettin. Ardından ise her şaşırdığında büyüyen gözlerinle kalbime sokuldun.''

Derin bir nefes alan Levent, Gonca'yı etkilemek için nefesini genç kızın boynuna doğru üfledi.

''Didişip durmamıza, araya geldiğimiz her an rahat durmamamıza rağmen seviyorum seni... Seni.. Dilli düdük diye takılıp durduğum seni...'' Hem Gonca'ya hem de kendisine bu durumu sonuna kadar kabullendirmeye çalışırken ''Sana, açılan her gül goncası gibi büyük bir hayranlıkla bakıyor, kokunu içime çekmemek için kendimi zor tutuyorum... Bu her ne kadar çılgınca dursa da sonuç bu.'' dedi.

Tane tane söylediği her söz genç kıza ayrı ayrı şok yaşatırken Levent de kendisini etkisi altına alan kokuyla baş etmeye çalışıyordu. Sözlerini bitirdiğinde biraz daha öylece duraklarken sonunda dayanamayarak Gonca'nın boynuna tüy gibi öpücük kondurup geri çekildi. (Multimedya resmi :D )  Gonca ise daha da da büyüyen gözleriyle Levent'i takip ediyordu. Kalbi çoktan yüreğini terk etmiş, kendini en serin sulara atmak için arayışlara geçmişti.

Bu an genç kız bir ilkti... Hem aşırı şaşırmış hem de dilini ilk kez bu kadar tutabilmişti. Nefesi içinde durmakta zorlanırken göz göze geldiği kahveli bakışlarla gözlerini yumdu. Bu ona göre bir rüya olmalı ve öyle de kalmalıydı. Yoksa kendisiyle her dakika uğraşmaktan zevk alan adamın gönlü hangi ara kendisine kaymış olabilirdi ki?

''Gonca? Goncam?''

Levent'in içli bir şekilde konuşması ile Gonca bir kez daha yaşananların gerçekliğine döndü. Gözlerini kırpıştırarak açtığında bir eliyle kalbini yokladı. Hızla atan ritmi hissettiğinde Levent'in yoğun bakan gözlerine bakarak konuşmaya çalıştı. O an sesini duyamazken bir an ağzının bantlı olmasını unutmuştu. Tabi karşısında dikilen adam ve sözleri sayesinde aklının çalışması bir mucize sayılırdı.

''Her türlü konuşuyorsun zaten.. Bant sana ne yapsın..'' diyerek gülen Levent, Gonca'nın yeniden konuşmaya çalışmasıyla gülümserken genç kıza doğru biraz daha yaklaştı. Dudakları Gonca'nın alnını bulurken birkaç saniye orada huzur buldu. Ayrıldığında ise kaybettiği huzura geri kavuşmak için elini kaldırarak sevdiği kızın ağzındaki bandı hızla çekti.

O sırada Gonca'nın acı dolu haykırması kulağına tüm dalgasıyla dolarken ''Yavaşça çekseydim daha çok acıyacaktı. Hiç kusura bakma güzelim..'' dedi.

Gonca, Levent'in güzelim, demesiyle ellerini acıyan dudaklarından çekerek ani bir hareketle havaya kaldırdı. Birkaç saniye sonra o el Levent'in gülen yüzüne indiğinde genç adam eli yanağında kalakalmıştı.

''Ne demek güzelim ya? Sen beni ne sanıyorsun? İyice yolundan şaşıp durdun. Önce seviyorum de, sonra gel canımı acıt, sonra da güzelim de! Oldu paşam! Başka bir şey kaldı mı hanenizde? Yoksa ben şu arada delirip biraz kendime gelmeye çalışacağım. Ya sen nasıl bir adamsın? Hiç böyle bir aşk itirafı olur mu? Yani olur da bu kadar da şok yaşatılmaz değil mi? Benim de bir kalbim var ve ne kadar deli dolu olsam da kotam bugünlük sınırını geçeli çok oldu. Hiç düşünmüyorsun ki beni... Anca kendi duyguların, iç güdülerin. Ben de seviyorum ama bu kadar da şok yaşatmıyorum ki... Al seviyorum işte.. Hem de sana rağmen... Odunluğuna, hödüklüğüne, beni gıcık eden tavırlarına rağmen.. Şimdi de sen şok ol görelim..''

Meleğin AteşiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin