Hayırlı Akşamlar :)
Duygusal ve bir o kadar da sürpriz bir bölümle sizlerleyim... Yorumlarınızı merakla beklerken votelerinizi de heyecanla bekliyorum <3
Bu arada multimedya resmi bizim yeni kapak resmimiz <3 Bu resmi hazırlayan Goncagül Araz'ıma çok teşekkür ederim <3
Keyifli Okumalar ^_^
25. Bölüm
Gecenin puslu karanlığında düşünceleri arasında kaybolan Melek, kendini yine aynı duygulara esir düşmüş hissederken çalan telefonu ile yoğunlaşmış düşüncelerinden kurtuldu. Telefonunu eline aldığında gördüğü numara ile şaşırırken aramayı hemen cevapladı. Birkaç saniyelik süren kısa konuşması pek olumlu geçmezken sıkıntıyla cam kenarındaki tekli beyaz koltuğundan kalkarak giyinme odasına geçti. Yarın kreşindeki minikler için yaz etkinliği olarak lunapark gezisi vardı. Melek ise bu geziye katılmayacaktı. Bir haftadır kendisini hem düşünce hem de çalışma olarak çok yormuştu. Ateş ile son konuşmasının burukluğunu kendince başka bir şekilde çıkartıyordu. Ne kadar o günden, o anlardan ve onunla ilgili olan düşüncelerden kurtulmak istese bir o kadar onları kendisine âdeta zincirlenmiş bir hâlde buluyordu. Bunun içinde hafta boyunca kendisini düşünmemek için yorup durmuştu.
Yarın ise lunaparka gitmek yerine kendisini dinlendirmek için başka bir plan yapmıştı. Biraz temiz hava ve değişiklik için abisiyle Şile'ye gidecekken gelen telefon ile yarınki gezisi iptal olmuş, kaçtığı lunapark gezisine gitmek zorunda kalmıştı. Miniklerini emanet ettiği baş sorumlu öğretmenin rahatsızlanması ve yarınki geziye katılamayacak olması Melek'i bambaşka bir duruma sokmuştu.
Giyinme odasında elbiselerine göz atan Melek yarın için rahat şeyler giymeyi tercih ederken eli direkt pantolonlarına kaymıştı. Dizlerinden yırtık olan jean pantolonunu seçerek üzerinde de ince ve alt kısmı tüllerden oluşan uzun kollu gri renkte bir bluz seçti. Seçtiklerini odada bulunan koltuğun üzerine bırakarak odasına geçti. Yarınki kombinini hızlı bir şekilde ayarladıktan sonra yatağa geçen Melek abisine mesaj çekerek durumu izah etti. Onu yarın için kendi keyfine göre bırakır abisinin Gonca konusunda henüz bir harekete geçmediğini de biliyordu. Düşünme durumu biraz uzun sürmüşken son günlerde Gonca'nın da durgunluğu dikkatini çekmişti. Aralarındaki sorunun bir an önce kesinlik bulmasını dilerken gözlerini yumdu. Yarın onu yorucu bir gün beklerken lunaparktaki son anısı da genç kızın aklına üşüşmüştü. Melek yarın orada Ateş'i göremese bile onu aklından çıkaramayacağını düşünürken yorgun düşen bedeni kendisini uykuya teslim etti.
***
Yeni bir sabaha daha uykusuz ve çalışmasında masasında merhaba diyen Ateş, çalıp duran telefonuna söylenip duruyordu. Uyuyalı çok az bir zaman olmuşken onu uyandıracak kadar ısrarla arayan kişinin kim olduğunu merak ediyordu. Gözlerini zorlukla hafif bir şekilde aralarken duyduğu arama sesini takip ederek telefonunu karışık masanın üzerinde saniyeler sonra buldu. Arayan kişiyi gördüğünde ise pek şaşırmazken uykusunun boş yere bölündüğünü düşünerek telefonunu söylenerek açtı.
''Sabah sabah rüyanda beni görecek kadar ne günah işledim ben? Karın yanında, sen ise gözünü açar açmaz beni arıyorsun. Ne var Aykut?''
Uykulu hali mahmur sesinden belli olurken Aykut, arkadaşının söylenmesini umursamayarak ''Asıl sabah sabah seni rüyamda görerek ben ne günah işlemiş olurum dostum? Elbette uyandığımda ilk görmek, sesini duymak istediğim sen değilsin ama o koca bedenini kaldırıp buraya gelmen gerekiyor.'' dedi. Ses tonu sonlar doğru aceleci çıkmıştı.
''Daha yeni uyudum ve oraya gelip de senin benimle uğraşmanı çekemeyeceğim. Ne karın ağrın varsa telefonda söyle..''
''Benim bir karın ağrım yok ama karımın sancısı var. Yardımcı bugün izinliydi ve Cansu'yu da tek bırakamıyoruz. Bir an önce kalkıp buraya gel! Hem de hemen..''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Meleğin Ateşi
Ficción GeneralMelek ve Ateş... Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa? Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
