Hayırlı akşamlar :) Bomba bir bölümle geldim :D Tepkinizi çok ama çokkk merak ediyorum. Daha fazla meraklandırmadan susuyorum. Bollll yorum ve vote bekliyorum. Bence bu bölüm +200 olmalı. Bunu hak edecek kadar yazarken coştum çünkü :D
Keyifli okumalar <3
23. Bölüm
Melek, kulağına dolan ses ile ürkerken kolunu tutan el çoktan onu kendisine doğru çekmeye başlamıştı. Melek, onu yönlendiren adama karşılık ses çıkaramazken şaşkınlığı tüm bedenini esir almıştı.
''Ateş.. Ne yapıyorsun?''
Melek kendisini esir alan şaşkınlıktan kurtulduğunda ilk söylediği söz bu olmuştu. Ardından kolunu genç adamdan çekmeye çalışarak gözlerini onun gözlerine değdirdi.
Ateş, haftalar sonra yüz yüze geldiği Melek ile kalbindeki kıpırtıyı dizginlemeye çalışırken genç kızın sorusunu da es geçmemişti.
''Sadece bana izin ver Melek. Seni bir yere götüreceğim ve biraz konuşacağız.''
Melek, Ateş'in sözleriyle daha şaşırırken gözlerini de genç adamdan kaçırmıştı. Kolunu hızlı bir şekilde çekerken genç adamın dokunuşundan da kurtulmuştu. Ateş'ten kaçmaya çalışırken genç adam bu sefer çenesine dokunmuştu. Bu dokunuş öylesine hızlı ve yumuşak olmuştu ki Melek'in şaşkınlık dolu bakışları genç adamın yoğun kahveli bakışlarında kitlenmişti.
Ateş, Melek'in yosun gözlerinde yeniden hayat bulurken ''Lütfen,'' diye fısıldadı. Melek'in tüm direnci, kaçmaya çalışması duyduğu tek kelime ile kaybolurken başını önüne eğdi. Bu izni neden verdiğini kendisine açıklayamazken içten içe de tek isteğinin genç adamı dinlemek olduğunu kabullenmişti.
Ateş aldığı olumlu yanıtla rahatlarken Melek'in belinden hafifçe tutarak genç kızı yönlendirdi. Melek de sessizce genç adamı takip ederken belinde hissettiği el ile de nefesini tutuyordu. Geçen bir ay boyunca hislerini kalbinin derinliklerinden çıkarırken Ateş'e olan sevgisini de ortaya çıkarmıştı. Her ne kadar aklı ve düşünceleri genç adama dahası bir aşka karşı çıkarken kalbi de her şeye rağmen direnmeye devam ediyordu. Genç adamın duygularını, vazgeçmeyişini es geçemiyordu.
Ateş, Melek'i yolun kenarına park ettiği arabasının yanına götürürken ön koltuğun kapısını da açtı. Melek de Ateş'in yönlendirmesini kabul ederken arabaya binerek genç adamın kapısını kapatmasına izin verdi.
Ateş, Melek'in ardından kapıyı kapatırken heyecanlı bir şekilde kendi tarafına geçti. Kapıyı açmadan önce derin bir nefes alırken bu sefer başarmayı, dahası Melek'e aşkını kabullendirmeyi ümit etti..
Sessiz geçen yolculukta ne Ateş ne de Melek konuşmak için bir adım atmıştı. İkisi de sadece nefeslerinin sesini dinlerken iyi yürekte de başka heyecanlar, başka hisler kol geziyordu.
Melek, biraz uzun süren ve gittikçe de şehirden uzaklaşan yolcukla heyecanının arttığını hissederken genç adamla nasıl konuşacağını düşünüyordu. Biliyordu ki Ateş yine aşkını dile getirecek ve ondan bir şans isteyecekti. Fakat Melek'in bilemediği şey ise Ateş'e vereceği yanıtta saklıydı. Genç adamı bir kez daha reddetmek istemezken onun teklifini kabul edemeyeceğini de biliyordu. Ne kadar hisleri biraz daha sağlamlaşsa da onu esir alan düşüncelerin henüz kurtulabilmiş değildi.
Genç kız düşüncelerinden arabanın durması ile sıyrılırken yolculuk boyunca başını ilk kez Ateş'e doğru çevirdi. Gözleri onu izleyen ışıltılı bakışlarla karşı karşıya gelirken daha fazla sessiz kalamadı. Çünkü sessiz kaldıkça genç adamın gözleriyle konuştuğunu hissediyordu. Bazı anlar dudaklar susup kalırken gözler her şeyi ortaya dökecekmiş gibi birbirleriyle fısıldıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Meleğin Ateşi
Fiksi UmumMelek ve Ateş... Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa? Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
