Merhaba ^_^ Dolu dolu bir bölümle geldim... Yorum ve votelerinizi çok çok merak ediyorum.
Hem duygusal hem de eğlenceli bir bölüme hazır olun! ;)
Sizleri seviyorum... Keyifli okumalar <3
32. BÖLÜM
''Ateş Sağlam... Yedi ay önceki Erkoçlar ihalesinde olan rakip firmalardan biri de sizdiniz değil mi?''
Levent'in sorgulayıcı bakışları ve anlam veremediği ses tonuyla gerilen Ateş, aklına gelen şeyin olmaması için dua ederken temkinli bir şekilde ''Evet bizdik..'' dedi. ''O ihalede dört firma vardı. Biri de sizin firmaydı ama siz o ihaleye katılamadınız. Yanlış hatırlamıyorum değil mi?''
''Doğru hatırlıyorsunuz. Maalesef bir kaza sonucu ihaleye son anda katılamadım. Duyduğuma göre ihaleyi kazanan firmada bir takım sıkıntılar olmuş.''
Kaza sözü Ateş'i içten içe yakarken nefesini de düzensizleştirmişti. Bir anda kaza gününe giden genç adam zihnine üşüşen anılara da mani olamamıştı.
Yolundan şaşan bir hedef ve tüm hayatını uçurum kenarına iten bir sonuç...
Ateş böyle olmasını hiç istemezken şimdi o sonuçtan doğan aşka sıkı sıkı tutunmaya çalışıyordu. Tabi uçurum kenarında birine tutunmak ne kadar doğru olurdu onu da hayatın ta kendisi gösterecekti.
''Evet, bende bir şeyler duydum ama çok da üstüne gitmedim. İş dünyasında böyle şeylere çok tanık oluyoruz.''
Levent'i şüphelendirmeden kendisine gelen Ateş, düz bir tonda konuşurken içten içe de vicdanıyla derin bir muhasebeye girmişti. Bir anda karışan tüm duyguları genç adamı Levent'in önünde daha da sıkıntıya sokarken duyduğu uyarı niteliğindeki cümle vicdanını daha çok köşeye sıkıştırmıştı.
''İş konusu bir başlangıçtı. Ben buraya meleğim için geldim. Kardeşimle bugün konuştum ve aranızda olan şeyi öğrendim.'' Derin bir nefes alarak Ateş'e doğru eğilen Levent, kaşlarını çatarak gür bir sesle ''Bana bak Ateş Sağlam! İş dünyasında başarılı olabilirsin ki bu beni çok da ilgilendirmez. Beni asıl ilgilendiren Melek'e olan hislerin, saygın ve vaat ettiğin bir gelecek...'' diyerek soludu. ''Eğer kardeşim sana kalbine girmesi için izin verdiyse yaşadıklarını da anlatmıştır. O çok zor günler geçirdi ve şu an o günlerin izleri hâlâ duruyor. Onu üzecek, kıracak bir şey yaptığın an karşında beni bulursun ve inan Melek'in yüzünü bir daha asla göremezsin! Onun en hassas noktası olan çocuklar ve sen bu hassas noktaya dikkatsizce basarsan onu bir daha eskisi gibi bulamayız. Ona göre adımlarına, sözlerine ve hareketlerine dikkat et! Ben sizin ilişkinize karışmam. Ben senin kardeşime olan kırıcı, üzücü hareketlerine karışırım. Bunu sakın aklından çıkarma...'' dedi. Konuşmasını bitirdiğinde birkaç saniye Ateş'e dik dik bakmaya devam etti. Karşısındaki gözlerde anlam veremediği yoğunluk canını sıkarken ''Konuşmayı düşünmüyor musun?'' diye keskin bir dille sordu.
Ateş ise o an kendine gelirken tatmin edici bir sesle ''Melek senin kardeşinse benim de nefesim.. Hiç kimse nefes almadan yaşayamaz ve ben de nefesimi kaybetmeye hiç niyetli değilim..'' dedi.
Duyduklarından hoşlanan Levent, Ateş'in karakterini o an çözmeye başlarken dudakları da yukarı kıvrılmıştı.
''Ben de o nefesi boğazında bırakmaya kalkışmam. Tabi kardeşimi üzmediğin sürece..''
Keyiflenen görüntüsüne rağmen uyarılardan sakınmayan Levent, Ateş'i germeye devam ederken genç adam sonunda bu durumdan sıkılarak ''Emin olun ki sevdiğim kadını isteyerek asla üzmem. Şimdi uyarılarınız bittiyse size biraz kendimden bahsedeyim. Yoksa bu konuşmanın devamında beni tanımak için sorguya gideceksiniz.'' dedi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Meleğin Ateşi
Ficção GeralMelek ve Ateş... Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa? Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
