Hayırlı Akşamlarrrrr <3 Öncelikle bölüm ithafımız gelsin :D Bu bölüm multimedya resmini hazırlayan canım kalemdaşım Gülayım -BuzlarKralicesi ne gelsin <3 Resim içim çok teşekkür ederim canım :*
Bölüme geçmeden önce sizlere bir iki şey söylemek istiyorum. Gelen yorum ve voteler için sizlere çokk teşekkür ederim <3 Okuma oranının artması bir yana yorum ve votelerin artması beni çok ama çok mutlu ediyor. Ve bu mutluluğu daha da katlamak sizlerin elinizde. Umarım desteğinizi, yorum ve votelerinizi bu ve yeni bölümlerden esirgemezsiniz :))
Son olarak ise bu bölüm biraz duygu yönünden yoğun oldu. Bazı sahneleri gözlerim dolarak yazdım. Umarım benim hissettiğim duyguları sizler de hissedersiniz :) Yazarken beni çok yoran, düşündüren bu bölüme vote ve yorumlarınızı bekliyorum.
Keyifli okumalar dilerim <3
14. Bölüm
''Cumartesi Cansu'nun doğum günü kutlamasına geliyor musunuz?''
Sıcak bir gülümseme eşliğinde sorusunu soran Ateş genç kızın duraklamasını fırsat bilip ''Gelmezseniz hem Cansel hem de Cansu çok üzülür. Ve Cansu tüm gün boyunca huysuz olur. Onu ben bile neşelendiremem.'' diyerek Melek'e cümleleriyle baskı üzerine baskı kurdu.
Genç kız ise her duyduğu cümleyle daha çok kararsızlığa düştüğünü fark ederken hangi ara ''Acil bir işim çıkmadığı sürece o gün orada olacağım,'' dediğini anlayamamıştı.
Ateş duyduğu yanıtla keyiflenirken gülümsemesi de genişleyerek yüzünün daha çekici görünmesini sağlamıştı. Yanaklarının üst kısmı hafif kırışırken gözleri de gülümsemesinin etkisiyle kısılmıştı. Genç adam tüm mimikleriyle gülümserken Melek de karşısındaki adamın gülümsemesini tüm hatlarıyla izliyordu.
''Gülümsemesi...'' diye geçirdi içinden. Bir kadını bağlayacak türden...
Melek, etkisine girdiği çekici gülümsemeden kendisini kurtararak, ''Cansu'yu çağrıyım artık.'' dedi ve Ateş'ten hızla uzaklaşmaya başladı. Kalbi nedensiz bir şekilde hızını değiştirirken Melek'in gözlerinin önünde hâlâ o çekici gülümseme vardı.
Cansu'yu arkadaşlarıyla oyun oynarken bulan Melek miniğinin yanına giderek ''Cansucum Ateş amcan geldi.'' dedi.
''O beniym Ateyş amcam değil ki Melek abba. O beniym kuybağa pyensim.''
Melek, miniğinin sözleriyle gülerken onun tatlı dilini ise hiç sıkılmadan uzun bir süre dinleyeceğinin bilincindeydi. Miniklerinde en sevdiği özelliklerden birisi de onların konuşmayı tam çözmeyen dilleri ve ortaya çıkan tatlı konuşmalar...
''O zaman kurbağa prensin seni bekliyor Cansucum. Arkadaşlarınla vedalaş istersen.''
''İyiy akşamlay çocuklay.'' diyerek arkadaşlarına el sallayan Cansu, en yakın arkadaşının yanağından öperek, ''Akşaym seni ayayacağım. Sakın dün akşamki gibi uyuyakalma tamam mı?'' dedi. Masal, Cansu'nun uyarsıyla dudağını büzerken, ''Uyumam tamam,'' dedi. ''Ama seynde geç ayama.'' diyerek küçük bir uyarıda bulundu.
''Tamaym...'' Cansu arkasını dönmeden son bir kez daha arkadaşlarına el sallarken Melek'in elinden tutarak Ateş'e doğru ilerlediler.
Melek, bir anne gibi minik kızın elinden tutmuş onunla sohbet edip gülerken Ateş'i de o gülümsemesiyle yaktığından bihaberdi...
''Sana anne olmak ne kadar da yakışırdı...'' diye geçirdi içinden Ateş. Ama hiçbir zaman tadamayacaksın o güzel duyguyu, hem de benim yüzümden...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Meleğin Ateşi
Genel KurguMelek ve Ateş... Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa? Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
