Multimedya: Melek Gürbüz
Hayırlı akşamlar :)) Sonunda yeni bölümle karşınızdayım. Dün bölümü paylaşacaktım fakat wattpadd hata verip durdu. Umarım daha fazla sorun olmaz da bölümü okuyabilirsiniz :)
Bu zamana kadar Meleğin Ateşinde en çok zorlandığım bölüm bu oldu nedense. İçime sinmemesinden dolayı bölümü silip durdum ve sonunda tüm gün bilgisayar başında kalarak bölümü bitirdim.
Bu bölüme yorumlarınızı daha bi merak ediyorum. Yorum ve votelerinizi esirgemeyin lütfen ^^
Bu arada okuma sayımızda ve votelerde bir düşük oldu. Umarım bu durum daha da düşüşe geçmeden yükselişe geçer. Desteklerinizi bekliyorum <3
Keyifli okumalar...
18. Bölüm
Ateş'i görmenin şaşkınlığını yaşayan Melek, genç adamın yumuşak sesiyle suskunluğunu korurken şaşkın ve donuk bakışlarla onu izliyordu. Ateş ise Melek'e verdiği selama bir karşılık alamazken genç kızın donuk bakışlarının hedefindeydi. Bu durumdan rahatsız olurken bir kez daha Melek'e seslendi.
''Melek, iyi misin?''
Duyduğu soruyla sessizliğinden arınan Melek, düz bir tonda ''İyiyim, daldım sadece.'' dedi. Ateş, Melek'in bu halini tuhaf bulurken genç kızın iyi olmadığını hissediyordu. Bu durumunun neden kaynaklandığını merak ederken geniş gülümsemesiyle Melek'i az da olsa iyi hissettirmek için elindeki paketten Melek için aldığı cupcakelerden birini seçerek genç kıza uzattı.
''En çok sevilen cupcakelerden getirdim çocuklara. Sende tadına bakmak ister misin? Senin sevdiğin gibi frambuaz çikolata aromalı bu kek.''
Ateş'in sıcak ve samimi konuşmasına, ışıldayarak bakan kahveli gözlerine karşın Melek'in donuk bakışları genç adamın enerjisini yavaş yavaş söndürürken Melek'in ani sert çıkışıyla da Ateş nefesini tutmuştu.
''Teşekkürler, benim hakkımı isteyen ve yiyebilen miniklerimden birine verin. Yalnız buradaki çocuklardan en başta ben sorumluyum ve böyle bir şey yapmadan önce bana danışmanız gerekirdi. Neyse ki öğretmenler burada ve onlar sizin kimlere bu keklerden verip veremeyeceğinizi söylemiştir.''
Duyduklarıyla gülümsemesinin solduğunu hisseden Ateş, içindeki heyecanının da Melek'in ateşi tarafından söndürülmesini takip etmişti. Yaptığının yanlışlığı ile beraber genç kızın bu tepkisini ne kadar hak ettiğini de kendi kendine sorguluyordu. Melek ise Ateş'in düşen yüzüyle sözlerinin sertliğini fark ederken bu ani çıkışına kendisi de anlam verememişti. Ateş'i bir anda karşısında görmenin şaşkınlığı onu germiş, birkaç gün önceki olayı hatırlatmıştı. Melek o konuşmanın tekrar açılmasından korkarken bu sefer kendisini onun yanında tutamayacağını hissediyordu. Nedense genç adamın yanında kendisini daha hassas hisseden Melek, onunla baş başa kalmamaya bundan sonra dikkat etmek istiyordu.
''Kusura bakma Melek, bundan sonra bu konuda daha dikkatli olurum. Çocuklara bir şey olursa inan senin kadar bende üzülürüm ki ben onlara zarar verecek bir şey yapmam. Zaten şekeri olan çocuklar için özel hazırlanmış keklerden aldım. Kekleri aldığım pastane bu konuda oldukça titiz. Aynı senin gibi...
Ateş'in içten ve samimi sözleri Melek'in hislerini de başka bir yöne çekerken genç kız bir an önce ondan uzaklaşmak ve aklını toparlamak istiyordu. Fakat karşısındaki adam öyle etkileyici ve güzel bakıyordu ki Melek ondan kolay kolay uzaklaşamayacağını hissediyordu. Kaçış planları ondan cevap bekleyen Ateş ile geri plana düşerken Melek ne diyeceğini, en çok da ses tonunu nasıl ayarlayacağını bilemiyordu. Az önceki çıkışı gibi sert bir tutumda bulunmaktan korkarken onu bu korkusundan kurtaran çalan telefonu olmuştu. Gözlerini genç adamdan çekerek telefonuna bakarken tanımadığı numaraya karşı kaşlarını çatmıştı. İsteksizce telefonunu açarken duyduğu sesle gülümseyerek konuşmaya başladı. Sohbetin uzun süreceğini anlayınca Ateş'e gülümseyerek gideceğini belli ederken arkasına dönüp odasına doğru ilerledi. Ateş ise duyduğu erkek adıyla gerilirken Melek'in ardından yavaşça ilerledi. Genç kızın dikkatini çekmeden konuşmaları duymak isterken duyduğu erkek adının da kime ait olduğunu merak ediyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Meleğin Ateşi
General FictionMelek ve Ateş... Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa? Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
