Multimedya: Bizi ve Meleği yakacak olan Ateş Sağlam... <3 :D
Arkadaşlar okuduğunuz üzere hikayemiz çok yeni. Bu yüzden de hak verirsiniz ki yeni yazdığım bir hikaye için yorum almak, voteleri görmek benim için çok önemli. Lütfen hikayeyi okuyup, takip ediyorsanız kendinizi birazcık da olsa bana belli edin. Sizden istediğim yorum ve vote sadece... Fazla bir şey yok değil mi bunda? Umarım bu küçük isteğimi çok görmezsiniz.
Ve bu kadar konuştuktan sonra karşınızda MELEĞİN ATEŞİ...
Keyifli okumalar dilerim :*
~ ~ ~
2. Bölüm
Gözlerini zorlukla aralayan genç kız karşısında minik bir beden bulunca hızla yerinden doğruldu. Dalgalı sarı, uzun saçları ve seçemediği yeşilin farklı bir tonuna sahip gözleriyle kendi küçüklüğüne benzettiği minik kız eşsiz gülümsemeyle kendisine bakıyordu. Melek ansızın kolları arasına aldığı küçük bedeni sıkıca sararken gözlerinden düşen yaşlarla daha çok şaşırmıştı. Kendisindeki farklılıkları algılayamadan ağlamasına şiddetini arttırarak devam ederken cennet kokan kızın kokusunu içine çekiyordu.
Ağlamasını dindirene kadar küçük bedenden ayrılmayan Melek, zorlukla kendisini küçük kızdan ayırırken onun şefkatli bakan gözleriyle kendisini tuhaf ve kötü hissetmeye başlamıştı. Nerede olduğunu umursamadan sadece küçük kızı ilgiyle izliyor, onun mimiklerini kaçırmamaya dikkat ediyordu. En sonunda aralarındaki bu sessizlikten sıkılan Melek, kendini küçük kızın sesini duymaya muhtaç hissediyordu.
''Adın ne güzelim?''
Sorusuna karşılık minik dudağını büken kız omzunu silkeleyerek bu sorusuna yanıt vermemişti. Melek ise onu konuşturmaya kararlıydı.
''Peki burada ne arıyorsun?'' diye sorarken bir yandan da etrafına göz gezdiriyordu. Issız bir orman gibi görünen bulunduğu yer kendisini ürkütmezken bu cesarete ne zaman sahip olduğunu anlayamamıştı.
Küçük kız ise ilk sorusuna cevap olarak verdiği hareketlerini tekrarlamıştı. Melek, küçük kızdan yanıt alamayacağını anladığında onun yumuşacık, küçük elini kendi avuçlarının arasına aldı.
''Konuşmadan da anlaşabiliriz değil mi? O zaman birileri bizi buluna kadar burada vakit geçirelim...''
Küçük kız, ışık saçan gülümsemesiyle Melek'e bakarken genç kız verdiği karar için kendisini tebrik etti. Bu ıssız yerde, hiç tanımadığı miniğiyle ne kadar vakit geçireceğini bilmeden her dakikasının kıymetini bilmek istedi.
Kararmaya niyeti olmayan hava onların keyifli dakikalarına eşlik ederken Melek, tatlı miniğiyle yorulana kadar oyun oynamış, ardından ise kısa bir yürüyüşe çıkmıştı. Avuçlarında kaybolan minik eli hiç bırakmadan kızla konuşuyor, onun sözsüz verdiği tepkilerle neşeyle gülümsüyordu. Hayatında bu kadar güzel dakikalar geçirdiği hatırlamayan Melek, içini huzursuz eden hisleri kendinden uzak tutmaya çalışıyordu. Oysa huzursuzluk minik kızın değişen tavırlarıyla artmaya devam ediyordu. Adını dahi öğrenemediği melek gibi olan küçük kız ansızın neşesini kaybederek hüzünlenmişti. Melek onun değişen tavırlarına anlam veremezken küçük bedeni kolları arasına aldı. İlk kez ağlamaya başlayan minik beden Melek'in canını yakarken o da küçük kızla beraber içli bir şekilde ağlamaya başlamıştı. Birbirlerine yeni kavuşmuşken güzel dakikaların ardından bu ağır ortamı kaldıramıyorlardı. Oysa Melek bir hiçliğin içinde kaybolmuşken küçük kızla kendisini yenilenmiş gibi hissetmişti. Fakat bu da sadece birkaç saat sürmüştü. Doya doya kızı koklayıp, ona sıkıca sarılan Melek, ansızın canını yakan acıların nereden geldiğini kavrayamamıştı. Küçük bedenin ondan uzaklaşması ise canını daha fazla yakarken gözyaşları şiddetli yağan bir yağmur gibi durmaksızın akıyordu. Küçük kız kendisini yanağından sevgiyle öperek kollarından çıkarken Melek son bir kez ona sarılmak istemişti ama bunu başaramamıştı. Aralarına giren mesafe gittikçe büyürken küçük kız arkasına bakmadan ıssız ormanda koşuyordu. Melek ise kıpırdamak, onun arkasından koşmak istiyordu ama koşamıyordu. Hissizliği onu çepeçevre sararken o olduğu yerde gözyaşlarıyla kalakalmıştı. O halde ne kadar durduğunu bilmezken bir anda çekilen bedeni ile bilincini kaybetmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Meleğin Ateşi
Ficción GeneralMelek ve Ateş... Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa? Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
