34. Bölüm

15.6K 728 60
                                        

Multimedya: Yeni kapak resmimiz <3 Bu güzel çalışma için instagramda ''Hacaminande'' sayfasına ve kalemdaşım @firtinahamide ye çok teşekkür ederim <3 

Hayırlı Cumalar <3 

Dolu dolu upuzunnn bir bölümle sizlerleyim ^_^ Bu bölüm fazla mı güzel oldu ne? Yorumlarınızı heyecanla bekliyorum :))

Lütfen vote ve yorumlarınızla kendinizi belli edin. Sizlerin etkisi ilhamlarıma büyük oranda yardımcı oluyor ;) 

Keyifli okumalar <3 

33. Bölüm

''Benimle mutlu olacak mısın Ateş? Bir çocuğumuzun olmayacağını bile bile beni sevmeye devam edebilecek misin?''

Duyduğu soruyla şaşıran Ateş, Melek'in hâlâ bu düşünceleriyle boğuştuğunu fark etti. Oysa Ateş, bu soruların cevabını ona çoktan verdiğini sanıyordu. Ansızın içini kaplayan hüzün genç adamın gülümsemesini soldururken sevdiği kadına sardığı kollarını çekti. Birazcık dibe doğru kayarak Melek ile yüz yüze geldi. İçinde kopan fırtınaya rağmen güçlü durmaya çalışarak elini genç kızın çenesine uzattı. Hüzünle kaplanan gözleri, yeşilliği solan gözleri hedef alırken ''Şimdi sorduğun soruları bir kez daha, gözlerime bakarak söyler misin?'' dedi.

Ateş'in bu tepkisiyle yutkunan Melek, bir an o soruları sorduğu için pişmanlık duyarken bir yanı da o soruların elbet bir gün yine sorulacağını biliyordu. İçindeki zehir öyle bir büyümüştü ki ne kadar mutlu olduğunu hissetse de kendisini zehirlemesine engel olamıyordu.

Çenesinde hissettiği sıcak tenle derin bir nefes alarak içinde kalan zehri bir kez daha dışarı attı.. Yalnız bu sefer daha bir farklıydı. Çünkü bu soruşu Ateş'in nedenlerini haykırdığı gözlerine karşıydı.. Teninde hissettiği tene karşıydı... En çok da daha emin soramayan gittikçe titreyen sesine karşıydı..

''Benimle mutlu olacak mısın Ateş?.. Bir çocuğumuzun olamayacağını bile bile beni sev..meye devam edebilecek misin?..''

''Bunu kalpten mi söylüyorsun yoksa basit bir meraktan mı?''

Sorusuna karşılık soru alan Melek, Ateş'in sorgulayıcı bakışlarına daha fazla dayanamazken kendisini birazcık geriye doğru itti. Teninden teni, gözünden bakışları ayrılırken cevabını da suskunluğuyla verdi.

Bu duruma daha fazla dayanamayan Ateş ise hışımla yerinden kalkarak Melek'in yüzünü tekrardan kendisine çevirdi.

''Cevabın bu mu Melek? Bizi.. seni kendimden çok seven bana yakıştırdığın cevap bu mu?''

''Ateş.. ne olursun kızma bana.. Ben ben ne yaparsam yapayım, ne kadar mutlu olursam olayım engel olamıyorum! Korkuyorum işte.. Beni sevdiğin gibi ben de seni seviyorum ama bu korkularıma engel olamıyorum. Yalnız kaldığımda, kafamı yastığa koyduğumda beni sadece düşüncelerim yalnız bırakmıyor. Fırsatını bulan zehirli düşünceler korkuttuğu gibi endişelendiriyor da beni.. Ya ya bu mutluluk çok sürmezse? Ya mutluluğa alışan bizi paramparça ederse? Ya bir gün çocuk meselesi yüzünden benden uzak durmaya kalkarsan? İşte o zaman ben ne yapacağım Ateş? Ben güçlü değilim, bunu sana da söyledim. Aramıza giren ne olursa olsun eğer o bizi bitirecekse ben ölürüm Ateş.. Daha fazla dayanamam. Yaşamım hep acılara dayanmakla geçti. Ama sen benim tutunduğum tek dalım, umudum olan son nefessin. Şimdi bana kızıyorsun ya haklısın.. Ama ben de haklıyım Ateş! Lütfen.. lütfen bu korkularıma bir çare bul..''

Melek'in çaresizce dile döktükleri genç adamı bir bir devirirken Ateş, vicdanının sızısını yeniden hissetti. Bir gün Melek'in gerçekleri öğrenme ihtimali genç adamın kanını dondururken Ateş ne olursa olsun bu gerçeği meleğinin öğrenmemesi için elinden geleni yapacaktı. Yoksa ortada ne Melek ne de Melek ile hayat bulan bir Ateş kalırdı..

Meleğin AteşiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin