Hayırlı Akşamlar ^_^
Bomba bir bölümle sizlerleyim. Oldukça zorlanarak yazdığım bir bölüm oldu. Umarım bol bol yorum yapar ve votelerinizi bırakırsınız da kaçan ilhamlarım kendine gelir ^_^
Bu bölüme tepkilerinizi çok ama çok merak ediyorum. Lütfen yorumsuz geçmeyin.
Keyifli okumalar ;)
35. Bölüm
Kardeşini kreş evine bırakan Levent, içindeki sıkıntıyla şirketine geçerken günün bir an önce bitmesini diliyordu..
Şansına trafiğe takılırken düşünceleri de bir bir zihnine üşüşüyordu. Birkaç ayda gerçekleşen olaylar dayanma gücünü sınarken en çok zorlandığı şey ise kardeşine yetememe korkusuydu. Melek, onun için sadece kardeş değildi. Melek, onu anne babasıyla yeniden birleştiren bir sevgi bağıydı. En önemlisi de kendisini kaybettiği dönemde arkasını hiç dönmeyen bir dosttu. Bunun bilinci Levent'in sorumluluğunu daha daha da katlarken genç adam direksiyonu sıkarak içindeki gerginlikten kurtulmak istedi.
O an içine girdiği girdap ruhunu daraltırken çalan telefonu ile daha da gerildi. Üst üste gelen kötü olaylardan sonra artık telefonlar ürpermesine neden oluyordu.
''Efendim Onur?''
Telefondan gelen kesik nefes sesi kaşlarını kaldırmasına neden olurken ''Konuşsana Onur!'' diye gürledi. O an trafiğin açılması sinirini daha da gererken duyduğu sesle kendisine gelmeye çalıştı.
''Levent Bey, sonunda olayın arkasındaki gizemi çözdük..''
Aylardır beklediği haber genç adamı bir anda ürpertirken Levent hırsla ''Anlat hemen!'' diyerek bağırdı.
Telefondaki ses aylar süren araştırmanın sonucunu sindire sindire anlatırken söylediği isim Levent'in boşluğa düşerek ani fren yapmasına neden oldu. Şansına arkasından yavaş ilerleyen araba olası bir kazayı önlerken Levent elindeki telefonla kalakaldı. Genç adam tüm kanının çekildiğini hissederken bastırarak ''Ateş Sağlam mı dedin?'' diye sordu.
''Evet, Levent Bey. Ateş Sağlam.. İş adamlığının arkasında başka bir kimlik taşıdığından bu olayı çözmekte bu kadar zorlandık.''
Duyduğundan emin olmak isteyen Levent, bir kez daha ''Ateş Sağlam?'' diyerek o adamın adını ağzına aldı. Ardından karşı tarafının konuşmasını beklemeden aramayı sonlandırırken telefonunu da yan koltuğa doğru fırlattı.
''Ateş Sağlam!''
Duyduğu ve kendisine pek bir yakın gelen ismi birkaç kez dile getiren Levent, ardından çalan korna seslerini umursamadan birkaç dakika boyunca yolun ortasında öylece durdu. Zihni ise birbirine girmişçesine genç adama azap veriyordu.
Levent sonunda kendisine gelerek gaza bastığı gibi arabasını hareket ettirirken gözleri yaşanacakların şiddetini ortaya koyarken kalbi ise uğradığı yıkımla can çekişiyordu...
***
Melek, arabadan iner inmez gizlemeye çalıştığı heyecanını serbest bırakırken gözlerindeki pırıltılar, gülümsemesiyle yarış haline girmişti. Zihninden hiç düşmeyen evlilik teklifi onu yerinde durduramazken genç kız sürekli gülümseyip mutluluğunu herkese göstermek istiyordu.
Hızlı adımlarla ofisine girdiğinde amacı çantasını bırakıp miniklerinin yanına koşmaktı. Fakat odasında gördüğü güzellikler nutkunun tutulmasına neden olmuştu. Odası adeta bembeyaz güllerin sığınağı haline gelmişti. Kapıdan başlayan gül demetleri koltukları ve masasının üzerini sarararak her tarafla bir bütün olmuştu. Melek hayranlıkla bu görüntüyü izlerken küçük adımlarla masasına doğru ilerledi. Koca bir buket masasının üzerinde onu beklerken her bir güle gözleri dolarak bakıyordu. Buketi kucağına aldığında beyaz güllerin arasında gördüğü bir kırmızı gül ile nefesini tuttu. Sevdiği adam bu kadar romantik ve düşünceliyken Melek aldığı her nefise şükrediyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Meleğin Ateşi
General FictionMelek ve Ateş... Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa? Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
