Hayırlı Akşamlar ^_^
Part 2 ile karşınızdayım ^^ Bu bölüm yorumlar coşar inşallah ^^ ( coşmayacak gibi de değil ki :p )
Bol yorum ve votelerinizi bekliyorum <3
Keyifli okumalar :) Bu arada karne alan okurlarımı tebrik ederim. Umarım karneleriniz istediğiniz gibi gelmiştir.
Seviliyorsunuz <3 <3 <3
....
Haftalardır beklenen büyük gün nihayet gelmişti. Güneşin ışıltısı o güne özel daha da parlarken Ateş, heyecanla soluğu kuaförün önünde aldı. Sabaha kadar uyuyamayan genç adam bugünün gerginliğini üzerinden atamazken Melek'i gördüğü gibi tüm gerginliğin uçacağını biliyordu. Arabasından hızla indiğinde damatlığına göz attı. Beyaz gömleği haricindeki her şeyi simsiyahtı. Bu özel takımı meleği seçmişti. Ateş, her şeyinde sevdiği kadının izlerini görmeyi çok seviyordu. Şimdi de Melek'ini görecek olması Ateş'i mutluluğun en huzurlu anına hazırlarken genç adam gelinini daha fazla bekletmemek için kuaföre doğru ilerledi.
Ateş, kalan iki saatin her saniyesini sayarken gelinini görmek için oldukça sabırsızdı Kapıda kendisi gibi sabırsız olan Levent'i gördüğünde rahatça gülümseyerek genç adama baktı. O an açılan kapıyla ikisinin de bakışları kuaförün girişine takılı kalırken ilk çıkan Gonca ile suratları düştü. İki adam da Melek'in çıkışı beklerken Gonca, bakışlarını Levent'e çekti.
''Levent, Melek ilk seni görmek istiyor..''
Genç adam henüz tam olarak konuşmadığı Gonca'nın gözlerine bakmaktan kaçarak içeriye geçti. Bedeni genç kızın yanından geçerken gerilirken onun bu soğuk havası Gonca'yı da etkilemişti. Genç kız elinde olmadan ürperirken canı yana yana Levent'in arkasında bakarak kısa olan eteğini çekiştirdi. Hödük sevdiği her şeye rağmen kısalığı ve modeliyle göz dolduran buz mavisi elbisesine laf bile atmamıştı.
Kendi içinde sinirlenerek konuşan Gonca, Ateş'ten uzak durmaya çalıştı. Birkaç dakika sonra çıkan Levent, bakışlarını Gonca'dan kaçırarak Ateş'e doğru ilerdi.
''Seni çağırıyor... Kız kardeşim artık senin emanetin..'' diyerek elini Ateş'in omzuna dokundu. Duygusal bir andan kalan nemlenen gözler Levent'in sesinin de titrek çıkmasına neden olurken genç adam daha fazla orada durmayarak arabasına doğru ilerledi. Aklında ise kardeşinin unutamayacağı güzelliği ve sevdiği kadının o açık hali kaldı.
Ateş ise Levent'in omzuna konan elinden sonra heyecanla içeri geçti. Tek isteği bir an önce gelinini görmekti.
Tüm bedeni titrerken beyazlar içinde kendisini bekleyen meleğini gördü. Melek de özel tasarım olan gelinliğiyle Ateş'ini bekliyordu. Geleneksel motifli dantel kumaşla tasarlanan gelinliğin alt kısmı dar kesim deniz kızı modeliyle tasarlanmıştı. Melek'in hep hayal ettiği gibi abartıdan uzak zarif ve şıktı. Gelinliğin üst kısmının ise askılı kolları yana düşüktü. Duvağının da ince dantel tüllerden uzun oluşu ise tüm görevliler gibi Ateş'e de büyüledi. Genç adam Melek'in açık bırakılan dalgalı saçları ve saçlarının üzerine konan ince taç ile ''Gönlümün baş tacı...'' diye fısıldarken ''Nefesim...'' diyerek Melek'e daha da yaklaştı. Nefesi attığı her adımla daha da kesilirken adımları gelinliğin eteklerinde durdu. Duygulanan Ateş, dokunmaya kıyarcasına ellerini kaldırarak Melek'in çenesine dokundu.
''Çok güzel olmuşsun Meleğim... Nefesimi kestin, ömrüme ömür kattın.''
Sevdiği kadının alnına en içten buseyi konduran Ateş, kendisini zorlukla genç kızdan çekti. Meleği hayallerinden de öte bir şekilde karşısında duruyordu. Yutkunan genç adam ''Seni seviyorum meleğim... Seni çok seviyorum benim güzel gelinim...'' diye fısıldadı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Meleğin Ateşi
General FictionMelek ve Ateş... Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa? Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
