Multimedya: Levent & Gonca
Hayırlı Akşamlarrrr :))
Dolu dolu bir bölüm sizleri bekliyor. Ben bu bölümü çok sevdim bakalım sizler nasıl bulacaksınız? Bu bölüm biraz daha Melek, Gonca ve Levent ağırlık oldu. Yeni bölümün hangi ağırlıkta olacağını ise bölüm sonunda anlayacaksınız ;)
Ben dolu dolu yazdım ve sizlerden de dolu dolu yorumlar ve dolu dolu voteler bekliyorum :D Şimdi kendinizi gösterme sırası sizde ;)
Facebook grubum; Hatice Kurtaran'dan <3 adlı grubuma hepinizi bekliyorum. Bol bol Meleğin Ateşi karakterleri ve alıntıları paylaşılıyor. Bence gruptan uzak kalmayın ;)
Keyifli okumalar <3
13. Bölüm
Sitenin önünde duran Gonca, Melek'e baktığında onun yine bir yerlere dalıp gittiğini anladı. Güzel geçen akşamları suskun bir şekilde sonlanırken Gonca kısa bir süre sonra Melek'in içindekileri ona dökmesini istiyordu. Onun tek başına onca acıyı kaldırmasını, çevresine de sahte mutluluk sergilemesini istemiyordu. Gerçek bir dost gibi hem iyi hem de kötü günlerinde, anılarında onunla olmak, onun duygularını paylaşmak istiyordu. Buna hem kendisinin hem de Melek'in çok ihtiyacı vardı.
''Melekcim? Huhu geldik müdüre hanım! Nerelere dalıp gittiniz yine?''
İçindeki boşlukta düşüncelere dalan Melek, duyduğu sesle ürkerek gerçekliğe dönerken evinin önüne geldiklerini fark etti. Kendisini izleyen arkadaşına döndüğünde gülümsemeye çalışarak ''Nereye daldığımı bende bilmiyorum açıkçası. Güzel geçen gecenin ağırlığı çöktü sanırım.'' dedi.
Gonca onun yine içine çekildiğini anladığında bu gecelik daha fazla konuşup da Melek'i kendisinden usandırmak istemedi.
''O zaman doğruca eve gidip yatağına yatmalısın. Yarın seni dinç görmek istiyorum Melekcim. Zira benim dinlemek bilmeyen çenemle başa çıkamazsın.''
Gonca'nın gülerek söylediği sözler Melek'i de güldürürken genç kız sıcak gülümsemesi ile, ''Yavaş yavaş alışıyorum sanırım. O kadar da yormuyor beni artık,'' diyerek kıkırdarken ''Dikkatli git sende. Yarın görüşürüz.'' diyerek arabadan indi.
Gonca, gitmeden Melek'i güldürdüğü için mutlu olurken dudaklarını büzerken sesli bir şekilde, ''Tamam annecim,'' diyerek güldü ve arabasını çalıştırarak oradan uzaklaşamaya başladı.
Melek onun bu tepkisine gülerken yavaş adımlarla sitenin bahçesine girerek evlerine doğru yürümeye başladı. Adımları ağır bir şekilde ilerken önüne gelen gölge ile irkilerek başını kaldırdı. Kendisine sinirli bir şekilde yaklaşan abisini gördüğünde başını sallayarak sözsüz bir şekilde ona sinirinin nedeni sordu.
''Hani sen akşam yemeğine gitmiştin. Senin o dilli düdük ile ne işin var?''
Abisinin sert çıkan ses tonuna anlam veremeyen Melek, düz bir tonda ''Yemeğe gittim zaten. Arabamı da kreşte bıraktım, Gonca'nın arabasıyla gittik. Onunla neden bir işim olmasın ki?'' diye sorarken sorgulayıcı bakışlarını abisinin gözlerinden çekmiyordu.
''Ben sana demedim mi ondan bana bahsetme diye? O turunç kafadan uzak dur kardeşim. Mazallah çenesiyle seni de kendisine benzetir. Hoş ona benzersen bende seni bir güzel benzetirim ya!'' diye sinirle soludu. Melek onun bu tavrına anlam veremezken aklına gelen şeyle gülmeye başladı. Zira kendisi yerine abisi Gonca'ya benzemeye başlamıştı. Bu durum ise genç kızı daha çok güldüreceğe benziyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Meleğin Ateşi
General FictionMelek ve Ateş... Biri pişmanlığın kor ateşine düşmüş, biri ise yüreğine düşen kor acıyla baş başa kalmış. Peki ikisinin de bu kordan çıkması ne kadar mümkün? Ya ikisinin de koru birbirlerinde tamamlanıyorsa? Soruların cevap bulacağı, vicdanların ko...
